Image Slider

Joker Filmi 'Abartılamıyor' Mu?

| Tarih:
Cuma, Ekim 25, 2019

Joker marvel yapımı bir film olsaydı, yorumcuların 'harikalar diyarına hoşgeldiniz' naraları attığını görüyor olacaktık. 
Büyük bir ilk gerçekleştirildi: DC & Warner Joker karakterinin özüne inerek iç dünyasını bizler ile buluşturdu. Diğer karakterler ne film ekibinin nede bizlerin -izleyicilerin- umrundaydı. Jokerin öfkesine, neler yapabileceğine odaklandık. Kodlar; Joker nasıl oluştu? Bu hale nasıl geldi? Sonuçları?

2020 yılının Şubat ayında Harley Quinn karakterinin baskın olduğu Birds Of Prey, 2021 yılında da Batman izleyici ile buluşacak. 

Joker filminin bir diğer çıkış amacıda karakterlerin Gotham City'de kendilerine yer edinmelerini sağlamak. Büyük bir başlangıcın ilki. Joker kendisine göre "pis" olan bir hayatın içerisinde yaşıyorken; bugüne kadar bizlere hep zengin, insanları kandırmayı ve öldürmeyi seven bir karakter olarak tanıtıldı. Todd Phillips herkesi ters köşeye düşürerek bütün tabuları yıktı. Ne kadar kötü bir aileye sahip olduğunu, kötü bir yaşam geçirdiğini ve hatta kapitalist sistemin içinde sıkışmış sesi duyulmayan biri olduğunu gösterdi. İzleyiciler bu filmden sonra kötü karakterler gerçekten kötü mü, yoksa sistemin yarattığı ortamdan ötürü kötü olmaya mecbur mu kaldılar sorusu ile karşı karşıya kalacak. Eh nihayetinde bunun sonucuna da izleyiciler karar verecek.

İzledikten sonra yaklaşık bir iki saat istemsizce kulak tırmalayan gülüşü yapmak istiyorsunuz.

Bold Kısım: Joker 'Abartılamıyor' çünkü kendisini usta marvel yazarı sanan birkaç lağım faresi hatta; McDonalds'da kolam buzlu olmasın bile diyemeyecek tipler tarafından güya "eleştiriliyor"

Altta vereceğim görseller birkaç kanıt. Gerisini Türkçe olarak söylemeye çalışacağım. Ha sanmayın ki göstermeye gerek var. Tamamen düştüğü durumu sergilemek temsili. Şaşırtıcı olan ise bu şahıs Iron Man, Fantastik dörtlü gibi ünlü "marvel" çizgi romanlarının senaristi.

"Joker filmi daha da kötüye gidemez dediğiniz anda, süper kahraman filmlerinde defalarca izlediğimiz türden bir sahneyi eklemenin yolunu buluyorlar. (Joker'i izlediyseniz, neden bahsettiğimi biliyorsunuzdur.) Bu berbat filmin üstüne dikilen tüy olmuş." sonrasında da gelip Shazam ve Aquaman gibi gerçekten senaryosu berbat olan DC filmlerini -güya övüp- JOKER filmine kötü diyor. Dan Slott, Jared Leto'dan para olmuş olabilir mi? Joaquin Phoenix'in oyunculuğunu üstlendiği JOKER filmi ancak bu kadar saçma bir şekilde, saçma bir yazar tarafından bu kadar saçma eleştirilebilirdi eeeey Leto. Sözüm sana. Açıyorsun gişe sayılarını, imdb puanlarını sonra kendini sorguluyorsun.


Bu iki garip insan yüzünden DC filmlerini kapıştıracak hale geldim. Leto'nun muhabbetine girmiyorum daha fazla alçalmamak için ama 2 haftalık Suicide Squad gişesi 678'Bin rakamına ulaşmış. Joker ise 2. haftasında 1Milyon 235'Bin. -türkiye'de- 

İyi bir film izlemek istiyorsanız çıkın çıkın Joker filmine gelin.







