Image Slider

Goshuin Nedir?

| Tarih:
Çarşamba, Ocak 29, 2020

2020 geldi Ocak ayı bitiyor bile. Etrafınızda ki birçok kişi bu sene benim senem! diyor. O sene bu sene. Kaç kişi planladığı hayatı uygulayabilecek? Verilen bütün sözler Mart ayından itibaren tembellik ile sonuçlanarak 'ikibinyirmibir' yılını beklemeye başlayacak.

Bir ara yılbaşı piyangosunu tutturup bütün hayatımızı değiştirme planımız vardı ama o süreç çok hızlı sonuçlandı.

Japonya'da ise durumlar biraz farklı. Sözünü tutamayan veya yapacakları için destek bekleyen kişilerin uğradığı bir nokta var. -elbette koleksiyonerlerinde- 

Goshuin (御朱印) ve Goshuincho (御朱印帳) adı verilen bir tasarım üzerine Tanrı hizmetkarları tarafından tasarlanılarak yazılmış olan mürekkepli yazıtlar. Zemin üzerine çeşitli desenler ve pullar eklenebilmekte. İnsanlar bu sayede yeni yılda yapacaklarına daha iyi odaklanıyorlar. Genellikle görüntü veya tasarım Goshuincho üzerine damgalanır ve sonrasında keşişler tarafından tapınakların isimleri, tarihi ve mesajları yazılır. Mürekkep kuruduktan sonrada Goshuincho sahibine geri verilir. Bazı festivaller esnasında turistik yoğunluğu bilen keşişler önceden hazırladıkları mühürleri isteyenlere dağıtırlar. 

Goshuin'in Kökeni;
Kökeni hakkında bir çok teori vardır ama en kabul göreni Nara döneminde (710-794) bölgeyi dini amaçlarla ziyaret eden büyük dini kişiler tarafından getirilmiş olmasıdır. Bu kişiler tapınak yakınlarında konumlanarak sizden dua etmenizi, belirli dini ritüelleri yerine getirmenizi isteyerek karşılığında Goshuin vermekteydi.

Goshuin'e Sahip Olmak İçin;
Öncelikle kendinize bir Goshuincho yani zemin satın almalısınız. Tapınaklardan alırsanız birçok türünü 1000-2500¥ aralığında bulabilirsiniz. (Kitapçılardan almayı tercih edenler daha fazla ücret ödeyecektir fakat çok farklı tasarımlar bulabilirsiniz. -ahşap gibi-) Harcamalar bunlarla sınırlı değil görsele değer veriyorsanız ve bu yazılar sizin için değerli ise fazla para harcayacak hobiye dönüştürebilir yada saklayabilirsiniz. Örneğin Goshuincho için özel yapılan taşıma çantaları -ki bunlar kimono kumaşından, ipek kumaşa kadar değişkenlik gösteriyor- yer imleç stickerları, bağlamak için ipler gibi harcamaları bulunuyor. Kısacası harcamalar tamamen kişiye bağlı.

Goshuin toplamak istiyorsunuz ama Japon olmadığınız için ne yapacağınızı bilmiyorsanız Tapınağa gittiğinizde personellerden birine; "御朱印はどこでもらえますか?" (Goshuin wa doko de moraemasu ka?" diyerek sorabilirsiniz.

ÖNEMLİ!!!
Goshuinler hat sanatının bir parçası yada koleksiyon için uygun bir araç olsa da Japon halkı tarafından Goshuin hediye etmek yanlıştır ve doğru bulunmaz. Bir çok tapınak görevlisi tarafından Goshuinler kutsal bir eşya ve bireye özel olarak sayılırlar.

Japon Tanrıları: Raijin Ve Fujin

| Tarih:
Cuma, Kasım 29, 2019

Raijin Ve Fujin Japon halkı tarafından en çok korkulan ve saygı duyulan tanrılardır. İki tanrının şimşek ve fırtına (hortum) yarattıklarına inanılır. Ülkedeki en yıkıcı meteorolojik olaylarda bunlar sonucunda oluşur. 

