Image Slider

Sevdiğim KPOP Gruplarına Birşey Olma Sorunsalı Devam Ediyor

| Tarih:
Cuma, Ağustos 26, 2016
Eren'yaaa git şurdan felaket tellalı gibi uğursuzluk yapıyorsun derler. Güler geçerdik ama bazı konularda korkmaya başladım!

SNSD
Çok sevdiğim bir gruptu. Belkide kpop piyasasında olmamın en büyük nedeni. Onlar sayesinde 2009 senesinde tanımıştım. Ama her hayranlık duygusunun son bulacağı gün vardır ya.. Büyük bir Jessica fanı olduğum için yaşanan son dönem olaylarından sonra Jessica sevgim daha baskın gelmeye başladı. Zamanında yaptığım emekleri, olayları hiçbir zaman unutamayacağım ancak, biz aileyiz diye yaklaşık 9 yılımız geçtikten sonra, kim hatalı olursa olsun Jessica giderken bir üyenin bile tek laf etmiyor oluşu.. Üstüne Jessica'nın yaptığı paylaşımları "ti" ye alır gibi cevaplar vermeler gerçekten o söylenen aile kavramına uymayan şeylerdi ve SNSD - Jessica olayından sonra onlara karşı olan fanlığımı bırakmak zorunda kaldım..



T-Ara
Hala sevgim devam ediyor.. Tabii severken yaşadığımız olaylar oldu. Önce Hwayoung geldi bir sürü olay yapıp kızları birbirine düşürüp şirketi rezil etmeye çalıştı. Başaramadı. İstediğini alamadı ama T-Ara'nın Kore önündeki sevgisini geriye itti. Belkide hala Korede yaşadığımız sorunların temelinde Hwayoung'un bu yaptığı kurnazlık yatıyor.. Bu olay bitti derken Areum'un kısmi olarak psikolojik sorun yaşaması çıktı karşımıza. Üyeler, herkes birbirini çok seviyordu ama mecburi olarak "ünlü" olma durumuna son vermek zorunda kaldı. Birden ünlü olma hastalığına yakalandı. Hatta biraz delirdi bile diyebiliriz. İnternette Areumun instagramdan atmış olduğu videoları bulabilirsiniz. Şirket büyük bir sorun olmaması için sildirmişti. Areum kendi kendine konuşuyor birileriyle arkadaş oluyordu. :( Bizim kızların postlarına yorum attığını sevgi dolu mesajlar yazdığını görebilirsiniz. Gerçekten ben ona çok ısınmıştım, seviyordum.. (Hwayoung olayını bilerek anlatmadım, herşey ortada.. Yaptıkları..)

After School
Belkide kendimi en çok verebildiğim gruptu. Onları tanıdığım yıllar 2010 dönemiydi. Hem artık ben Kpop piyasasını çok iyi biliyordum hemde işlerin içindeydim. Ayrıca alt grubu olan Orange Caramel çok tatlıydı. Bu yüzden özel hayranlık duyuyordum. Hele'ki Raina - Nana ikilisine. Ama gel gör ki bizim vasıfsız Pledis şirketçiğimiz grubun içine etmeyi başardı. Hiç bu kadar iyi mahvedebilen şirket görmemiştim. Yetenekliler, istekliler.. Japonya çıkışlarında başarılılar. Şarkılar iyi. Peki en son 2 yıl önce comeback yaptılar desem inanırmısınız? Toplam müzik ödülü olarak neredeyse "1" ödül aldılar desem.. Hakları çoğu medya tarafından yendi, üstüne yetmemiş gibi şirkette yedi. Artık pek umudum yok devam edeceklerini düşünmüyorum. Belki bu sene sonu veya seneye son kez Orange Caramel ve After School dönüşü olur ondan sonra, Uee Nana Lizzy reklamlar dizilerle takılır, Raina solo çıkışlarına devam eder Kaeun'da DJ'liğe başladı zaten oda öyle gider heralde. E-Young için çok üzülüyorum. O kadar yetenekli ki. Bir çok enstürmanı çalıyor. Çıkışını yaparken bass gitar şovu bile yapıyordu ama naptı Pledis bir güzel harcadı. Teşekkürlerimizi iletelim.



Crayon Pop
After School tecrübemden sonra piyasada artık abi konumuna geçmişken zengin fanboy olduğum dönemler. Ne çıkarsa satın alırdık. Koreli olmamama rağmen WayLand sitesinde çok sevilen zengin fanboy olarak geçerdim. Crayon Pop'un fanları psikopattır. Gerçekten kavgaya falan girebilecek kapasitedeler ve çoğu erkek. Kız fan neredeyse görmedim diyebilirim! WayLand'e canım sıkıldıkça para yardımı yapıp etkinlik başlatıyoduk. Sanırım tek koreli olmayan üyelerdendim ozamanlar. Şuan belki herkese açıktır.. Bana özel daum cafe crayon pop üyeliği almışlardı Kore kimliğiyle.. Sonra biraz koptum kpop piyasasından. Ara ara takip ediyordum ama eski kaliteleri gidiyordu çünkü ilk şirketleri Crayon Pop'un barbarbar şarkısıyla yaptığı parayı çarçur etmişti. Önce gitti K-Much adında bir erkek grubu kurdu ki çok kötü promosyon yapıp grubu flop hale getirdi. Ondan sonra Bob Girl adında başka bir flop kız grubu kurdu. Erkek grubu anlarım ama kız grubu kurmak resmen kendisine ateş etmek oldu. Crayon pop yerini sağlamlaştıramamışken sen neden kız grubu kurarsın ki? Sonuç ne oldu k-much iyi olmasına rağmen flop kaldı, bob girl üyeleri çok umutluyken grup dağıldı. Ne gerek vardı? Üstüne birde o kadar parasal saçmaladı ki crayon pop başka şirkete geçti. Resmen vizyonsuzluk. Yakında comeback yapmayı planlıyolar ne olacak merak ediyorum ama o eski tatlı-kro hallerinden uzaklar üzülüyorum..

Vividiva
Kaliteli veya eski bir grup değillerdi. Çok tatlı oldukları için sevmiştim. Maid tarzları falanda vardı, über cutelerdi. Belli bir fandom kitlesi oluşuyordu. Hatta facebook sayfalarında yabancı fanlar tarafından çok sevildikleri için özel videolar çekip konuşmalar yapıyorlardı. Dağıldılar "disbanded"....

Oh My Girl
Şuan en sevdiğim grup. -_- Ben geldiğimden beri ne oldu dersiniz? Closer döneminde patlama yaşamışlardı. Closerdan sonra geldim ve arka arkaya olan comebackler büyük umutlarla yapılmış olsada istenilen alınamadı. Hatta son Aing promosyonunda ciddi rakip olmamasına rağmen Hyuna ile tek kaldığımız kapışmayı bile kazanamadık. Çıldırdım.. Bu konuda en büyük suçlu hayranlar. Çünkü OMG'un gerçek hayran kitlesi çok az. Genelde sevenler, bakayım bende dinleyeyim. Çok tatlı yetenekli kızlar! Diyip asıl fandomlarına geri dönen kişiler. Yani bana göre resmi fan grubu öyle on binlerden fazla değil şuanlık.. WM'nin yaptığı hata arka arkaya üç comeback yapmak oldu. Heyecan yaptılar sanırım diğer yeni rookie gruplarda atakta diye. Eğer bekleyip minik promosyonlar şeklinde yapılsaydı, Aing müziğinin telifi satın alınacağına, bu yazın sonu boş geçilip kışa girerken full albüm yapılsaydı herşey çok daha güzel olabilirdi diye düşünüyorum. Arka arkaya yapılan geri dönüşler sonrasında Jine'nin anoreksiya hastalığı çıktı gene. Çok ciddi zayıflık hastalığı biliyorsunuzdur. Psikolojik bir sorun hatta. Genelde ünlü hastalığı diye geçer ama her insanda özellikle gençlerde oluyor. Umarım hastalığını atlatabilir..



Siz ne düşünüyorsunuz. Her sevdiğim gruba benden sonra birşey olmamış mı? 
Ben ne yapacağım korkuyorum artık T_T

Ekleme: Sohyuna son dönemlerde çok ısınıp, 4Minute takip ederken aniden grubun dağılmasına değinmedim bile.. :(

DGS Test ve Deneme Yayın Tavsiyeleri (DGS Çalışırken Çözülmesi Gereken Denemeler)

| Tarih:
Salı, Ağustos 16, 2016

Stratejik DGS Soru Bankası (Uzman Kariyer) Alınmasada olur. Çözümlü dendiği halde sadece konu testlerinin ilk sorularının çözümleri var. Açıklamalar iyi değil. Konu çalışmaya başlarken, test öncesi taktik veriyor güya ama pek ilgisi olmayan şeyler. En azından sözel için böyle. Çözeceğiniz test kalmamışsa çözebilirsiniz. (Kırmızı siyahlı kitap.)

Ultra Soru Bankası: DGS Tamamı Çözümlü (İhtiyaç Yayını) Boyut ve içerik olarak minik olduğu için almanızı tavsiye ederim. Bazen canınız çok test çözmek istemez veya bir yerde kalmanız gerekirse boyutu itibariyle size kolaylık sağlıyor. Bir nevi çözülmesi gereken çerez testlerden. Canınız istemeyincede bir iki soru tarzını çözeyimde kapayayım diyebilirsiniz.

- Soru Bankası 2016 (İntibak Yayınları) Bilmiyorum bende sorun vardı belkide ama sözel sorular acayip derecede zor. Diğer testlerde 1-2 yanlışım çıkarken bu testte 3-4, hatta bazen daha fazla oluyordu.. Zorluk açısından daha ilerki aylarda çözmenizi tavsiye ederim. Moraliniz bozulabilir.

- DGS Soru Bankası 2016 (İrem Yayıncılık) Fena değil çözülebilir, bunaltıcı bir test kitabı değil. Ancak mantık sorularının ayarı garip. Ya çok zor dgs ile alakası olmayan derecede, yada çok kolay. Keşke test bölümlerinde "şu soruyu şu sürede çözmelisiniz" ibareleri bulunsaydı. Her testin buna göre mekaniği olduğunu düşünüyorum. DGS için en önemli şey de süre olduğunu hepimiz biliyoruz heralde?

-  DGS Öncesi Çözülmesi Gereken 707 Soru (AltıŞapka Yayınları) Mutlaka alınmalı. Sözel ve Sayısal olarak iki tane var. Ben sözel olanı aldım ve faydasını gördüm. Küçük ince olması itibariyle bazen test çözülmeyek ortamların kurtarıcısı oluyor, Bazende belirli test konularından sıkılınca çeşitli soru türlerinin karma olarak gelmesiyle sıkıntıyı düzeltiyor. Bazen olur ya bugün müsait değilim ama bir 30 soru çözsem fena olmazdı deriz, işte tam o testlerden. Eksi yanı çözümlü olmaması. 10 soruda falan hata olduğunu düşünüyorum, imkansız olarak gördüğüm cevaplar var. Mesela bazen şık hatalı verilmiş olur çözümünde doğru olan şıkkı diyor olur. Ozaman anlarsınız yanlış yazmışlar diye ama çözümlü olmadığı için bakamıyoruz. Genede tavsiye ederim.

- DGS Sözel Yetenek: Çek Kopart (Tasarı) Mantık soruları zorlayıcı ve biraz gereksiz zorlukta. Çek kopart olması arada test çözme ihtiyacınızı karşılıyor. İdareten alınabilir. Hatalı olan yanıysa 2016 basım olmasına rağmen denemeleri 80 soruluk. Çok uzun zaman oldu 60 soru sistemine geçeli. Bu yüzden denemeleri denemeymiş gibi çözemiyorsunuz ve kayıp oluyor. Pek fazla hatalı soru görmedim. Çözümler mevcut değil.

- DGS Türkiye Geneli Deneme Sınav Testleri (10) (Radikal Akedemi) Asla tavsiye etmiyorum neredeyse tüm deneme çıkartan yayınevlerinden çözmüşümdür. 5 kez türkiye geneli deneme sınavına da girdim ve hiç bir zaman netlerim sözel olarak 48'den aşağı düşmedi. Ancak ben bu denemeleri çözerken 35 doğru bile ancak yapıyordum. 5. denemesinden sonra diğer denemelerinide kaldırıp çöpe attım. Zaten deneme çözerken açıklamasıyla birlikte olmayan denemeleri asla tavsiye etmem. %100 hatalı soru dolu testler.

-  DGS 2017 5'li Deneme (İsem Yayıncılık) Sorular çok fazla zor değil, sözel bölümlerde ilginç şaşırtıcı sorular gözlemledim. Bazende ilginç mantık soruları. 60 sözel denemelerinde 55 altına hiç düşmedim. Bu yüzden çok fazla zor olduğunu düşünmüyorum. Hatalı soru görmedim, çözmekte fayda var.

- DGS 10'lu Sayısal-Sözel Tam Çözümlü Denemesi (Murat Yayınları) İlk başlarda herşey çok iyi gidiyordu hatta en sevdiğim denemeler arasına girecekti. Çözümlemeleri güzel bunun için test sayfaları dışında ayrı kitap olarak çözüm kitabı yapmışlar. Sorularda kolay, zor karışık.. Ayarında. Ancak testin son 3 denemesi çözümleri + şıklar hatalı. 8. deneme, sözel çözümde yazan çözüm bakıyorsunuz atıyorum 5. soruyu anlatıyor ama soru o değil. Böyle bir hata olabilir mi ya? Kaç tane var bu şekilde her testte 5-6 tane hata olmaya başlıyor bu kadar hatalı olunca insanın güveni mi kalır.

Nedense yayınevleri, markalar DGS'ye çok az yükleniyor. Hatta takmıyorlar gibi hissediyorum. Her test kitabında olması gerekenden fazla hata, sorun var. Sözel / Sayısalcı diye ayrı olsanız bile tüm testleri almak zorunda kalıyorsunuz. Bir ton saçmalık var diyebilirim. O yüzden bu sene epey sinir hastası oldum ama hatırladığım çözdüğüm yayınevlerinden bazılarını paylaşmak istedim. Umarım fikriniz oluşur.

Çözümsüz testleri almayın. Sorularda, şıklarda hata varsa çözümlerde doğru olanı buluyorsunuz ama çözümsüz testlerde bir hata varsa o orada kalır. Bildiğiniz doğruyuda yanlış sanarsınız.

Suicide Squad - İlk İzlenim (Film Analiz)

| Tarih:
Cuma, Ağustos 12, 2016

Ülkemizde geç çıkmasına hala sinirliyim, bizde neden bu kadar geç çıktı? 

Uzun zamandır Marvel Vs DC filmleri arasından bu kadar iyi bir film gelmiyordu. Yakın zamanda çıkan filmlerin fiyaskosunu hepimiz biliyoruz. Bkz: Batman Superman'e karşı.

Karakter seçimleri son derece başarılı olmuş. Film her ne kadar Deadshot ve Harley Quinn üzerine kurulmuş olsada totalde diğer karakterlerin başarıları bunun önüne geçerek daha güzel hale getiriyor. Ancak Katana'yı daha baskın, daha çok görmek isterdim. Karen Fukuhara'nın "oyunculuğunu" önceden görsemde resmi olarak ilk büyük filmi diyebiliriz. Diğer karakterlere göre biraz sırıtmış gibi. DC karakteri olarak bu kadar emir adamı değildi sanki? Minik boşluğu tamamlamaktan çok kendi başına aktif olmasını isterdim.

Yabancı hayranlar filmin net bir konusunun olmadığı ve karakterlerin pek tanınmamasından şikayette bulunmuşlar. Bunu izleyip gözlerimle gördüm ki bu sözler tamamen Marvel Fanboyluğu! Yönetmen o kadar iyi şekilde karakterleri sunmuş ki gidip görün diyebiliyorum sadece. Tek tek hayatlarında düştükleri/geldikleri noktalar kısa sahnelerle anlatılmış. Bundan daha iyisi hepsine özel film çekerek yapılabilirdi. (Neden olmasın onada giderim.) (İyiki fikir he?) Pek çok insanın bu filmi izleyene dek Batman'in DC karakteri olduğunu bilmediğine eminim. Yada şu "marvel fanboyluğu" yapanlar diyeyim.. Sırf bu yüzden imdb puanı bu postu attığım tarihte 6.9'a düşürülmüş durumda. Yabancı hayranların diğer bu tarz filmler arasında anlayamadığı -anlamak istemediği- konuysa;