Tavsiyelerim (09 Ekim 2019)

| Tarih:
Çarşamba, Ekim 09, 2019

7SEEDS: Netflix'in yapımına yardım ettiği bir anime dizisi. (Mangası mevcut.)

Japon hükümeti göktaşı yağmurunun dünyaya çarpacağını fark eder ancak ellerindeki teknoloji göktaşı yağmurunu durdurmaya yeterli değildir. İnsanlığın yok olmaması için DNA dondurma yöntemini geliştirerek belirledikleri bazı gençleri dondurarak insanlığın tekrar yaşamasını sağlayacaklardır.

Dondurma işleminden önce, dondurulacak kişilerin neye göre seçileceği konusu ortaya çıkar. Bu kişilerin eğitilebilmesi ve çözüldüklerinde hayatta kalabilmeleri için de bir ana grubun oluşturulması gerektiğine karar verirler. Ana grup için seçilen kişiler küçük yaşlarda ailelerinden ayırılarak yurtlarda özel eğitim alırlar. Dünya'nın yenilenme sürecinde tüm grupların ölebileceğini düşündükleri içinde her grubu aynı anda çözmek yerine belirli zaman dilimlerine ayırırlar. Sonbahar grubu, yaz grubu gibi.


Planlamalar esnasında çok ilginç durumlar ile karşılacaksınız. Mesela projeyi başlatan kişinin süreçte yaptığı bazı gerçekler, grupların arasında geçen diyaloglar, doğa'nın değişimi gibi. Fakat anime içerisinde ciddi saçma mantık hataları bulunuyor. Japon senaristleri geçtim Netflix'de mi görmedi? Erkek karakterin ağzında fener ile denizde dakikalarca boğulmadan yüzmesini mi söyleyeyim yoksa planör tarzı uçurtmalar ile ayakları yere sarkmadan uçuyorlarmış gibi görünmelerini mi söyleyeyim.. Ağzı açıkken suyun içinde nasıl boğulmadan yüzebilir veya uçan planör kullanırken tulum benzeri gereci takmadan nasıl ayakları dümdüz durabilir. (C'mon!)

Kimsenin ana karakter olmaması, her karakterin kendine has bir konumu olmasından dolayı izlenme açısından bir çekiciliği var.


League of Wonderland: Sega şirketi tarafından mobil platform için Ekim 2019 tarihinde çıkmıştır.

Oyun işleyiş mantığı olarak "Clash Royale" sistemine benzer bir oyun. Online olarak diğer oyuncularla 'versus' olarak; "kapışabileceğiniz" sisteme ve görevler yapabileceğinz modlara sahip. Kazanılan her oyunun sonunda bir sandık kazanır ve belirli bir süre bekleyerek açabilirsiniz.

Clash royale veya onun gibi oyunları bırakıp neden Wonderland oyununa geçeyim diye soracak olursanız, bu oyunun daha stratejik ve düşündürücü olduğunu söyleyebilirim. Her oyunda olduğu gibi League Of Wonderland oyununda da 'parayı veren düdüğü çalar' ödeme sistemi olsada iyi bir strateji ile de üst konumlara gelebilirsiniz. Nasıl olacak? = 1vs1 kale kapışması tarzında değil tam tamına üç adet kaleye sahip olarak oyuna başlıyorsunuz. Oyunlar ortalama iki dakika sürüyor. Eğer maçlar uzatmaya kalırsa (2 dakika içinde beraberlik bozulmaz ise) her iki takım için haritada bazı noktalarda işaret belirir. O noktalara karakter bırakılırsa mana dolum hızı artar. Eğer hala eşitlik bozulmadıysa iki kaleyi düşüren taraf oyunu kazanıyor. Oyunun işleyişi; 3 kalenin 2'sini yıkan taraf maçı kazanır şeklinde.

Yazıyı paylaştığım tarihe göre oyunun boyutu 91MB, güncellemeler ile 550MB'a ulaşıyor.

Bilerek oyun küçükmüş gibi gösterip içerisinde tonlarca veri indirmesini bekleme kandırmacasından nefret ediyorum. Click bait'den farkı yok. Neden bu yola başvurduklarını biliyor da olsam gerçekten marka değeri düşürücü bir olay. Oyunun boyutu yüksek olunca "aman çokmuş indirmeyeceğim" deyip insanların vazgeçmesi istenmiyor.

