Image Slider

Burada Önemli Olan "Yabancı" Olmak

| Tarih:
Cuma, Ocak 12, 2018

Yurt dışına geziye gittiğimizi düşünelim. Hemen düşündük. Geldik bir restoranta; hataya düşecek miyiz yoksa ikinci seçenek mi.

Senaryoyu geriye saralım.
Türkiye'ye gelen turistiz.
Paramız var, gezmeyi, eğlenmeyi seviyoruz.

Önemli olan halkın gittiği yerlere gidip buralarda yemek mi? Yoksa turist avcılarına ve turist mekanlarına takılıp geziyi tamamlamak mıdır. İstanbula gelen "yabancı" ülkenin yabancılar için oluşturduğu tiyatronun içerisine dahil olarak oyuna başlar. Daha sonra mekan ve atmosferinde oyunculuğunu zirveye taşır.

Hergün kebap, künefe, baklava, üst düzey aile lokanta yerlerinde yemek yiyor muyuz.
Hayır hayır hayır hayır hayır.

Neden yabancılar yada biz "yabancı" bir ülkeye gittiğimizde bu hatayı yapıyoruz. Geliyorsan sultanahmete, galataya, eminönüne, beyazıta, kız kulesine, taksime turistik yerlere gitmeyeceksin. Alttan şaka yapıyorum gibi fakat kinayeli bir şekilde de ciddi konuşuyorum. Buralarda içtiğin suyun kalitesizliğinden fiyatına, dükkan çeşitliliği ve içerik karmaşasına kadar aldatmaca var. Tek bizde böyle sanmayın. Hiç unutmam birgün ablamla "yabancı" bir ülkede dükkana girdik. Sokak yüzlerce hediyelik eşya vb ürünleri satan dükkan görseli şeklinde. Hepsinde aynı yada benzer ürün ve fiyatlar. Copy / paste isimli tiyatro oyunu varmışta gelin oynayın demişler gibi. Ama ben ne oynayacağım eşşşek gibi almadım birşey; Bu ne! dedim. 6$ setli ürünlerin aynısını havaalanında 60$ fiyata kitlemeye çalıştılar. Daha ne olsun.

En iyi gezi; Yabancıların bilmeyip, yerli halkın yaşamayı sevdiği yerlerdir. Ama burada riskli olaylarla karşılaşabilirsiniz. Bölgenin gelir düzeyi kötü olup soyulabilir, yerli halk ırkçı olabilir, kaybolabilir, ve dil sorunu yaşayabilirsiniz. 

Gideceğiniz ülkeyle ilgili aylar öncesinden kaynak araştırması yapıp kafayı kırmış insanların yorumlarını ve ülkesini tanıtmaya çalışan kişilerin yazılarını bularak daha iyi bir gezi gerçekleştirebilirsiniz. Post öyle bir hal aldıki sonu "BU GÜZEL GEZİNİZİ TAMAMLARKEN XXX İSİMLİ OTELDEN REZERVASYON ALMAYI, EN YENİ VE UCUZ ODALARI KAPMAYI UNUTMAYIN" şeklinde advertise ile bitecek gibi olmadı mı.

Diyeceksin ki, adam istanbulda yaşıyor. Denizi görecek, gezecek vakti bile olmamış? Sormuşlar adama kırk yıldır buradasın ne yapmak isterdin. Denizi görmedim görmek isterdim diyor. Çıkabilir misin bu işin içinden. Ha diyorsunki o yüzden senelerdir istanbuldayım bunları bunları da yemeyen vardır.. Bende sana diyeceğimki yirmi üç yıldır istanbuldayım, kız kulesine bir kere bile gitmedim (!)

Artık bu yazıyı okumuş bir Türkiye aşığı turistisin.
Senaryoyu geriye saralım.
Paran var, gezmeyi, eğlenmeyi seviyorsun.
Yapacağın iş ne olurdu?

Ben olsam anti emperyalist - postmodern olgusunu birleştirip taksimin göbeğinde kokoreç yerdim. Sultanahmette en pahallı lokantada mercimek çorbası..

