Image Slider

[FREE MELON] Toplumun Psikolojisi / Üniversite / Sınavlar & Hayat

| Tarih:
Cuma, Kasım 17, 2017

Toplumun garipleştiğinin farkında mısınız? İnsanlar herşeye karışır, her olaya el atar herşeyden anladığını sanar bir yapıya büründü. Bunun en büyük etkisi sosyal medya > ülkenin yönetimi > kötü yaşam koşulları.

Birşeyi de bilmeseniz ne olur?

O kadar alışmışlar ki internette, sosyal medyada herşeye atlamaya her ağzına geleni söylemeye ve bilumum konuda fikir sahibi olduklarını sanmaya.. Yemek istemezsin yanındakiler atlar; Aman ne yiyorsun ki zaten... Sokağa çıkmak istersin; Hergün dışarıda iyice şey oldun sende... Bir ton iş yaparsın tam oturursun tembel uyuşuk görülürsün. Size ne? Karışmayı bırakın artık. Kendinize göre "bir insan nasıl olmalı?" sorusuna cevap verip o şekilde yaşayın. Başkasıda kendine göre..

İstediklerini yapmazsın bu seferde aykırı olan sen olursun. Ne saçma iş.
Tabi bunlar neden oluyor sanıyorsunuz, saydıklarımdan. Atıyor yorum internette, cevap görüyor onada atlıyor sen böylesin, şöylesin.. Yavaş yavaş sosyal hayattada bu şekilde yaşayabileceğini düşünüyor. Bittimi? Hayııır.. Siyasiler, halkı yönlendiren kişiler ekranlarda benzer fikirleri poh pohluyorlar. Bunları duyan o "akıllı" kişilerde sokakta böyle davranmaya başlıyorlar.


İnsanlar propagandaları sünger gibi çekmeye, dışarıda da bunları boşaltmaya başladı. 

Kötü yaşam koşullarına, kıskançlık, çekememezlik, ekonomik sıkıntılarıda ekleyin alın size insanları yönlendirmeye çalışma, etki altına alma sebepleri. EN DOĞRU BENİM, SENSE TAM BİR VASIFSIZ HİÇ BİR İŞE YARAMAZ VARLIKSIN, HAADİİİİ EYV.

**

Üniversitelerin gereksiz şekilde uzun olduğunu düşünüyorum. Hatta meslek yüksek okulları dışındaki üniversite sisteminin değişmesi gerektiğini de savunuyorum. Sadece teorik olan okullar insanları yeterli şekilde eğitemiyor. Aylarca okula gidiyoruz, ne dersleri tam dinliyoruz ne ders çalışıyoruz (büyük çoğunluk böyle) Sınav haftası geliyor, herkes bir hafta öncesinden sınav sonuna kadar  kadar ders çalışıp sınavlarından geçiyor yada kalıyor. Haksız mıyım?

Sınav döneminde okulun hademesiyle muhabbet ediyorum; Bıkmış artık sıra üstlerini, duvarları silmekten. "Heryer kopya, ne ders çalıştığınız var ne okula geldiğiniz, sınav zamanı geliyorsunuz. Biraz çalışıp kopya yazıyorsunuz ondan sonra dersi geçip diplomanızı elinize alıyorsunuz" diyor. Evet doğru. Bende böyleyim. Sende böylesin ve eminimki en az %85 üniversite öğrenciside böyle. ÇÜNKÜ ÇOK GEREKSİZ!

Üniversite 2 yıl olmalı. İlk yıl bölümün teorik bilgileri öğrencilere alt yapı hazırlayacak. -belki hazırlık sınıfı olabilir- Sınavlarda şuanda olduğu gibi ilk sene teorik bilgi sınavları gerçekleşecek. Sene bittiğindeyse, gelecek seneye okul her öğrencisine staj imkanları, mesleğini, öğretimini yapabileceği iş alanları konusunda yatırım yaparak iş hayatına yaklaştıracak.




"Bingöl'de Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
öğrencileri, okulda yaptıkları işlerle okullarına yaklaşık 300 bin lira gelir sağladı."