League of Wonderland'ın tanıtım fotoğraflarında fazlası ile kız karakter kullandığı için oyundaki tüm karakterleri öyle sanmıştım. Ama merak etmeyin bir o kadar da erkek karakter mevcut. Karakterlerin büyük bir kısımına da mitolojik ya da ünlü kişilerin isimleri verilmiş.

Japonya'nın Gürültü Kirliliği Sorunu Büyüyor

| Tarih:
Cuma, Eylül 06, 2019
Japon halkı kendini bunalmış, dağılmış, depresif hissediyor. Araştırmacılara göre en büyük nedeni şehirdeki gürültü kirliliği. Dünya sağlık örgütü'nün verilerine göre; Japonya dünyanın en gürültülü ülkelerinden birisi. Problem ülke içerisinde o kadar ciddi bir hale geldi ki yerel haber kuruluşları bile gürültü kirliliği hakkında endişeli haberler paylaşıyor. Aynı zamanda çevre problemleri komisyonuna gelen şikayetlerin yarısından fazlası gürültü kirliliği hakkında.

Kırsal alanlarda sakinlik devam etse de popülasyonun fazla olduğu şehirlerdeki uyarı tabelalarından çıkan sesler, satıcı-pazarcıların sesleri, seçim kampanya sesleri, arka planda çalan müzikler gürültü kirliliğine neden oluyor. Bu sorunların yanısıra binaların ince duvarlara sahip olması, ses yalıtımının düşük olmasından dolayı ses çok daha etkin bir şekilde yayılıyor.


Tren istasyonlarındaki duyurular, megafon sesleri, personellerin çıkarttığı sesler, halk tarafından bu bölgelerin "ses cenneti" olarak ifade edilmesine neden oluyor.

2008 yılında birkaç doktor bağımsız olarak Ueno ve Tameike-Sanno gibi istasyonların ses seviyesini ölçtü. Sonuçlar oldukça kötüydü. Dünya sağlık örgütünün önerdiği ses seviyesinden iki kat daha fazla ses seviyesi ölçülmüştü.. Şehir içerisinde daha ilginç durumların olduğu da tespit edildi. Gürültü kirliliğine maruz kalan halk, farkında olmadan turistlerin yoğun olduğu yerlerden uzaklaşıyor ve gürültü kirliliğini kendi kendilerine kontrol etmeyi başarıyorlardı.

Büyük şehirlerden kaçabilen, uzaklaşan kişilerce; Kırsal alanlarda vantilatör sesi duyulmuyor veya kulak tırmalayan istasyonlar yok. Sadece ateş böcekleri, cıvıl cıvıl öten kuşlar ve bölgedeki evlerin sakin durgunluğu vardı. Akşam olduğunda tedirginlikleri azalıyor tren raylarından gelen seslerin olmadığı zihinsel bir rahatlık beliriyordu. Sokağın ve dışarının huzurunu fark ediyorlardı.

Gürültü kirliliğinin azalması gerektiği fikri hippi düşüncelerden veya anarşist yaklaşımlardan gelmiyor. Olması gerektiği bilim tarafından da destekleniyor. Amerikan kardiyoloji okulu tarafından yapılan araştırmaya göre; Gürültü stresi arttırarak kan damarlarına zarar veriyor. Ne kadar az gürültü olursa beyin nöronlarımız o kadar fazla yenilenebiliyor.


Yazılan makale ve açıklamalara göre kamusal alanda yapılan gürültülerin büyük bir çoğunluğu aslında uyarı niteliğinde. Bu yüzden herhangi bir değişiklik olmuyor. Örneğin iş çıkışından dönen bireyin saat 17:00'den sonra dikkati dağınık ve yorgun olduğu düşünüldüğü için trenin yaklaştığını hatırlatan sesli duyurunun yapılması bir zorunluluk. Fakat halk bu gürültü kirliliğinin bahsedilenden çok daha riskli olduğunu ve yapılan araştırmaların gizlendiğini düşünüyor.