Raijin: Japon şimşek tanrısı. Kaminari-sama ve Raiden-sama olarakta bilinmektedir. (Şimşek, Işık ve Fırtına.) Eski Japon yetişkinleri günümüzde hala doğa olayları yaşandığında, çocuklara göbek deliklerini kapatmalarını söylerler. Çünkü Raijin'in gelip yiyebileceğini düşünmektedirler!

Çizim ve figürleri genellikle gücünü kullanırken düşünülen yüz ifadesi ile temsil edilir. Gücünün kutsallığı belli olması açısından kendisine has davul ve aletleri vardır.

Raijin'in elleri üç parmaklı bir şekilde tasvir edilir. Geçmişi, bugünü ve geleceği temsil etmektedirler. Kurak mevsimlerde geleneksel çiftçiler yağmur yağması için hala Raijin'e dua ederler.

Raijin'in Kökeni: Japon mitolojisindeki birçok tanrı gibi Raijin de Izanagi ve Izanami tanrılarının oğludur. Amaterasu ve Susanoo'nunda kardeşidir. Raijin yeraltındayken Japonya yaratılmıştır. Bu sürecin sonunda Raijin Izanami'nin yanmış cesedinden doğmuştur.

Raijin ile ilgili başka bir söylentide; Japonyada gerçekleşen büyük doğal afetler sonucunda -özellikle fırtınalar- İmparator durdurun emri vermiştir. Sugaru isimli bir kişininde durdurmak için Raijin'i ele geçirdiği söylenmektedir. Tabi bu efsanevi olay Kannon isimli başka bir tanrının yardımı ile gerçekleşmiştir.


Fujin: Japon Rüzgar tanrısı. Futen olarakta bilinmektedir. İçerisinde hava taşıdığı belli olan bir bez çanta ile tasvir edilir.

Raijin'den farklı olarak dört parmağı vardır. Her biri kardinal noktayı temsil etmektedir. (Cardinal Point olarak aratabilirsiniz.)

Fujin'in ürettiği hortum ve tayfunlar korkunç olsada sadece korkutan bir tanrı değildir. Japon halkı için kurtarıcı olarakta görülür. 1274 ve 1281 yıllarında Moğol deniz ordusu Japonya'ya doğru giderken fırtınalar tarafından iki kez hasara uğradı ve Japonya bu sayede savaşmadan büyük bir saldırıdan korunmuş oldu. Bu tanrısal müdahaleye yerel halk "Kamikaze" adını vermiştir. II. Dünya savaşı sırasındaki Kamikaze saldırısının ismi de buradan gelmektedir.

Japon kültüründe Raijin ve Fujin, gökyüzünün kontrolü için rekabet etselerde sanat alanında genellikle birlikte temsil edilirler. Sanat alanındaki en büyük örneği Tokyo'daki -asakusa- Sensoji tapınağıdır. Öfkelendiklerinde yıkıcı özelliklerinden korkulsa da birçok tapınak girişinde, her iki tanrıda koruyucu olarak tasvir edilir.

Yeni kültürdeki yerleri: Birçok esere konu oldukları bir gerçek fakat en bilinenlere yoğunlaşacak olursak Pokémon içerisindeki Tornadus ve Thundurus pokemonları. Naruto serileride Fujin ve Raijin için iyi birer örnektir. Rüzgar ve şimşek tanrıları birbirleri ile savaşarak zaman geçirirler fakat bu yüzleşmeleri her zaman kardeşçedir.


Pokémon

Joker Filmi 'Abartılamıyor' Mu?

| Tarih:
Cuma, Ekim 25, 2019

Joker marvel yapımı bir film olsaydı, yorumcuların 'harikalar diyarına hoşgeldiniz' naraları attığını görüyor olacaktık. 
Büyük bir ilk gerçekleştirildi: DC & Warner Joker karakterinin özüne inerek iç dünyasını bizler ile buluşturdu. Diğer karakterler ne film ekibinin nede bizlerin -izleyicilerin- umrundaydı. Jokerin öfkesine, neler yapabileceğine odaklandık. Kodlar; Joker nasıl oluştu? Bu hale nasıl geldi? Sonuçları?

