Image Slider

Sony Yaz Festivalinde Japon Teknolojisini Deneyimleyin (Shibuya)

| Tarih:
Pazar, Temmuz 15, 2018
Sony Shibuya projesi: Modi binasının birinci katında ziyaretçilerine açıldı. Binanın girişi ürünlerin ve paylaşılan içeriklerin bilgi merkezi işlevini görüyor. Etkinliğin adı Sony De Asobu "Natsumatsuri" (Sony ile Oynayalım – Yaz Festivali) Ziyaretçiler aibo robotuyla oyunlar oynayabilir, VR teknolojisini yakından inceleyebilir ve Sony ürünleriyle ilgili çıkan tüm haberleri en doğru şekilde buradan alabilirler.

Eğlence Alanında: Sporu Hisset
Ayarlanmış atmosfer içerisinde nefesinizi daha iyi hissedecek, bineceğiniz fitness bisikletinde görsel olarak verilmiş büyük kubbe şeklindeki binaların arasında sporunuzu yaparken interaktif bir deneyim yaşayacaksınız. 22 Temmuza kadar geçerli olacak bu uygulamayla aynı yerde 23 Temmuzdan itibaren"KLEIN" adında bir uzay macera hikayesine de tanık olabilirsiniz.



Omatsuri Festivali: Unutmak Mümkün Mü?
Etkinlik alanında gezerken Sony, Japonlar için çok fazla önemi olan 'Omatsuri' festivalini es geçmemiş. Festivalin içindeymişsiniz hissi veren özel alanda fotoğraflar çekebilirsiniz.

Shibuya Yaz Festivali
"Sony Vision Shibuya" planıyla Modi önünde 500 inçlik bir dijital pano kuruldu. Burada ziyaretçiler için oluşturulmuş Taiko davulları, Takabue flütleri ve diğer geleneksel enstürmanlar arasından geçerken Sony kamerasına dokunmayı unutmayın.

VR – AIBO – OMATSURI

Etkinlik;
Yerleşke: Shibuya Modi 1.Kat -1-21-3 Jinnan, Shibuya, Tokyo-
Açılış-Kapanış: 11:00 - 21:00 *23 Ağustosta kapalı.

dxyz markası neler yapıyor? Amaçları nedir. (Kore - Viral Olacak.)

| Tarih:
Çarşamba, Temmuz 04, 2018

dxyz son zamanlarda Güney Korede meşhur olmaya başlamış kendi içeriklerini yapan/üreten bir markadır.

Çalışmalarına; Moda, sanat, tasarım, baskıyla başlamış son zamanlarda da eğlence içerikleri üreterek devam ediyor. Firma videolarında viral olmayı hedeflerken içeriklerindeki kıyafetleri satıyor olmaları dikkatimi çekti. Böylece ürünlerini çok iyi şekilde pazarlıyorlar.

Ürün tanıtımlarında "Eğlence ve düzensizliğin kombinasyonu" sloganıyla hareket ederek yeni başladıkları video içeriklerinde de tahmin edilemeyecek değişik hikayeler paylaşmak istediklerini söylüyorlar. Yaratıcı buldum.

Videolarda 'CC' üzerine tıklayarak ingilizce alt yazı ekleyebilirsiniz.


dxyz bölüm 3: İki Kadın Ve Bir Hamburger.
dxyz EP3. 두여자와 햄버거


Üniversiteler (Lisans) Eleştiri.

| Tarih:
Cuma, Haziran 22, 2018

Üniversite hayatına geldiğimde, özellikle 4 yıllık lisans üniversitelerin bizlere tecrübe ve bilgi katmadığını gördüm.

Teorik bilgi diye tutturuyorlar, kimse sormuyor: 4 yıl teorik bilgi vermek birşey katıyor mu? Katmıyor işte. Teorik bilgi öğrenilmeden bazı işlerin yapılamayacağı doğru, zaten bende teorik bilgi verilmesin demiyorum. 1-1,5 yıl boyunca verilecek teorik bilginin yeterli hatta fazla olduğuna inanıyorum. 2 yıllık üniversite okuduğumda bize 1. sınıfın ilk döneminde hızlandırılmış teorik bilgi verildi. İkinci dönemdeyse hoca her hafta sizlerden yaptıklarınızla ilgili sunumlar, içerikler neler yaptıysanız dinleyeceğim, artık sahaya inin şeklinde yaklaşarak bir nevi 'suya' attı.

Her alan için böyle olması mümkün değil, ama mümkün hale getirilebilir. Puanlar bu kadar düşük olup herkesin üniversite okuması yerine sınıfların mevcudu düşürülerek devlet her öğrenciye, staj hakkı yada imkanı tanıyabilir.