Stranger Things: Hakkında (1-2. Sezon - Sadettin Teksoy İçerir.)

| Tarih:
Çarşamba, Ağustos 14, 2019

Popüler dizileri izlemeyen duygularım Netflix'in promosyonlarına yenik düştü. 'Sadettin Teksoy'un kullanıldığı promosyon videoları sayesinde Stranger Things izlemeye başladım. Popüler yayın izlemem derken 90'neslinin yakından tanıdığı Sadettin sayesinde ne hale geldik! Videoları gördüğüm an yarın başlıyorum dedim yahu. Sadettin'i yokluğunda özlememiştim fakat sarı yağmurluğu ve yaptığı el hareketlerini görünce beynime kazınan bütün duygular ortaya çıktı.

Fazla konuşup kafa şişirmekte istemiyorum yorumlarda bulunarak hem tavsiye edeceğim hemde yorum yapmış olurum. 

Stranger Things'i anlamak için önceden araştırma yapmalı ve içeriğini bilmelisiniz ya da ne dönüyor? Söylentilere göre "Montauk, MKUltra" gibi projelerin neler yaptığını ve neler yapabileceğini bizlere göstermeye çalışıyor. Bu projeleri yaratanlarda; İnsanların beyinlerini tam olarak kullanabildiğinde ne yapabileceklerini görüyorlar. Tabii bu kullanım şekli öğretme yolu ile değil baskı, şiddet, uyuşturucu ve bunun gibi illegal yöntemlerle iyi olmayan koşullarda gerçekleştiriliyor. Acaba daha düzgün yol ile gerçekleşebilseydi 'özel insan' olmayı başarabildiğimizde yapacaklarımızın sınırı olur muydu. Kendi gücümüzün ne kadar farkındayız. (Zihin kontrol edebilir, telekinezi yapabilir, etkileşim yoluyla başkasının ne yaptığını öğrenebiliriz.)

Projeler Amerikada'ki 51. bölgeden, uzay araştırmalarına kadar birçok zinciri barındırıyor. Ne konuşursam konuşayım birçok bağlantı yoluna gittiğimde telekinezi, güç gibi kavramlar beni 'paralel evren' yapısının gerçekliğine yakınlaştırıyor. Her ne kadar bu an içerisinde var olsakta aynı şekilde başka bir çizgide farklı bir benliğimiz ile "bağ" içerisinde olabiliriz. Yaaanii belkide 'Upside down' gibi.. (Hiç alakası yok ama yaşadığımız yerlerde bile binlerce yıl öncesinde başkaları yaşıyordu. O anları görmek yıllarına göre seçmek, bakmak çok isterdim diyeceğim ama alakasız bir yere doğru giderek iyice akıl karıştırdım.)

1. SEZON: Dizi kültürüne sahip olmadığım için net bir kıyaslama yapamıyorum ancak bildiğim çekimlere göre bir dizi için yeterli hatta üst seviyede çekim açılarına sahip. Oyunculuklarda çocuk dizisi tadında değil kaliteli. Kaldı ki bu kadar çocuğun oynadığı bir diziye göre gerçekten iyi diyebiliriz. Oyunculuğun 'sırıtabileceği' durum riske alınmış ve başarılı olarak sonuçlanmış. Muhtemelen "11" karakteri gelecekte birçok dizi ve filmde yer alacaktır. Rahatsız olduğum tek konu dönüp dolaşıp popüler olmasına laf demem ile sonuçlanacak. Yürüdüğünüz her yoldaki billboardlarda Stranger Things fotoğrafı görmek rahatsız edici. Aşırı kalitesiz izleyici kitlesinin oluşmasınada neden olabilir.

Spoiler vermemeye çalışacağım fakat yazının bu kısımından sonra spoiler içerik olabilir, olursa da merak uyandıran olur. Oturup diziyi yazmak istemiyorum.