2020 yılının Şubat ayında Harley Quinn karakterinin baskın olduğu Birds Of Prey, 2021 yılında da Batman izleyici ile buluşacak. 

Joker filminin bir diğer çıkış amacıda karakterlerin Gotham City'de kendilerine yer edinmelerini sağlamak. Büyük bir başlangıcın ilki. Joker kendisine göre "pis" olan bir hayatın içerisinde yaşıyorken; bugüne kadar bizlere hep zengin, insanları kandırmayı ve öldürmeyi seven bir karakter olarak tanıtıldı. Todd Phillips herkesi ters köşeye düşürerek bütün tabuları yıktı. Ne kadar kötü bir aileye sahip olduğunu, kötü bir yaşam geçirdiğini ve hatta kapitalist sistemin içinde sıkışmış sesi duyulmayan biri olduğunu gösterdi. İzleyiciler bu filmden sonra kötü karakterler gerçekten kötü mü, yoksa sistemin yarattığı ortamdan ötürü kötü olmaya mecbur mu kaldılar sorusu ile karşı karşıya kalacak. Eh nihayetinde bunun sonucuna da izleyiciler karar verecek.

İzledikten sonra yaklaşık bir iki saat istemsizce kulak tırmalayan gülüşü yapmak istiyorsunuz.

Bold Kısım: Joker 'Abartılamıyor' çünkü kendisini usta marvel yazarı sanan birkaç lağım faresi hatta; McDonalds'da kolam buzlu olmasın bile diyemeyecek tipler tarafından güya "eleştiriliyor"

Altta vereceğim görseller birkaç kanıt. Gerisini Türkçe olarak söylemeye çalışacağım. Ha sanmayın ki göstermeye gerek var. Tamamen düştüğü durumu sergilemek temsili. Şaşırtıcı olan ise bu şahıs Iron Man, Fantastik dörtlü gibi ünlü "marvel" çizgi romanlarının senaristi.

"Joker filmi daha da kötüye gidemez dediğiniz anda, süper kahraman filmlerinde defalarca izlediğimiz türden bir sahneyi eklemenin yolunu buluyorlar. (Joker'i izlediyseniz, neden bahsettiğimi biliyorsunuzdur.) Bu berbat filmin üstüne dikilen tüy olmuş." sonrasında da gelip Shazam ve Aquaman gibi gerçekten senaryosu berbat olan DC filmlerini -güya övüp- JOKER filmine kötü diyor. Dan Slott, Jared Leto'dan para olmuş olabilir mi? Joaquin Phoenix'in oyunculuğunu üstlendiği JOKER filmi ancak bu kadar saçma bir şekilde, saçma bir yazar tarafından bu kadar saçma eleştirilebilirdi eeeey Leto. Sözüm sana. Açıyorsun gişe sayılarını, imdb puanlarını sonra kendini sorguluyorsun.


Bu iki garip insan yüzünden DC filmlerini kapıştıracak hale geldim. Leto'nun muhabbetine girmiyorum daha fazla alçalmamak için ama 2 haftalık Suicide Squad gişesi 678'Bin rakamına ulaşmış. Joker ise 2. haftasında 1Milyon 235'Bin. -türkiye'de- 

İyi bir film izlemek istiyorsanız çıkın çıkın Joker filmine gelin.







Tavsiyelerim (09 Ekim 2019)

| Tarih:
Çarşamba, Ekim 09, 2019

7SEEDS: Netflix'in yapımına yardım ettiği bir anime dizisi. (Mangası mevcut.)