Bu haftanın haberi. (13.11.2017) Bakın, bu işler böyle oluyor işte. Zamanında köy enstitülerini kaldıran güçler kimmiş neden yapılmış herkes biliyor. Neden tekrar gelmiyor çünkü yapılırsa başka rejimin başlangıcı olacağı düşünülüyor. Neden olsun ki. -Sanki ozaman öyleymişiz gibi.- Haberle ilgili site linkide vermiyorum. Yanlı konuştu oluyor. Alın başlığı kendi kaynaklarınızdan bakın gerçek mi değil mi. Öğrencilerin otomotivden, mobilyacılığa kadar yaptıklarını göreceksiniz.

Fakaat demiyorum ki öğrencilere zorla, ne istediğini bilmeden alan seçtirip öğretmenler kafasına göre okutsun. Öylede olmaz. Üniversite kısmını anlattım. Liseden itibaren konuşursam günler sürer sadece diyebilirimki, öğrenciler iş alanlarını, yapabileceklerini, meslekleri iyice bilip seçtikten sonra eğitimlerini alacaklar. Meslek diyince aklınıza sadece marangozluk, otomotiv, inşaat gibi alanlar gelmesin, grafik tasarım, sinema, çizim, edebiyat gibi alanlarda dediklerimi kapsıyor. Öğrenciler önce kendi yeteneklerini bilip tanıyacaklar. Meslekler hakkında bilgileri olacak ve yavaş yavaş hayatlarına karar verecekler.


Son sitemim: Üniversite öğretmenlerine. 20 yaşından büyük insanları zorla yoklama alma egonuz için sınıfta toplarsınız gelmeyeni yoklamadan bırakırsınız.. Sanki üniversite okumak zorunluymuş veya okuyan herkesin işsiz, güçsüz, amaçsız olduğunu sanarak. Ama sınav döneminden sonra akademik takvimde yazan "sınav açıklama" tarihini sarkıtarak geç okursunuz ozaman size kimse laf diyemez. Hep siz haklısınızdır. Sınıfa geç gelmeleri saymıyorum bile. Gerçekten üniversitedeki yoklama olayını hiçbir zaman anlayamayacağım.

Decided To Start The Day With My Own Suicide

| Tarih:
Çarşamba, Ekim 18, 2017


Gökyüzüne baktığımda artık aklıma gelen tek şeyin; Acaba yıldızların suçu neydi de yanlız olmadıkları halde yanlız kaldıklarını düşünmek olduğunu fark ettim.

Yaşamaya çalışıyorsun, herkes tarafından görülüyorsun fakat köşende hep yanlızsın. Söndükçe küçülüyor daha da kendine çekiliyorsun. Anlamıyorlar, ısrarla karanlık tarafını dönmeye başlıyorsun. Sanıyorlar ki hep öyle kötü tarafın kalmış parçalanmışsın. Aslında bir zamanlar parıldıyor gülümsüyordun. 

Peki acaba o tatlı yıldızın suçu neydi.
Elinde olmayan umutların peşinde koşmak mı. Mutsuz olacağını bilsede mutlu olacağına inanarak yaşamaya çalışmasımıydı. Belkide 'takım yıldızı' olmayı seçip herkes gibi olabilirdi. Ama o genede herkes olmaktan uzak yanlız ve mutsuz yok olacaktı.

—Every star was once darker than the night, before it awoke.

Japonya'da Anime Sever Penguen'in Ölümü İçin Yas Günü

| Tarih:
Pazar, Ekim 15, 2017


Saitama hayvanat bahçesindeki penguen -anime karakterinin karton figürüne aşık olduktan sonra Japonyada ünlü olmuştu- geçtiğimiz perşembe günü 21 yaşında vefat etti.

Tobu hayvanat bahçesi yetkililerine göre insan yaşıyla kıyaslanırsa 80 yaşlarında bir penguen.

2017 yılının başında, Humboldt eşi tarafından terk edildikten sonra psikolojisinin çok fazla bozulmaması için Tobu hayvanat bahçesi yetkilileri "Kemono Friends" animesinden Hululu karakterinin figürünü Humboldt'un yaşadığı bölüme koydu. Daha sonra yetkililer hüzünlü penguen'in yanlızlığını gidermek için saatlerce Hululu'ya baktığını gözlemledi.

Romantik penguen'in bu davranışı bir viral haline dönüştü ve farklı ülkelerden milyonlarca hayranın hayvanat bahçesini ziyaret etmesini sağladı.