Çok fazla karanlık çekim var, çıkıp canavarlı filmi yaz kumsalında çekelim diyemeyeceklerine göre eleştirmemde saçma olabilir. Var yani haberiniz olsun!!! Klasik amerikan yapılarını göreceksiniz.. Gençlerin kendilerine ait bir çadırları, klübeleri olur ve orada toplantılar yaparlar, oyunlar oynarlar. Üst level olarak ülkemizde TRT bile Tozkoparan dizisinde bunu yapmayı başardı. Benimde hayalimdi valla çocukken öyle ortamımız olsun da kimse bize karışmasın aman aman. Bir ara mahalle yaşamını görmüş birey olarak bende arkadaşlarımla tahtalardan kapalı ortam yapıp içerisinden gene kendimizin yaptığı borular yoluyla sivrilttiğimiz kağıtları diğer mahallenin çocuklarına birer avcıymışız gibi üflüyorduk. Bunun telsiz ile iletişimi olan, çadırlarda yaşayan, rpg oyunlar oynayan versiyonunu göreceksiniz. Klasiğimizin devamında; aileleri aşırı rahatlıktan çocuklarının odalarına bile bakmıyor olması devamında odalarında temizlik bile yapmayan bu neslin eve biri mi girmiş, yoksa biri mi kalıyor kimsenin umrunda olmadığı bir ortam.. Bunların yanına "Upside down" öğeleri yerleştirilince klasik falan demeden birden dizinin içinde buluyorsunuz kendinizi. Ama şerif abimiz (Hooper) keşke bütün eyaleti biliyor diye her olayın arkasından çıkmasaydı. Sherlock Holmes'a döndü adam.


Oyuncular dizi için en iyi seçilebilecek oyuncular. Resmen "cuk" oturmuşlar. Diziye hiç yakışmamış diyebileceğiniz karakter yok. Bu kadar giriş konuşması yaptım. Ufak ufak bahsettim ama hala "iyi de dizinin konusu tam olarak ne" diyorsanız; Amerikan yaşantısında mutlu mesut yaşayan bir kaç aile ve çocukları vardır. Hiç sıkıntı çıkmayan eyaletimizde herkes günlük yaşamını rahatça yaşarken nüfusun az olmasından faydalanan bir kuruluş bölgede ana girişte bahsettiğim projelerini gerçekleştirirken bütün olayı ellerine yüzlerine bulaştırarak bir canavarın dünyaya salınmasına neden olmuştur. Şirket sadece bunu yapmakla kalmaz, Amerikaya düşman ülkeler için bir adım öne geçmek amacıyla deneyler, testlerde yapmaktadır. Burada kötü deneylere maruz kalan ve özel güçleri olan bazı çocuklar vardır. "11" isimli kızımız yaşadıklarına daha fazla dayanamaz ve buradan kaçar. Herşeyin koptuğu anda buradan başlar. 11 ile tanışan kimsenin hayatı artık eskisi kadar iyi olmayacak. Birinci sezonun konusu tam olarak bu'dur diyebilirim. Unutmayın canavarımız muhtemelen bir yüze ve göze sahip değil ancak kan kokusunu çok iyi alıyor.

2. SEZON: İlk sezona göre gerilim ve stres olgusu biraz daha azalmış. Muhtemelen izleyici tarafından gelen baskı sonucunda üçüncü sezonun olacağı netleştirilince, ikinci sezon biraz daha karakterler hakkında bilgiler veren sezon haline gelmiş. Birinci sezon giriş, ikinci sezon gelişme olmuş diyebilirim. Üç yeni karakter ile tanışacağız Max > Billy ve Bob. (Bahsetmediğim başka karakterlerde var. Çocukların aileleri, ablaları kardeşleri vb.) Gelen iki karakter 'klasik' okula yeni gelen havalı çocuklar. Bölümler ilerledikçe onlara da ısınacaksınızdır diye düşünüyorum. İlk başlarda çok itici duruyorlar.