Japon Bankaları Yakuza Gibi Anti Toplumsal Gruplara Karşı Polislerle Veritabanlarını Paylaşacaklar

| Tarih:
Perşembe, Ocak 04, 2018

Bankalar yeraltı dünyasındaki borçlulara karşı yeni yöntemlere başvurdular. Japon Bankacılar birliği, Perşembe günü başlayacak yeni sistemle ilgili bilgiler verdi. -180104

Yeni uygulamaya göre Ulusal polis teşkilatları organize suç mensuplarıyla ilgili bankaların bireysel kredilerini tarayabileceklerini, bankalarda herhangi bir durumda tüm bilgileri polislerle paylaşacaklarını söyledi.

Bankalar polislerle yapacakları iş birliği sonucunda hizmet verdikleri "anti-sosyal güç" grup üyelerinin isimlerini listeleyerek hizmet almalarını önlemek istiyor. Japon hükümeti, polis teşkilatları ve bankalar veri tabanlarını ortak şekilde kullanarak çete üyelerine ulaşabileceklerini düşünüyorlar.

Ortak veritabanı uygulamasının kötüye kullanılmaması için "Japon Mevzuat Sigorta Şirketi" aracılığıyla gerçekleştirileceği belirtildi.

Taramalar bankalarda kurulacak terminallerle gerçekleştirilecek. Eğer bankada hesabı olan kişi, polis veritabanındaki kişiyle uyuşuyorsa kişinin kayıtlığı olduğu ilgili valilikten kimlik tespiti istenecek. Örgüt üyesi veya suçlu olduğu teyit edilirse bankadaki tüm işlemleri reddedilip kapatılacak. Veya belirli sınırlamalar getirilecek.

Japonyanın en büyük üç bankasından biri olan Mizuho Bankası, Yakuzaların kredi alırken gizleyebildiklerini çeşitli kişilerin finansal borç verme amacıyla -özellikle araba kredisi şeklinde- kara para akladıklarını söyledi. Bankanın 2013 yılında Finansal hizmetler kurumuyla birlikte 230 kişiye işlem yaptığı ortaya çıktı. Kara para aklama olayının büyümesiyle Mizuho bankasının grup başkanı istifa etti. Bir çok banka yöneticisi de cezalandırıldı. Diğer bankalarda mafyaların uzun vadeli krediler aldıklarını itiraf ettiler.

Hükümet son yıllarda yakuzalara karşı yaptığı kısıtlayıcı faliyetlerle bir çok kanunu yönetmelikten geçirdi. Özellikle 2011 yılından beri 47 ile yayılmış yerel anti-çete yasaları vatandaşların yakuzalarla iş yapmasını engelliyor. Bu önlemeler sayesinde çetelerin finansal olarak düşüşe geçtiği bildirdi.

NPA'nın açıklamasına göre; en büyük yakuza örgütü olan "Yamaguchi-gumi" çetesinin 93000 üyeden 39100 üyeye gerilediğini söyledi.


Çince Rap Şarkı Önerilerim (2017 Bitmeden ~)

| Tarih:
Çarşamba, Aralık 27, 2017
FOTAN LAIKI - "火炭麗琪" ft. YoungQueenz



Wasabi 山葵 : Mido美朵



İnsanlar Değişimi Kendileri Başlattı / Medya İnsanları Değiştiriyor.

| Tarih:
Pazar, Aralık 10, 2017

Yıllar önce erkek arkadaşımla kafede oturmuş hayat hakkında muhabbet ederken akşam olduğunu fark ettiğimizde aniden zengin kalkışı yaparak sokağa fırlamıştık. Sokakta bunaltılı dönemlerimizden olsa gerek insanları eleştirip inceleyerek yürüyorduk. Tam o sırada yanında sevgilisi olan bir kızın sokaktan giden başka bir erkeğe baktığını fark ettim ve arkadaşıma sesli bir şekilde; Sence insanlar tek eşli midir, yoksa hayvanlar gibi mi? diye sormuştum.

Gene ne oldu da kafayı yedin bakışı atarak, aslında bunu bende düşündüm hatta yakın zamanda hayvandan farkımızın olmadığını anladım demişti. Bir daha mı geleceğiz dünyaya diyip başka kafeye gidip tekrar muhabbete başladık. Gördüğümü eklemeler yaparak anlatmaya başladım. İnsan hayatı boyunca kişisel zevk ve tatminlerin yanı sıra karşı cinsten birini bulma derdinde'dir fakat bu kişiyi bulmuşken neden başkasına bakanlar olur? (baksada baktığını kabul etmeyenleride ekleyebiliriz.)