Sınıfların mevcudu devamlı olmayanları da eklersek 200-240'ları buluyor. Neden 50 devamlı öğrenci daha donanımlı olabilecekken herkesin hiçbir şey öğrenmeden okulu bitirmesini sağlıyoruz.

Bu sene üniversitemizde kolaylık olması için final tarihlerini 2 haftaya yaydılar. Normalde 8-9 gün içerisinde tüm sınavlarımız bitiyordu. Sınavdan önceki hafta çalışıp giriyordum, iki haftaya yayınca daha geç çalışmaya başladım. Sonuç olarak aynı notları alıyorum. Demekki bizi tembelliğe itti ve değişen tek şey zamanın uzaması oldu. Hangimiz her hafta ders çalışıp vizelere, finallere dolu dolu giriyoruz. 200 kişilik sınıfta 15-20 den fazla yapan öğrenci varsa yazımı direkt iptal ederim, ama yok. O kadar kişi olduğuna bile inanmıyorum. Okul 1 ayda olsa 5 ayda olsa, sınavlar 8 günde sürse 2 ayda sürse herşey aynı olacak. Sistemin değişmesi lazım.

Hoca 5 hafta boyunca her hafta 1 kez olmak üzere derslerde ödev yaptı, kimse yetiştiremiyordu getirmiyordu. -bende dahil- Sınav zamanı geldi 2 günde ödevi komple bitirdim. Yanlış birşeyler var demekki değil mi?

Teorik bilgiye bu şekilde maruz kalmamızın faydası yok. Sınavlardan sonra ne hatırlıyoruz. Sadece ilgimizi çeken konuları yada sınavda üst üste bir iki benzer soruyu yapamazsak araştırıyoruz. Merakımız yoksa aklımızda kalan tek şey hiçbir şey.

Teorik bilginin öğretim yılı azalacak ve;
Üniversitelerin sayısı azaltılacak = Giriş puanları artacak.
İkisinin sonucu = Daha kaliteli eğitim, iyi öğretmenler, her üniversitede verimli eğitim.
Okuyan öğrenci azaldığında = Üniversitede okumanın anlamı olacak eğitimli iş açığı oluşacak.
Okuyan öğrenci azaldığında = Burslar karşılıksız daha rahat verilebilecek.
Okuyan öğrenci azaldığında x3 = Staj, koşul, kütüphane imkanları kolaylaşacak.

Okumanın değeri tekrar artıp öğrenciler daha bilgi dolu tecrübeli, hemde vasıfsız eğitimsiz çalışanlarında kendilerine çeki düzen verdiği yeni bir sistem oluşabilir. 

Sokaklara bakıyorum insanların dükkanları var, o kadar şirket açmışlar, para ödüyorlar vergi veriyorlar, bir emek harcanıyor: Dükkanın tabelası bozulmuş, düşmüş, harfleri eksik, ışıkları yanmıyor, içerisi kir içinde. Uzaktan dükkanı çeken bir albenisi yok. Hiç düşünmüyorlar mı anlamıyorum. Sonra iş yok, iş yok.. Olmaz tabi...

Watanabe Kazan: Edo Dönemine Göre Çok Açık Fikirli

| Tarih:
Cumartesi, Haziran 02, 2018

Kapalı bir ülkede yaşadığınızı hayal edin. Japonya iki yüzyıldan uzun süre özellikle 1630'lu yıllarda hristian karşıtı hareketler ve 1850'li yıllarda da Amerika'nın "Kara Gemi" saldırılarıyla uğraştı.

Kapalı, penceresiz, havasız bir ev. Kapının ardında bir yaşam olduğunu biliyorsun. Boğuşuyorsun, kendinle kavga ediyorsun ve sadece yaşamak için besleniyorsun. Ama konfüçyüsçüler artık bunun düzelmesi gerektiğini suçlu birşeylerin olduğunu düşünmeye başladılar.

1838 sonbaharında Shoshikai adında resmi olmayan bir klüp toplantı düzenledi. Üyeleri genelde genç ve endişelilerdi. İsimlerini her zaman gizlediler. Daha sonra öğrenildi ki klübün kurucuları Konfüçyüsçü akademisyenlerdi. İlk yapılan toplantılarda topraklarda sık sık yaşanan kıtlık tartışılıyordu. İlerleyen zamanlarda 'Rangakusha' olarak adlandırılan öğrencilerde klübe katıldı. Bu kişilerin çoğunluğu Nagazakide bir adaya hapsedilmiş öğrencilerdir. Genelde Hollandalı tüccarlar sayesinde yaşamlarını sağlıyorlardı. Yabancılar, dışarıyla iletişimlerini sağlayabildikleri tek pencereleriydi.