Japon hükümeti göktaşı yağmurunun dünyaya çarpacağını fark eder ancak ellerindeki teknoloji göktaşı yağmurunu durdurmaya yeterli değildir. İnsanlığın yok olmaması için DNA dondurma yöntemini geliştirerek belirledikleri bazı gençleri dondurarak insanlığın tekrar yaşamasını sağlayacaklardır.

Dondurma işleminden önce, dondurulacak kişilerin neye göre seçileceği konusu ortaya çıkar. Bu kişilerin eğitilebilmesi ve çözüldüklerinde hayatta kalabilmeleri için de bir ana grubun oluşturulması gerektiğine karar verirler. Ana grup için seçilen kişiler küçük yaşlarda ailelerinden ayırılarak yurtlarda özel eğitim alırlar. Dünya'nın yenilenme sürecinde tüm grupların ölebileceğini düşündükleri içinde her grubu aynı anda çözmek yerine belirli zaman dilimlerine ayırırlar. Sonbahar grubu, yaz grubu gibi.


Planlamalar esnasında çok ilginç durumlar ile karşılacaksınız. Mesela projeyi başlatan kişinin süreçte yaptığı bazı gerçekler, grupların arasında geçen diyaloglar, doğa'nın değişimi gibi. Fakat anime içerisinde ciddi saçma mantık hataları bulunuyor. Japon senaristleri geçtim Netflix'de mi görmedi? Erkek karakterin ağzında fener ile denizde dakikalarca boğulmadan yüzmesini mi söyleyeyim yoksa planör tarzı uçurtmalar ile ayakları yere sarkmadan uçuyorlarmış gibi görünmelerini mi söyleyeyim.. Ağzı açıkken suyun içinde nasıl boğulmadan yüzebilir veya uçan planör kullanırken tulum benzeri gereci takmadan nasıl ayakları dümdüz durabilir. (C'mon!)

Kimsenin ana karakter olmaması, her karakterin kendine has bir konumu olmasından dolayı izlenme açısından bir çekiciliği var.


League of Wonderland: Sega şirketi tarafından mobil platform için Ekim 2019 tarihinde çıkmıştır.

Oyun işleyiş mantığı olarak "Clash Royale" sistemine benzer bir oyun. Online olarak diğer oyuncularla 'versus' olarak; "kapışabileceğiniz" sisteme ve görevler yapabileceğinz modlara sahip. Kazanılan her oyunun sonunda bir sandık kazanır ve belirli bir süre bekleyerek açabilirsiniz.

Clash royale veya onun gibi oyunları bırakıp neden Wonderland oyununa geçeyim diye soracak olursanız, bu oyunun daha stratejik ve düşündürücü olduğunu söyleyebilirim. Her oyunda olduğu gibi League Of Wonderland oyununda da 'parayı veren düdüğü çalar' ödeme sistemi olsada iyi bir strateji ile de üst konumlara gelebilirsiniz. Nasıl olacak? = 1vs1 kale kapışması tarzında değil tam tamına üç adet kaleye sahip olarak oyuna başlıyorsunuz. Oyunlar ortalama iki dakika sürüyor. Eğer maçlar uzatmaya kalırsa (2 dakika içinde beraberlik bozulmaz ise) her iki takım için haritada bazı noktalarda işaret belirir. O noktalara karakter bırakılırsa mana dolum hızı artar. Eğer hala eşitlik bozulmadıysa iki kaleyi düşüren taraf oyunu kazanıyor. Oyunun işleyişi; 3 kalenin 2'sini yıkan taraf maçı kazanır şeklinde.

Yazıyı paylaştığım tarihe göre oyunun boyutu 91MB, güncellemeler ile 550MB'a ulaşıyor.

Bilerek oyun küçükmüş gibi gösterip içerisinde tonlarca veri indirmesini bekleme kandırmacasından nefret ediyorum. Click bait'den farkı yok. Neden bu yola başvurduklarını biliyor da olsam gerçekten marka değeri düşürücü bir olay. Oyunun boyutu yüksek olunca "aman çokmuş indirmeyeceğim" deyip insanların vazgeçmesi istenmiyor.