İnsan; Karaktersiz, doyumsuz, bencil bir varlıktır. Birine aşık olur yetersiz geldiğinde onu kovar ve daha iyisinin peşine düşer. Yada birini bulur ama aramaya devam eder çünkü kafasında ki o "üst" kişiye ulaşamamıştır. İnsanlar neden sevgilisi varken veya evliyken başka birine bakma eğiliminde olur.. Daha doğrusu neden hala elektrik olguları açıktır. Evet bunları sormuştum. O da benim gibi düşünüyordu, insanlar kendi pisliklerinin içinde dahada yukarıyı pisletmek isteyen varlık diye.. Hep bakacaklardı çünkü yanındakinden daha üst özellikleri vardı, belki sahip olamayacaktı ama genede bakacaktı. Peki ya bakmak aldatmak mıdır? Sorusu geliyor mu aklınıza. Bana sorarsanız evet..

Yeni yaratılan sistemler insanın ruhunu daima aktif ve bencil tutarak olduğundan farklı hale getirdi.

Farkında değilsiniz belki ama okuduğunuz kitaptan izlediğiniz haberlere kadar beyniniz sürekli uyarılıyor. Onların vermek ve oluşturmak istediği düzende yaşamaya başlıyorsunuz.

Eve geldiniz çok yorgunsunuz bilgisayar açmaya bile üşenecek kıvamdasınız. Televizyonu açtınız, sayısız tv kanalınız var ve istediğinizi seçeceğinizi sanıyorsunuz. Üzgünüm öyle değil. Medya sizin neyi izleyeceğinize karar veremez fakat izlediğinizden ne alacağınıza çok iyi karar verir. Bir kaç yıl önceye gidelim. Evlilik programlarından geçilmiyordu değil mi? Ama yüzlerce kanal elinizin altındaydı. Hangi kanalı açarsanız açın o prime time denen zaman diliminde evlilik programını görecektiniz. İçerikler aynı, sunucu, dekorlar ve birazda işleyişi farklı. Kimisi daha ciddi, kimisi daha halktan, kimisi daha üst tabakaya hitap ediyordu. Bunu dediğimde birşey fark etmeniz gerek. Medya sizin sınıfınızı belirledi. Zenginler bunu, fakirler bunu izler dedi. Bir sistemin içine dahil oldunuz. Hiçbir zenginin flash tv izlediğini düşündünüz mü. Gülüyorsunuz. Bunu ben yapmadım medya yaptı. Bitmedi, evlilik programı aynı zamanda güzel - çirkin olgusunuda yarattı. Talip olan kişiye "aa bakın çok yakışıklı" "aaa bakın çok güzel" denildi. O kişilerin tipleri nasıldı? Çoğu spor yapmış, belirli markalardan giyinmiş, saçları boyalı, özel bakım uygulamış kişiler. Şimdi farklı birşey daha öğrendiniz, evet medya size nasıl tüketim yapacağınızı da göstermiş oldu. Güzel kız olmak istiyorsam saçlarımı böyle boyatıp para harcamalıyım, kızlar beni beğensin istiyorsam spora gitmeliyim. Bitti sandınız ama bitmedi. Gene bu programlar üzerinden romantik erkek nasıl olur, inatçı kız nasıl olur gibi birçok duygusal yönden de ileti aldınız. Erkeğin diz çöküp güller döktüğü kızı görünce bende böyle yapmalıyım işin doğrusu bu dediniz. Bir kızda bunu gördüğünde; Bana böyle teklif etmedin. diye konuşmaya başladı bile... Farkında olmadan hepinizin beynine bunları teker teker işliyorlar, farkında olsanız bile devam ediyorsunuz çünkü.. Artık sadece medya değil... Kitap, dergi, ve 'sosyal' medyayı da sayabiliriz. Kitap almaya gidiyorsunuz direkt gözünüze 'en çok satılanlar' reyonu çarpıyor. Kendi istediğinizi değil oluşmuş olgunun istediklerini seçiyorsunuz.

Daha uygulamalara gelmeden siz bıktınız hissediyorum. Sosyal medyayı kullanan ezici çoğunluk 14-27 yaş aralığı olarak hangimiz büyük işler başardıkta 'story' denilen teknolojiyi kullanıyoruz. Yediğimiz yemekten, gittiğimiz sinemadan, yürüdüğümüz adımdan kime ne? Kimsenin umrunda değil, izlediğinizde sizinde değil! Neden izliyorsunuz? Ondan etkileniyor takip etmek istiyorsunuz çünkü takip ettiğiniz kişi size "deneyimlerin paylaşılma" etkisini sunuyor. Ulaşamadığınız, olamadığınız bir yerde ve sürekli onunla kendinizdeki eksikleri dolduruyorsunuz. Yada gerçekten o kadar kıskançsınız ki çekemediğinizden takip ettiğinizin farkında değilsiniz.

Gerçekten, bu paylaşımlar kimin umrunda, ne'siniz ki?

Hayatınızı nasıl değiştirdiklerini, sömürdüklerini gerçekten görememeniz.. Çılgınlar gibi bu paylaşımları yapıyorsunuz, herkesin sorguladığı şey şu; Snapchat bunu başlattı ve diğerleri çaldı aman tanrım! Takılacağınız nokta bu değildi. Facebook, Instagram, WhatsApp neden bu etkinliği çaldı ve size sundu? En çok tartışmanız gereken noktayı tartışmadan atladınız. (Çoğu kişi Facebook ve WhatsApp'ın artık ortak olduğunu bile bilmiyordur ya neyse..) Öyle bir etkileşim alanına maruz kalıyoruz ki, yaptığımız birçok şeyden haberdar bile değiliz. Günlük rutin haline dönüşmüş. Biri sizi tutup bunu neden yaptın dediğinde verecek cevabınızın olmadığı zamanlar bile oluyor.

Bunlar olmaya devam ettikçe "ben neslinin" gerçekliği daha fazla gün yüzüne çıkacak. Başlarda anlattığım şeyler sıradanlaşacak yerine daha farklı olgular gelecek. Her gelenle insanlar kendi benliğinden çıkmaya, parçalanmaya anlamsız bir yaşama sürüklenmeye devam edecek. Eskiden hep dile getirirdim. İnsanın cennetide, cehennemide dünyada. 

 AMA BUNUN FARKINA VARDIĞINIZDA HERŞEY SİZİN İÇİN ÇOK GEÇ OLMUŞ OLACAK.
BUZ DAĞININ ALT TABAKASINA YAKLAŞACAK KADAR BİLE BİLGİ YOK BURADA.
O KADAR ÇOK HATALI BİR YAŞAM SEÇTİK Kİ. BUNLARIN HEPSİNİ
KENDİ ELLERİMİZLE
BİZ BAŞLATTIK..


[FREE MELON] Toplumun Psikolojisi / Üniversite / Sınavlar & Hayat

| Tarih:
Cuma, Kasım 17, 2017

Toplumun garipleştiğinin farkında mısınız? İnsanlar herşeye karışır, her olaya el atar herşeyden anladığını sanar bir yapıya büründü. Bunun en büyük etkisi sosyal medya > ülkenin yönetimi > kötü yaşam koşulları.

Birşeyi de bilmeseniz ne olur?

O kadar alışmışlar ki internette, sosyal medyada herşeye atlamaya her ağzına geleni söylemeye ve bilumum konuda fikir sahibi olduklarını sanmaya.. Yemek istemezsin yanındakiler atlar; Aman ne yiyorsun ki zaten... Sokağa çıkmak istersin; Hergün dışarıda iyice şey oldun sende... Bir ton iş yaparsın tam oturursun tembel uyuşuk görülürsün. Size ne? Karışmayı bırakın artık. Kendinize göre "bir insan nasıl olmalı?" sorusuna cevap verip o şekilde yaşayın. Başkasıda kendine göre..

İstediklerini yapmazsın bu seferde aykırı olan sen olursun. Ne saçma iş.
Tabi bunlar neden oluyor sanıyorsunuz, saydıklarımdan. Atıyor yorum internette, cevap görüyor onada atlıyor sen böylesin, şöylesin.. Yavaş yavaş sosyal hayattada bu şekilde yaşayabileceğini düşünüyor. Bittimi? Hayııır.. Siyasiler, halkı yönlendiren kişiler ekranlarda benzer fikirleri poh pohluyorlar. Bunları duyan o "akıllı" kişilerde sokakta böyle davranmaya başlıyorlar.


İnsanlar propagandaları sünger gibi çekmeye, dışarıda da bunları boşaltmaya başladı. 