(VİDEO SİLİNDİĞİ İÇİN KALDIRDIM.)

Tobu hayvanat bahçesindeki penguen bakıcısı Eri Nemoto gazetecilere; "Humboldt'un Midori adında eşi vardı fakat terk edildi. Onu rahatlatmak için bu karton figürü koyduk" şeklinde açıklamalarda bulundu.

Humboldt 171013 ~

Hislerinizi Dinleyin

| Tarih:
Pazartesi, Eylül 25, 2017

Bir kaç ay önce acayip şekilde daralıp bazı kötü hisler içine giriyordum. Tabi hiçbirinin birşeyle bağlantısı olduğunu düşünmeyip tamamen kafamda kurduğum olaylardan olduğunu düşünürken hislerim iki, üç gün aralıklarla gördüğüm mesaj veren rüyalara dönüşmeye başladı. Rüyalarımın hepsinde farklı ortamlar durumlar olsada bir konuyla ilgili bütünlük sağlıyordu. Beni korkutan ve çıkmazın içine sürükleyende buydu, belki olayları farklı şekilde görüyordum ama yaşadığım sonuç hep aynıydı. Kafamda çok büyüttüğümü düşünürken aynı zamanda hislerimden de bahsetmeye başladım. Kısa sürede olmasada -belki hislerimin bana karşı olan ısrarı sayesinde- aylar sonra, gördüğüm hissettiğim durumun olduğunu öğrendim. Çok garip değil mi?

Hislerimin iyi olduğunu hatta bazı duyularımın açık olduğunu düşünüyordum fakat bu kadar beklemezdim. Artık mesaj verdikleri seviyeye ulaşmıştı. His olgusunun kişiye verilmiş bir ödül olduğunu düşünüyorum. Eğer ki açık, yalansız ve gerçekleri söyleyen biri olursanız hayat size karşılığını veriyor. Kötü birşey yaşamassınız demiyorum. Fakat bir acı yaşayacaksanız bu en olgun karşılayabileceğiniz şekilde olabiliyor. İyiliğinizin karşılığı olsa gerek. Yaşadıklarınızı söylemekten çekinmeyin, hislerinize güvenmeyip ruhunuzun derinliklerine atıp size karşı kırılmasını sağlamayın, açık sözlü olup cümlelerin ağzınızdan birer birer çıkmasını sağlayın.

Daha iyi bir olmaya çalıştıkça sanki hisleriminde geri dönüş yaptığını fark ediyorum.
İyi olmak değişir. Sizin doğrularınız sizin iyiliğinizdir. Doğrularınızdan vazgeçip kendinizi bastırırsanız birçok şeyde sizi bastırır. Buradaki iyilik yardım etmek veya öldürmek değil.

Özellikle bir yıldır konuşulanların ne olacağını hissediyor gibiyim hatta bazen cümleleri tamamlaya başladım. Veya birşeyleri tahmin ederken çoğunlukla doğru biliyorum. Bazen bunuda bilirsem yok artık diyip bu sefer kendi algımı kapayıp sallama metoduna geçip bilememezlikten geliyorum. Böyle olması şimdilik daha iyi çünkü üst seviyesinin görmek istemediklerimi göstereceğini biliyorum.


Asya Serüvenim #2 Tokyo'ya Gidiş, Heyecan Ve Gezilesi Yerler (2 Gün)

| Tarih:
Cuma, Eylül 01, 2017
Japonya'ya aktarmalı uçak bulamadığımız için ilk üç gün Koreye gitmek zorunda kaldık. Şimdi daha fazla zarara uğramadan Japonyayı gezme vakti. (Japonya gezisinden sonra tekrar Koreye döneceğiz.)

Benim için çok heyecanlı oldu. Kendimi bildim bileli Japonya'ya gelme hayaliyle yaşamıştım. Her sene "Gitmek kolayda dönmesi zor olur, gitmeyeyim" "Giderim ama bazı sebeplerden ötürü gitmemek en iyisi" "Gidince oranın yüküyle yaşayabilecek miyim" sözlerini kurmayı bir kenara bırakıp artık gitme kararını verebilmiştim. İndiğim an duygulandım. O günde şansımıza One Direction grubudan bir üye Japonya'ya geliyormuş. binlerce liseli, küçük yaşlarda çocuklar arkada aileleri ellerinde one direction posterleriyle bekliyorlardı. Tıklım tıklım olunca kaybolacağız diye biraz korktuk. Kore'ye göre daha az ingilizce kelimeli tabelalar vardı. Japonca azıcık biliyorumdaaaaa o Kanjiler yok mu.. Ufak çaplı korkumuzu atlatınca metroyla otelimize direkt gidişin olduğunu öğrendik. Havaalanı içerisinde hızlı trenlerin bilet satış yerleride mevcut.

Biletimizi aldıktan sonra saatine yetişmek için tren yerine hızlıca geldik. Geldiğimizde biletimizde yazan tren numarasıyla aynı tren durakta bekliyordu fakat iki treninde rotası farklıydı. Ablamla binsek mi, binmesek mi bakışlarımızdan sonra dayanamadı yanımızda bekleyen bir Japona sordu. Unuttuk tabi high class ülkeye geldiğimizi. Saatinde gelecek öyle bineceksiniz bu başka yere gidiyor dedi. :') Alışmışız...

Uzun süren yolculuk sonrasında -1.5 saat sürdü- indik. Japonya'da mahallelere kadar her yere metro çıkışları var. Bu yüzden binmek veya inmek mesele değil doğru yerden çıkışı yapabilmek mesele haline gelmişti. İnternetimiz yok, her yer kanji. Çat pat bilgimle haritalardan birşeyleri anlamaya çalıştım ve yukarı doğru çıktık. Fakat adamlar öyle bir yapmış ki metro + yeraltları tamamen yaşam alanlarına dönüşmüş. Minik avm'lerden tutun yiyecek restorantlarına kadar herşey yerin altında var. Sokaklarda bir o kadar sessiz sakin.

İlk otelimiz 'Chūō'da bulunuyordu. Burası Tokyo'nun merkezine 30 dakika uzaklıkta. Nüfusu yaklaşık 200bin. Kore'ye göre çok daha bakımlı temiz ve sessiz bir yerdi. Şehrin ortasında da büyük bir nehir bulunuyor iki tarafa ayırmış durumdaydı. İlerleyen günlerde diğer tarafında kaldık ama orası merkeze daha uzak kalıyor.


Otele yerleştikten sonra görseldeki makinalardan ulaşım sorununuzu halletmenizi tavsiye ederim. Bilet olarak almak pahallıya geliyor hemde bileti heryerden alamıyorsunuz. PASMO / Suica isimli iki tane kartları var. Anladığım kadarıyla pasmo biraz daha yaşlıların kullandığı ve her yerde geçmeyen kart. Suica ile gidemeyeceğiniz hiçbir yer yok. Kartı alırken yanlış hatırlamıyorsam 1.000 Yen depozito alıyor. Kartıda makina anında veriyor. Doldurma işlemide bu makinalardan. Tabi öğrenci veya Japon vatandaşı olsak eminim daha karlı daha ucuz ulaşım kartları mevcuttur. Şanslıyız ki makinada az da olsa ingilizce seçeneği var.

Koreden Japonya'ya gitmek kısa gibi görünsede +2 saat sürüyor ve uçak fiyatlarıda ucuz değil. Bu yüzden olacak ki kalktığı an yemek veriyorlar. Şansıma ablamın midesi bulanıyordu ve onun yemeğinide yemiştim asdgsadgsdgs. İşin garip tarafı gezide bir türlü doymuyordum, saatlerce yürüyoruz deli gibi acıkıyorum. İndiğimizde trenle gelirkende acıktığım gibi.. Oteli hallettikten sonra "HADİİ YEMEEEK" diye söylenmeye başlamıştım. Ablamda tam Türk kahvaltı manyağı ekmeksiz, çaysız, peynirsiz, domatessiz kahvaltı yapamaz. Bu ülkelerde kahvaltı seçeneğiniz kocaman "0" Her yer et restorantları, domuz restorantları veya geleneksel pirinç, ramen tarzı restorantlarla dolu. (Şaşırmaya gerek yok.) Yapacak birşey yok diyerek dışarıdan tatlı görünen yemek yerine kendimizi attık. Yumurtalı körili etli pirinç menusu alıp hayvan gibi yemeğe başlamıştım. İlk yediğim yemeğin fotoğrafı;