League of Wonderland'ın tanıtım fotoğraflarında fazlası ile kız karakter kullandığı için oyundaki tüm karakterleri öyle sanmıştım. Ama merak etmeyin bir o kadar da erkek karakter mevcut. Karakterlerin büyük bir kısımına da mitolojik ya da ünlü kişilerin isimleri verilmiş.

Japonya'nın Gürültü Kirliliği Sorunu Büyüyor

| Tarih:
Cuma, Eylül 06, 2019
Japon halkı kendini bunalmış, dağılmış, depresif hissediyor. Araştırmacılara göre en büyük nedeni şehirdeki gürültü kirliliği. Dünya sağlık örgütü'nün verilerine göre; Japonya dünyanın en gürültülü ülkelerinden birisi. Problem ülke içerisinde o kadar ciddi bir hale geldi ki yerel haber kuruluşları bile gürültü kirliliği hakkında endişeli haberler paylaşıyor. Aynı zamanda çevre problemleri komisyonuna gelen şikayetlerin yarısından fazlası gürültü kirliliği hakkında.

Kırsal alanlarda sakinlik devam etse de popülasyonun fazla olduğu şehirlerdeki uyarı tabelalarından çıkan sesler, satıcı-pazarcıların sesleri, seçim kampanya sesleri, arka planda çalan müzikler gürültü kirliliğine neden oluyor. Bu sorunların yanısıra binaların ince duvarlara sahip olması, ses yalıtımının düşük olmasından dolayı ses çok daha etkin bir şekilde yayılıyor.


Tren istasyonlarındaki duyurular, megafon sesleri, personellerin çıkarttığı sesler, halk tarafından bu bölgelerin "ses cenneti" olarak ifade edilmesine neden oluyor.

2008 yılında birkaç doktor bağımsız olarak Ueno ve Tameike-Sanno gibi istasyonların ses seviyesini ölçtü. Sonuçlar oldukça kötüydü. Dünya sağlık örgütünün önerdiği ses seviyesinden iki kat daha fazla ses seviyesi ölçülmüştü.. Şehir içerisinde daha ilginç durumların olduğu da tespit edildi. Gürültü kirliliğine maruz kalan halk, farkında olmadan turistlerin yoğun olduğu yerlerden uzaklaşıyor ve gürültü kirliliğini kendi kendilerine kontrol etmeyi başarıyorlardı.

Büyük şehirlerden kaçabilen, uzaklaşan kişilerce; Kırsal alanlarda vantilatör sesi duyulmuyor veya kulak tırmalayan istasyonlar yok. Sadece ateş böcekleri, cıvıl cıvıl öten kuşlar ve bölgedeki evlerin sakin durgunluğu vardı. Akşam olduğunda tedirginlikleri azalıyor tren raylarından gelen seslerin olmadığı zihinsel bir rahatlık beliriyordu. Sokağın ve dışarının huzurunu fark ediyorlardı.

Gürültü kirliliğinin azalması gerektiği fikri hippi düşüncelerden veya anarşist yaklaşımlardan gelmiyor. Olması gerektiği bilim tarafından da destekleniyor. Amerikan kardiyoloji okulu tarafından yapılan araştırmaya göre; Gürültü stresi arttırarak kan damarlarına zarar veriyor. Ne kadar az gürültü olursa beyin nöronlarımız o kadar fazla yenilenebiliyor.


Yazılan makale ve açıklamalara göre kamusal alanda yapılan gürültülerin büyük bir çoğunluğu aslında uyarı niteliğinde. Bu yüzden herhangi bir değişiklik olmuyor. Örneğin iş çıkışından dönen bireyin saat 17:00'den sonra dikkati dağınık ve yorgun olduğu düşünüldüğü için trenin yaklaştığını hatırlatan sesli duyurunun yapılması bir zorunluluk. Fakat halk bu gürültü kirliliğinin bahsedilenden çok daha riskli olduğunu ve yapılan araştırmaların gizlendiğini düşünüyor.