*Rangaku:  Edo döneminde Batı ve özellikle Hollandalıların temaslarıyla Japonyayı bilgilendirme olayıdır. Bilgileri alan ve halkı bilinçlendirmeye çalışan kişilerede Rangakusha denmektedir. (Dönemin hükümetinin soyutlama politikasına karşı gelme çabasıdır.)

Shoshikai klübünün gündemi, düşündükleri büyümeye genişlemeye başladı. Söylentiler çıkıyor iddialar atılıyordu. Düşünsenize hiçbir gazete yok, haber yok herşey gizli.

Yeni çıkan söylenti: 1825'lerde Morrison adında bir amerikan gemisi Japonyaya iki adet kasa getiriyordu. Gemi Japonya'ya vardığında 'tahliye yapamaz' dendi ve hemen geri gönderilmesi için hükümet bildiri yayınladı. -yöneticiler gemide misyonerlerin olduğunuda biliyorlardı *Samuel Wells Williams gibi. Aynı zamanda gemi girişini yapabilmek için savaşta esir düşmüş 7 Japon askerinide iade edeceğini bildirmiş-


Amerikan gemilerin geldiğini öğrenen Rusya ve İngiltere uzakdoğu sularına gemilerini göndererek Japonyadan ticari talepte bulundular. Japon hükümetinin sert tavrı karşısında tatlı dil dökerek etkilemeye çalıştılar. Manipülasyonlar ve tehtidler de bulundular. Japon hükümetiyse suların yabancı trafiğine kapatıldığını -yasakladığını- reddettiklerini bildiriyordu. Kesin ve sert bir dil ile 'ikinci bir düşüncenin olmadığını' söylüyorlardı. Bu kararı test etmeye çalışacak kişileri de ağır bir şekilde tehtid ediyorlardı. Fakat sorun şuydu; Japonyanın askeri gücü, özellikle topçuları ilkel haldeydi. Bu ilkel gücü batılılarda biliyordu. Peki Japon hükümeti bunun farkında değil miydi? Shoshikai üyeleri farkındaydı yada hissediyorlardı ki 1838 yılında bu korkularıyla beraber bir araya geldiler. Morrison gemisinin yola çıktığı çok önceden biliniyordu ve barışçıl silahsız bir şekilde yaklaşıyordu. Silah zoruylada geri sürüldü. (Hatta geliş parasını ödediği bile söylenmekte.)

Dünyanın Düzenini, Moderniteyi Oluşturduk -Olmayan Topluluk.

| Tarih:
Salı, Mayıs 01, 2018

Topluluk kendi içinde; inanmalısın, giymelisin, şunu yapacaksın gibi hiç bir yaptırımda bulunmuyor. İnsanlar yemek, sevgi ve temel ihtiyaçları için çalışıp yaşam mücadelesi veriyorlardı. Bir grup olgusu vardı fakat herkesin ortak amaçlarla açlık adına yaşam mücadelesi verme isteğiyle. Böyle bir toplumda kim yobaz, kim dinci, kim "yollu" olacak.

Herhangi bir sapkınlık yok. Herkes istediği eşi, tamamıyla hür iradesiyle karşlıklı olarak seçebiliyor. Yemek yerken kimse izin almıyor. Sembolize ettiğim"üçlü" etikete maruz kalmıyordu. Elbette çok çalışanın, güçlü olanın daha iyi seviyede olacağı gerçeği ne o zaman nede bugün değişmedi fakat birçok şeyi ellerimizle değiştirdik. Herkesden daha zeki 'birisi' dünya ya geldi ve güçlerine, yeteneklerine göre onları ayırdı. Bunu yapabilirsin, sense hiçbir şey. Ama diğerlerinden daha güzelsin. Yeni ürünler yapılmaya, keşfedilmeye başladı ve "kıyafet" gerekliydi. Kültürler oluşuyordu. Kalıba uymazsan başkasıydın, az yemek yersen cılız çok yersen obezdin. Seni bir sınıfa sokan kişiye cevap verirsen isyankardın. Fikirler oluşmaya, yeni ülkeler ve yeni yasalar çıkmaya başladı. İnsanlar sürekli bilgi akışına maruz kalarak "yenilik" olgusuna kapıldı. Tekrar tekrar programlandılar. Sonra ne mi oldu?
Etiksel (ahlaki) egoizm: Bireylerin her zaman kendi çıkarlarına uyan şeyi yapmalarının doğru olduğunu savunan doktrin.
Psikolojik egoizm: Bireylerin her zaman kendi çıkarları için hareket ettiği savunan doktrin.
Rasyonel egoizm: İnsanların kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesinin rasyonel olduğunu savunan doktrin.
Fordizm'in doğuşu ve sosyal devletin ön plana çıkışına baktığımızda da insanları programlama amaçlarını görüyoruz. Saydığım toplumdan sonra oluşan orta toplum yani 'modern kitle toplumları' homojen, standart ve ölçek ekonomisiyle şekillenirken fordizmin oluşturmaya çalıştığı toplumdaysa; Yavaş yavaş, toplumların parçalandığını kalıcı gruplaşmaya gittiklerini görüyoruz. Toplulukları -grupları- kontrol edilebileceğini fark eden en büyük isim Henry Ford'dur. -günümüzde mark zuckerberg, steve jobs demek istiyorum ve dedim- Fakat bu toplulukların öncekilerden farkı kapitalizme geçecek olmaları ve bu zemininin hazırlandığını fark etmemeleri çok ilginçtir. İnsanlara iş olanakları sağlanır, mutlu olmaları para kazanmaları hedeflenir. Aynı zamanda kadın ve çocuklarında yaşam haklarında gelişmeler olur. -iş bulma olanaklarına kadar-