Tipik bir amerikan filmi olması. Sanki biz marvel filmlerinde birer matrix, interstellar senaryosu görmüştük ya, o yüzden bu filmin konusu sönük kalmış. Bu tarz "comic book" uyarlaması filmlerden ne gibi bir konu bekliyorlar acaba? Adamlar çizgi roman konularına inseler 50 tane film yapmak zorunda kalırlar. E filmi yapanlar amerikalı direk ellerine propaganda şansı geçiyor üstüne bu tarz filmlerde yapılabilecek en iyi şey nedir tabikide görsel şölen. Hangisi eksikti? Hiç birinde karakterlerin bu kadar eşit dağıldığını görmemiştim. Karakterler ünlü DC şehri olan Gotham City'nin kötü karakterleridir. Batman ve devlet anlaşmasıyla, diğer karakterler yaptıkları zararlardan ötürü yakalanırlar. Ayrıca devlet gelecekte kendilerini korumak için bu karakterleri yakalayıp kendi adamları haline getirmek istemektedir. Yakalama durumu başladığı sırada şehire saldırı beklenmektedir. Bunun üstüne devletin daha önceden eğittiği ve kötü karakterlerin bir şekilde kontrol altında kalmasını sağlayacak olan "büyücü" karakteri sapıtmaya başlar. Onunda amacı kalbini insanların elinden geri alıp eski gücüne kavuşmaktır. Yani negatif olabilecek her türlü olay üst üste gelmiştir. Aynı zamanda yan olay olarakta Deatshot ve kızıyla olan ailevi ilişkisi, Harley ve Jokerin o mükemmel aşklarını, El Diablo'nun çıldırınca ne hale geldiğinide küçük küçük görüyoruz.

Bitmedii! Ana karakterlerden olan tim lideri aslında büyücünün insan haliyle bir aşkı vardır. Büyücünün o insanı ele geçirip vücudunda hayat bulmasıyla birlikte kendisini olayların içinde bulur. Pardon da başka ne konusu yapacaklardı adamlar ilk filmde? Yabancıların bir kaç yazısını daha okudum, orada da dc comiclerinden çok farklı bir hikayenin işlenmesinden ötürü tepki gelmiş. Bu tepki hem doğru hem yanlış. Çünkü artık film ve uyarlama olmasından ötürü senaryo'ya birebir kalmak zorunda değil. Ama "comic book" hali olsa fena mı olurdu? İyi olurdu gerçekten. Heves kırmamak lazım bu filmin serisi gelecek.

Bulduğum bazı açıklar var. İlk sahnelerde Gotham City'de Batman'in üstünlüğünü göreceksiniz. Peki karakterle olan işler tamamlandıktan sonra Batman nerededir? Bunun ucu çok açık. Batman'in gücü yetmez desek hepsini tek tek yakalamaya yetiyor? Batman bu işlere girmek istemiyor desek sen madem bu kadar iyi niyetlisin bu kadar olay olurken niye yoksun ki.. Ozaman ne anladık? Sanki bir açık var gibi. Hani üstünden geçmişler kimse sorgulamasın gibi olmuş. Bir mantık üzerine mutlaka oturtmak istersek artık en son hali şu olur heralde: Batman devletin işlerine çok karışıyordu halk tarafından da fazla seviliyor bu yüzden geri plana atıldı?

Flash neden 10 saniye gösterildi? O sahne çok zorlama olmuştu. Yani tamamen diğer filmde flash olacak haberiniz olsun! Bunun için çekildiği inanılmaz belli. Filmin bitişi aktıktan sonra ufak bir devam sahnesi oldu, orada yeni karakterlerin ekleneceğini görüyoruz muhtemelen flash ikinci filmde aktif olacak. Peki flash'ın 4 hali vardı o hikayede eklenecek mi?

*Burası spoiler olabilir isterseniz okumayın (sadece burada yazdığım)* Son sahnelere yakın büyücünün kalbi Harley tarafından sökülme durumu. Çok basit değil miydi? Hani bazen sonu tamamlayamazsınız ama olmak zorundadır ya.. Ama yapım sağlam olunca görsel efektlerle onu unutturabilirsiniz, işte tam bu kullanılmıştı. Sen git saatlerce büyücüyü yenmek için uğraş. Diabloyu kaybet. Harley orada Jokercilik yapıp büyücünün kalbini söksün.. *******

Diablo beklediğimden daha iyi oynanmış ve senaryosu çok iyi verilmişti. Bu kadar iyi şeyler beklemiyordum. Anlatılan aile durumuda çok hoştu hatta üyeleri gazlayan en büyük etmenlerdendi! Alevlenmesi, kendini tutamaması. Evrimi çok iyi yapılmış. Şuanda canım acayip dc comiclerine başlamak istedi. Ama comic booklar nedense beni bir süre sonra sıkıyor, mangalar dahil. -_-



Ah benim savunmacı laf dinleyen herkesin yanında olan korkusuz minnak Katana'm seni ileride daha çok görebileceğiz birtanesi değil mi? Bize güzel sahneler yaşatıp mükemmel katanalarınla herkesi öldürecekmisin? Söz ver bakiyim bana hanimiş? Hahahaha. Yanlız filmde acayip deadshot göreceksiniz diye buradan hiç eklemedim farkındamısınız çok fenayım ya!



Hakkı Yenen K-POP Müzikleri - Vol.1

| Tarih:
Perşembe, Ağustos 11, 2016
젝시(XXXY) - 꽃을 파는 여자 (FLOWER)




1990 doğumlu XXXY, Flower isimli şarkısıyla çıkışını gerçekleştirdi. 2016 yılında Kyomi isimli başka bir albümüylede geri dönüş yapmıştır. (The Bigfoot Records şirketi altında çalışmaktadır.)

Kendisini tanıtırken rapper olarak göstersede "benim istediğim kitle kpop dünyasının üst insanları" diyerek biraz çıtasını yükseltince tepki almıştı. Şanssızlığı bununlada kalmadı Kore medyası tarafından klibi +19 sansürü yiyince istemeden de olsa çıkışı sessizlikle sonuçlandı.

Klipte erkek ve kadın arasındaki sorunlar kasvetli bir şekilde işlenmiş. XXXY'nin göründüğü yerler daha karanlık ve daraltıcıyken, kadın daha renkli ve erkekten daha cesaretli görünüyor. Buda bize aslında kadın erkek arasındaki dramatik durumu gösterirken aynı zamanda yaşadıkları aldatmalı süreci vurguluyor. Kadın aslında eşi değil, parayla işini halettiği birisi olarak kenara atılmıştır. Öyleyse kadının üzgün olması gerekirken, neden sanatçımız dikenlerle sarılmış? Belkide sevgilisinden çıkartmak istediği acıyı bu şekilde çıkartmaya çalışıyordur. İlerleyen sahnelerde kadının ikinci karakteri çıkar, bu karakter aslında o kadın değil aşık olduğu tabu veya sevgilisidir diyebiliriz. Sık sık perde arkasında XXXY'nin kendisiyle yüzleşmesine tanık olacaksınız. Artık kadın mutlu değildir ve erkek huzura doğru gider. Siyah - Renkli ekran sahneleri değişir.

XXXY'nin sesini beğendim, klipte çok anlamlı. İşinide güzel yapıyor. Belki çıkışında bu kadar iddialı olmasaydı ve ismi daha akılda kalıcı olsaydı çok daha iyi yerlerde olabilirdi. Şarkı hakettiği yerde değil.

Güney Ve Kuzey Koreli Jimnastikçiler Olimpiyatlarda Beraber Fotoğraf Çektirdiler (Rio 2016)

| Tarih:
Salı, Ağustos 09, 2016
Güney Koreli sporcu Lee Eunju, Kuzey Koreli sporcunun ismiyse Hong Unjong. Lee Eunju 2008 yaz olimpiyatları jimnastik şampiyonu.  İki sporcuda birbirlerini görünce muhabbet etmeye başlamışlar. Bu tatlı görüşmelerinden sonra yanyana oturup olimpiyat elemelerini izlemişler.

Belki bilmeyenlerimiz vardır, Kuzey Ve Güney Kore uzun yıllardır birbirlerine düşman iki ülke. Kuzey Kore'nin yönetim şekli kominizm olduğu için ülkede yaşayanlar ciddi zorluklar çekiyorlar. O yüzden Kuzey Korenin olimpiyatlara sporcu göndermesine bile şaşırdım. Orada teknolojik aletlerle iletişime geçmek yasak. Halk yönetim tarafından kandırıldığı için güncel olaylardan da haberdar olmaları yasak.. Buda bir taktik. Herşeye yasak ve kapalı olurlarsa bu sefer ülke korkutamaz, kendisini gösteremez. Bu yüzden bazı bölümler için sporcu gönderiyorlar gibi. Muhtemelen o sporcularda çok sıkı kurallar işitiyorlardır. Hatta ülkeye döndüklerinde birşey anlatmamak "Kuzey Kore'nin 1.lik kazandığını söylemek" gibi durumlarda oluyor olabilir.

Fotoğraflar savaş halini yıkan etkisiyle önümüze çıksada, dünya düzeninin insanları ne hale getirdiğinide gözler önüne seriyor. Aslında ikiside aynı ülkenin vatandaşı. Ama birbirlerine bir o kadar da uzaklar.. Dış ülkelerin yaptırımları, kandırmaları, onların iç işlerine karışma gibi durumları olmasaydı belkide bu durum bu kadar büyümez ve şuanda birbirlerine tatlı şekilde gülüyor olmak yerine aynı takımda olabilirlerdi. Değil mi?