Kötü yaşam koşullarına, kıskançlık, çekememezlik, ekonomik sıkıntılarıda ekleyin alın size insanları yönlendirmeye çalışma, etki altına alma sebepleri. EN DOĞRU BENİM, SENSE TAM BİR VASIFSIZ HİÇ BİR İŞE YARAMAZ VARLIKSIN, HAADİİİİ EYV.

**

Üniversitelerin gereksiz şekilde uzun olduğunu düşünüyorum. Hatta meslek yüksek okulları dışındaki üniversite sisteminin değişmesi gerektiğini de savunuyorum. Sadece teorik olan okullar insanları yeterli şekilde eğitemiyor. Aylarca okula gidiyoruz, ne dersleri tam dinliyoruz ne ders çalışıyoruz (büyük çoğunluk böyle) Sınav haftası geliyor, herkes bir hafta öncesinden sınav sonuna kadar  kadar ders çalışıp sınavlarından geçiyor yada kalıyor. Haksız mıyım?

Sınav döneminde okulun hademesiyle muhabbet ediyorum; Bıkmış artık sıra üstlerini, duvarları silmekten. "Heryer kopya, ne ders çalıştığınız var ne okula geldiğiniz, sınav zamanı geliyorsunuz. Biraz çalışıp kopya yazıyorsunuz ondan sonra dersi geçip diplomanızı elinize alıyorsunuz" diyor. Evet doğru. Bende böyleyim. Sende böylesin ve eminimki en az %85 üniversite öğrenciside böyle. ÇÜNKÜ ÇOK GEREKSİZ!

Üniversite 2 yıl olmalı. İlk yıl bölümün teorik bilgileri öğrencilere alt yapı hazırlayacak. -belki hazırlık sınıfı olabilir- Sınavlarda şuanda olduğu gibi ilk sene teorik bilgi sınavları gerçekleşecek. Sene bittiğindeyse, gelecek seneye okul her öğrencisine staj imkanları, mesleğini, öğretimini yapabileceği iş alanları konusunda yatırım yaparak iş hayatına yaklaştıracak.




"Bingöl'de Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
öğrencileri, okulda yaptıkları işlerle okullarına yaklaşık 300 bin lira gelir sağladı."

Bu haftanın haberi. (13.11.2017) Bakın, bu işler böyle oluyor işte. Zamanında köy enstitülerini kaldıran güçler kimmiş neden yapılmış herkes biliyor. Neden tekrar gelmiyor çünkü yapılırsa başka rejimin başlangıcı olacağı düşünülüyor. Neden olsun ki. -Sanki ozaman öyleymişiz gibi.- Haberle ilgili site linkide vermiyorum. Yanlı konuştu oluyor. Alın başlığı kendi kaynaklarınızdan bakın gerçek mi değil mi. Öğrencilerin otomotivden, mobilyacılığa kadar yaptıklarını göreceksiniz.

Fakaat demiyorum ki öğrencilere zorla, ne istediğini bilmeden alan seçtirip öğretmenler kafasına göre okutsun. Öylede olmaz. Üniversite kısmını anlattım. Liseden itibaren konuşursam günler sürer sadece diyebilirimki, öğrenciler iş alanlarını, yapabileceklerini, meslekleri iyice bilip seçtikten sonra eğitimlerini alacaklar. Meslek diyince aklınıza sadece marangozluk, otomotiv, inşaat gibi alanlar gelmesin, grafik tasarım, sinema, çizim, edebiyat gibi alanlarda dediklerimi kapsıyor. Öğrenciler önce kendi yeteneklerini bilip tanıyacaklar. Meslekler hakkında bilgileri olacak ve yavaş yavaş hayatlarına karar verecekler.


Son sitemim: Üniversite öğretmenlerine. 20 yaşından büyük insanları zorla yoklama alma egonuz için sınıfta toplarsınız gelmeyeni yoklamadan bırakırsınız.. Sanki üniversite okumak zorunluymuş veya okuyan herkesin işsiz, güçsüz, amaçsız olduğunu sanarak. Ama sınav döneminden sonra akademik takvimde yazan "sınav açıklama" tarihini sarkıtarak geç okursunuz ozaman size kimse laf diyemez. Hep siz haklısınızdır. Sınıfa geç gelmeleri saymıyorum bile. Gerçekten üniversitedeki yoklama olayını hiçbir zaman anlayamayacağım.