Toplulukların aşırı gruplaşmaya gitmemesi için büyük fabrikaların kurulduğunu düşünün ve içlerinde binlerce işçi çalışıyor. Yanlarında da yeni çıkmaya başlayan teknolojik robotlar, fakat o robotlar sadece binlerce çalışan işçiye bağlı birer 'yardımcılar'. Yani şuanki teknolojik üretim araçları gibi zeki değiller. Binlerce işçi aynı fabrikada aynı parayı kazanıyor, aynı saatlerde çalışıyor ve aynı yaşam standartlarına sahipler. Kadınlar erkek işçilerin yanında çalışabiliyor evlerine para götürüyorlardı. Mesela ford fabrikasında erkekler araç, motor ile uğraşırken kadınlarda koltuklarını dikip kılıflarını yerleştiriyorlardı. Peki bu dönemde üretilen herşeyin tek-tip olduğunu biliyor muydunuz? Araba üretiliyordu; Hepsi aynıydı, renginden içerisinde barındırdığı koltuklara kadar. Ürünler çıkıyordu ama herkesin aynıydı, aynı fiyattaydı ve her evde aynı ürünler vardı.

İşçilerin tüm hakları ellerindeydi. Bir sürü sendika işçilerin haklarını savunuyordu. Olumsuz durum gerçekleştiğinde iş durdurmaya kadar büyük grevler oluyor ve 'şirket sahipleri' olayların büyümemesi için herşeyi yapıyorlardı. Peki başka seçeneği olmayan seri üretimde ki amaç neydi?
Post-Fordizm; tüketim taleplerini karşılayabilmek için üretimin esnek bir modelde yerine getirildiği, işgücü ve makineleşmede esnek uzmanlaşmanın sağlandığı, bilgi ve iletişim teknolojilerinin üretimde yaygın olarak kullanıldığı bir üretim ve birikim rejimidir.
Herkes birer birer bölündü, ömürlerini verdikleri emeklerini yok pahasına sattıkları tüm işler değişti. Hazırlanan zemini fark edenler ya şirket kurabildiler yada hayatlarını başka çalışma alanlarına çevirdiler. Ama artık yeni oluşumda niteliksiz hiçbir işçinin yeri yoktu. Emeklerini tercih edip hayatını eğitim üzerine kuramayan, para dışında kendisine bir şey katamamış herkesin yok oluşunu izlediler. Zaten o günden sonra sosyalizm oluşumunun 'neden' çıktığını herkes kara kara düşünerek 70'ler sonrasına koşar adımlarla geçmek istedi.

Piyasa insana ve ürünlere doyunca sistem krize girdi. Fakat bu kriz kapitalizmi isteyen büyük patronlar için değil çalışanlar için oluşacak krizdi. Okuyup hayatını eline alanlar için sorun yoktu. Nitelikli bir işçi olarak küçük işletmelerde iyi tasarımcılar, teknolojik uzmanlarla birlikte çalışarak hayatlarına devam ettiler. Buda ürünlerde çeşitliliğin artmasına sebep oldu. İşletmelerde ve üretimde değişiklikler gerçekleşince teknolojik alanda da gelişmeler sağlandı. Fakat çalışan işçi sayısındaki azalma ve robotların 'akıllanması' insanlar arasındaki dayanışmayı kırdı. Buda büyük patronların para kazanma güdüleriyle çıktıkları yolda yaptıkları ilk hatadan kurtulmalarını sağladı. Bir daha asla o hatayı yapmadılar. Sosyalizm'le oluşan toplumların sonuda bu şekilde gelmiş oldu. Bundan sonra oluşan toplum ve toplulukları tek tek anlatmak gereksiz olacaktır. Zira günümüzde birlikte görünen, aslında tamamen ayrışmış olan toplum'cuk'ları konuşmak daha gerçekçi olur.