Erkek karakterlerimiz Max'a aşık olurken, okulun kızları da Billy'e aşık oluyor. Doğal olarak okuldaki en eski havalı çocuğumuz Steve kendi gücünü göstermek zorunda. Aslında Billy'de kendisini kanıtlamak için Steve ile bir münakaşa yaşıyor. Billy'nin gücü daha ağır basınca, ilk sezonda hiç sevilmeyen Steve aniden seyirci tarafından korunacak, bağrımıza bastığımız bir konuma getiriliyor. Serserilikten çıkmış, iyi bir çocuk gibi. Burada şey hissettim, sanki Steve hep böyle gidecekti ama üçüncü sezon olacak denince yeni bir hikaye uydurmak için rollerde değişiklik oldu. Hemde bir karakteri seyirciye kazandırmış oldular. Hergün bir kız ile yatan Steve en sevilen 'abi' rolüne kadar geldi. Ama söylemeden geçemeyeceğim Eleven'ın Max'ı kıskanıp üzerinde güç kullanması gerçekten ÜBEEEEEEER KLASİK BİRŞEY!! Yabancı yapım dizide beklemiyor insan. Kıskanmak doğru, olması gereken bir eylem ama ne bileyim hiç gittimi böyle kültürde yetişmiş insanlara. (Gülme efekti.) Eleven bu sezon içerisinde tek olmadığını öğrenecek "8" numara bir karakterimizi daha görüyoruz, aynı şekilde onunda özel güçleri bulunuyor. Acaba 1-11 arası kişiler mi var? Bunlar bende hala oturmadı. Olayları çok iyi takip edin Eleven hayatı hakkında ciddi kararlar alıyor. Ortaya çıkışını, neler yaptığını göreceksiniz.

KİMİLERİ İÇİN ÜZÜCÜ OLABİLECEK ÖLÜMLÜ BİR SAHNE GERÇEKLEŞECEK. ŞİMDİDEN KENDİNİZİ HAZIRLAYIN. 

İki sezon arasında çok fark var mı dersek, fazla yok. Hemen hemen yakınlar. Yeni yaratıklar ortaya çıkıyor. Will kardeşimiz asla ve asla onlardan kaçamıyor ve böyle devam ederse saçma olabilir. Her sezon yeni birşey mi çıkacak Will üstünden. Başka birinden çıkartsalar ne köymüş yaav diyebiliriz bu yüzden risk alert. Umarım üçüncü sezonda gene Will üzerinden birşey olmaz. Hiç değilse biri üstünden olmasın artık uzaklardan başka köşelerden birşey çıksın. Yada en mantıklısını diyeyim hiç birinden çıkmasında olayların arkasında birimi var birşey mi var onu görelim de onlar yapsın mücadele olsun yetter.


Kyoto Animasyon Stüdyosuna Saldırı (KyoAni)

| Tarih:
Cuma, Temmuz 19, 2019

18 Temmuz 2019 tarihinde Kyoto'da bulunan Kyoto Animasyon stüdyosuna şüpheli bir saldırı gerçekleşti. Şuan itibari ile saldırı sonucu 33 kişi hayatını kaybetti, 41 kişi yaralandı.

Kyoto polisine göre 1989 yılından beri en yüksek ölümle sonuçlanan kundaklama saldırısı.

Stüdyo'ya saldırı esnasında "ÖLÜN" şeklinde bir adamın bağırdığı ihbar edildi. Yaralanan 41 kişi bölgedeki yerel hastanelere sevk edildi. Saldırı sabah 10:35 civarında gerçekleşti ve bu saat içerisinde binada +70 kişinin olduğu söyleniyor.

Bildirilere göre 10 ceset binanın 2. katından çıkarıldı. (5 kişi yangından haberi olmadan merdivenden yukarı çıkarken ateşlerin arasında kaldı.) Yangından ötürü itfaiye yetkilileri bina içerisinde arama yaparken zorlandığını ve çok fazla cesedin bulunduğunu söylüyor.

Etrafta bulunan kişilerce; kundaklama sonrası büyük bir patlama gerçekleşti. Binadan ciddi derece siyah dumanlar çıktı.

59 yaşında Japon bir kadın; "Saldırıdan sonra uzun saçlı ayakları çıplak ve kanlı görünen bir adam şarkı söyleyerek yere uzanıyordu" dedi. 

Saldırganın 41 yaşında bir erkek olduğu söyleniyor. