Image Slider

Hasta: 4

| Tarih:
Pazar, Temmuz 14, 2019

Gömleğimi iliklediğim sırada hiçbir zaman tam anlamıyla kapanmayıp, özel hayatımızın olduğunu hissettirmeyecek yarı aralık kapımdan içeriye doğru aynı ritimle söylenen "is my rii nını is my rii" melodisine benzeyen seslerin geldiğini fark ettim. Neden bana gömlek verildi? Ve neden gömleğimin düğmelerini ilikliyorum. İki sorunun da cevabını bilmeden üzerim yarım iliklenmiş ve salaş gömlekli tarzımla sese doğru gitmem gerek. Her korku filminde olduğu gibi gidilmemesi gereken yere doğru gitmem lazım.

'Bu parkelerin üzerinden tek bir düzlükte hızlıca gittiğimde arabayla gidiyormuşum gibi oluyor'. İlk vardığım oda bizim katın herkese açık olan lavabosu! Sesi hala duyuyorum fakat orada değilim. Boğuk ambiyans ile gelen bir ses var ve hala aynı tonda. Ama sanki sözleri biraz daha iyi duyuyor gibiyim. Her açtığım kapı beni biraz daha sese doğru yaklaştırıyor ve işin ürpertici boyutu, sesi çok daha gürültülü duymaya başlıyorum. 4. kat görevlisi aniden beni kolumdan çekip 'ses falan yok, üzerindeki ile bu şekilde gezemessin' dediğinde ona sesten bahsettiğimi hatırlamadığımı fark ederek, neden gidiyorum? bu gömlek ile gezilemez? kafamın içerisinde düşünmeye başlıyorum. Hiç durmadan ilerlerken neyin ne olduğunu anlayamaz oldum.

Çok yoruldum.
Anlamsızca bir sese doğru gidiyorum ve bu eski püskü delirmemişler hastanesinde asansör adına hiçbir şey yok.
Ne ara 4. kata geldim onun bile farkında değilim. Dinlenmem gerek.

Melodi olmayan bazı başka seslerde duymaya başladım, ne oluyor diyorum ne oluyor!!

Cama doğru yönelip aşağıya baktığımda bir kafesin içerisinde Puma görüyorum. Sanırım bu delirmemişler hastanesi beni sonunda delirtti diye düşünürken rengi olmayan bir aracın içinden sevgili Okan B. iniyor. Burada herkes delirmiş olmalı. Artık bu sese doğru gitmek zorundayım. Her adımımda daha fazla yaklaşıyorum. Son adımımı attığımda bir kalabalığa doğru geçiyorum ve duyduğum melodi artık daha net. "Serkan is my girl, serkan is maa gooorl, serkan is my girl". Anlamadığım ise sevgili Okan B. nasıl burada olur ve bu tipler neden bu havalı gömlekleri ile 'Serkan is my girl' şarkısını söyleyerek karşımızda duruyorlar.

Şüphesiz bugün hastanemizin sezonluk kıyafetlerinin değişim günü. Bizlerde yeni kıyafetleri deneyen birer futbolcu gibiyiz. Muhtemelen kafesin içerisinde getirilen Pumada bizim maskotik imgesel sponsorluğumuz. Kayıtsız şartsız sözleşmesini sonsuza kadar imzaladığım hastanemin bir numaralı hasta olmayanı ve kıyafet tanıtımını yapan bir modelim. Ama ne modeliyim hala onu anlamadım. Kapımın arasından püfür püfür esen kış esintisi ile ne yaptığını bilmez insanları rahatça eleştirebilecekken her sezon değişime uğramayıp tabiri doğru oluyor ise eğer; Makinede yıkanıp önümüze tekrar tekrar sunulan, yeni bunlar diye yutturulan bu kıyafetler.. Aman tanrım!

Bir dakika. Ben jüriymişim?


Steins;Gate Animesinin Akihabara'daki Gerçek Yaşam Yerleri

| Tarih:
Cuma, Temmuz 05, 2019
Steins;Gate Animesini çok seviyorsunuz ve gerçek yaşamda yerleri bulunuyor mu? Nereden esinlendiler diye düşünüyorsanız aradığınız cevapları görselli bir şekilde alacaksınız!!

1) Akihabara İstasyonu (Akihabarada 2 istasyon bulunuyor).
Bunlar; Akihabara JR ve Akihabara Tokyo Metro'su. Her ikiside aynı lokasyonda bulunuyor fakat Tokyo Metro'sunun çıkışları Akihabaranın merkezine çok daha kısa bir yürüyüş mesafesindedir. İkiside sizi bu istasyon noktasına götürecek.


2) Rukako'nun Evi.
Adres: 2 Chome-25−1 Kanda Sudacho, Chiyoda-ku, Tokyo-to 101-0041
[GOOGLE MAPS TIK]



Japon Usulü Tasarruf (Setsuyaku - 節約)

| Tarih:
Pazar, Haziran 16, 2019

Setsuyaku, Japoncada bir ekonomileşme (ekonomiyi iyi hale getirme) kelimesidir. Ekonomiyi düzeltmek için birçok yol bulunmakta. Ana fikir olarak; Enerji tasarrufu ve para tasarrufudur. O halde bizde Japonyadaki farklılıklarına ve şekillerine bakalım.

*Kyoto Protokol bildirileri, yaptırımları ve sera gazındaki düzenlemelerin 1997 yılında kabul edilmesinden sonra Japonya dünyayı daha yeşil bir geleceğe taşımak için öncü olarak çalışmalarına başladı.

Yapılan çalışmalara rağmen enerji tüketiminde ciddi bir düşüş gözlemlenmedi ancak 2011 yılında yaşanan Tohoku depremi sonrasında Japonya büyük bir değişim için birlik oldu. Tohoku depremi Japonya'nın doğu bölgesindeki enerji alanlarının tahrip olmasına neden olmuş ve devlete ait enerji şebekelerinde sıkıntı yaratmıştır. Bu süreç tüm şehirlerin enerji akışında yoğunluk yaşanmasına neden olmuştur. Problemden kurtulmak hemde doğaya karşı pozitif eylemler katabilmek için Japon halkı setsuden adında bir kampanya başlattı. 2011 Temmuz ayından itibaren daha az enerji kullanan bir yaşam tarzı benimsenerek setsuden ulusal bir harekete dönüştü.

Hükümet ise tasarruf konusunda çılgınca adımlarına ve başarılarına devam ediyordu. Artık ofis binaları içerisinde çalışan klimaların 28C'de sabitlenmesi için CoolBiz adında teşvik edici projeleri başlatarak bazı yasal yürürlülükler çıkarttılar.

*CoolBiz Japon çevre bakanlığı tarafından elektrik tüketimini azaltmaya yönelik yardımcı olmayı çabalayan bir yasal yardım kampanyasıdır. (2005 yılında yürürlüğe girmiştir.)


Aslında Japonlara göre enerji tasarrufu ve para tasarrufu eş anlamlı. Onlar için ikiside birlikte gerçekleşiyor. Tokyo dışarıdan çok pahallı bir şehir imajına sahip olsa da, yerel halk ellerindeki bütçeyle en az harcama yaparak yaşamanın bütün sırlarını biliyor.

Parayı düzgün harcamanın en önemli yollarından bir başkası ise süpermarketlerde başlıyor. Japonyada ki marketlerin içinde günlük olarak gelen hazır yemekler bulabilirsiniz. Pirinç kekleri, sandviçler gibi. Bu tarz yemek ürünleri akşam vakitlerinde %50 indirime girerek satılmaktadır. İndirimler tamamen günlük olarak tüketilmesi gereken yemek oldukları için bozulmaması adına yapılan indirimlerdir. Hem ertesi güne bayat bir ürün kalmıyor, hemde daha ucuza beslenebiliyorlar. Ya da hazır ürünler yerine daha az para harcamak istediklerinde yabancı restorantlar yerine yerel ev yemekleri yapan yerleri tercih ediyorlar. Ortalama 800 ¥ (Yen) ile ciddi bir menü alınabiliyor. Her ne kadar Türkiye için bu rakam şuan 45TL'ye tekabül etse de onlar için çok ucuz rakamlar. (Pet şişe su fiyatları 150-350 ¥ arasında olduğunu düşünürsek.)

Giyim içinde tasarruf yapabileceğiniz birçok alan var. Modaya uygun kıyafetleri çok ucuz bir maliyetle satın alabiliyorlar. Tokyo'da neredeyse sınırsız kıyafet satan dükkanlar var ve bunların içerisinde ikinci el satan yüzlerce dükkan bulunmakta.

Japon halkı kullandığı herşeye değer vererek dikkat ettiği için ikinci el ürünlerde hiçbir deformasyon yada sıkıntı bulunmuyor. 2. el dükkanlar özenle yıkanmış, temizlenmiş ve korumaya alınmış kıyafetlerle dolu. Kıyafet satın aldıklarında birgün satabileceklerini ve onlardan sonra başkasınında giyebileceğini bilerek hareket ediyorlar. Ek olarak internet üzerinden de birçok satış platformunda aktif bir şekilde Japon halkı duruyor. Genel olarak sağlam bir moda ve kıyafet bilincine sahipler.

Setsuyaku farklı yorumlara açık ve çok yönlü bir kelimedir. O yüzden herkesin tasarrufu farklı şekilde gelişebilmekte. Unutmamakta fayda var; Setsuyaku modern şehir yaşantısının ayrılmaz bir parçasıdır.

*Kyoto Protokolü: Kyoto Protokolü, sera etkisi yaratan gazların salımlarını (emisyon) kısmak üzere sanayileşmiş ülkelere çeşitli hedefler belirleyen uluslararası bir anlaşma. Sera etkisi yaratan gazlar, kısmi de olsa, küresel ısınmanın, yani küresel ısının yeryüzündeki hayatı tehdit edecek derecede artmasının nedenleri arasında gösteriliyor.

Anlayamıyorum.

| Tarih:
Perşembe, Haziran 06, 2019

Yaşadıklarımı anlayamıyorum. Eğleniyorlar, birşeyler yapıyorlar. Bense geriye gidiyorum gibi. Yada acaba benim gibiler de mi geriye gidiyor? Kimsenin mutluluğunu, hayatını kıskanmadığıma eminim. İç geçirip keşke bende böyle olsaydım şunları yaşasaydım gibi etkinlikleri içimden geçirmiyorum. Fazladan okumak mı, büyüdükçe okumaya devam etmek mi zarar verdi anlayamıyorum. Reklamlar, hayatlar insanlar hep neşeli herkes memnun gibi görünüyor. Açıkcası ekonomiye, yaşıma, boş boş okumalarıma, hala askerlik yapmamış olmama, seçimlere, bakabileceğim herşeye baksamda olmuyor anlayamıyorum. Anlayanın da olduğunu sanmıyorum! reklamların, televizyonun hayatı kandırdığını bilmezmiş gibi konuşmuyor mu. Teknoloji iyiydi güzeldi de hayatın içine edip başka bir tarafından çıktı. Fotoğraf çekmenin bile verdiği mutluluk vardı. Çocukken zar zor çekerdik. Kartuşları fotoğrafçıya götüreceğiz de, çıktısını verecekler de, parıl parıl albümlere koyacağızda. Ha! Sen sanki çok mu gördün. Senin gençliğin de herkesin elinde Nokia 6600 vardı diyeceksin, evet oda doğru ama hiç değilse fastfood gibi hayatın içinde büyümedim zaten anlayamıyorsakta o yüzden heralde? (Heralde!!) Nedir yani hızlı yaşam, hızlı yaşam yemek ye, iç, yat, kalk sonra okula mı gidiyorsun işe mi gidiyorsun akşam bir iki saat anca vakit bulur oturursun arkadaşlarınla. Pat ailen arar tadını kaçırır. Var ya bu dünya'ya tek geleceksin aslında ama olmuyor işte onu çözmek mesele. (İyide ailem bana karışmıyor ki ben neden yazdım bunu) Birşey olur peşinden bütün aksilikler gelir seni bulur. Plan yaparsın o plan tarihine denk gelir herşey. Hayatın döngüsü bile fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapıyor. Anarşistler bu noktada hata yapıyorlar olabilirler. Esmeyen rüzgarın bile hesabını sorabilirlerdi. Biraz daha kendi içimdeki sorgulamaları arttırır ve derinleşen muhabbete girersem muhtemelen hasta konseptimi başka boyutu taşıyıp deli konseptine bürüneceğim. ANLAYAMIYORUM diyip gitmek istiyorum.

Yenilebilecek En İyi Ve Acı Dört Noodle!! (Ramen)

| Tarih:
Perşembe, Mayıs 30, 2019
Soğuk günlerin "Acaba içimizi ısıtır mı" sorusunun cevabı; Yorgun günlerin kaçış yemeği; Hasta olduğumuzda "Belki iyileştirir" diyerek alınan noodler hakkında konuşalım.

Ne yazik ki ülkemizde satılan çoğu noodle yada ramenler dandik. Adeta birer sanayi atığı gibi tatları mevcut. (paket olanlar.) Fakat Asya kıtasında inanılmaz lezzetli bir şekilde paket olarakta satılıyorlar.

Noodle (Ramen) Nedir?

Çin kökenlidir. Sulu çorbamsı şekilde sunulur. Japonyadaki eriştenin genel adıdır. Çoğunlukla et suyu ile yapılmakta olup yanında dilimlenmiş et, kurutulmuş gıdalar, deniz yosunu, yeşil soğan, mısır gibi ürünlerle sunulur. Birçok türü bulunmaktadır. Ramen çeşitleri kalın, ince, uzun veya daha kısa hatta kurdele şeklinde yada dümdüz olabilmektedir.

Endonezya > Çin > Malezya > Güney Kore'de satılan en acı dört ramen hakkında bilgi sahibide olacağız.
(niye Japonya yok kardeşim orasıda Asya kıtası değil mi yooav.)


JML - Acı Baharatlı Sığır Etli Noodle (Çin)



Ürün diyorki: Biber acısını yolluyorum arkasından özenle çekilmiş karabiberi bastırıyorum. Zencefil sarımsakla beraber sığır etli noodle'ını güzelce yiyorsun. Biber aroması kesinlikle yiyen kişinin dudaklarında iğne acısı bırakacak kadar güçlü.

MyKuali Penang - Beyaz Körili Noodle (Malezya)



MyKuali'nin bu ürünü için ünlü Lucky Peach yemek kitabı "Piyasada bundan iyisi yok" demiştir. Aslında beyaz körili noodle için normal bir yemek yerine ağır baharatlı kalın noodle yemeği diyebiliriz. Sıcak su koyulduğunda acı salçasıyla beraber yoğun et suyu karışmaktadır.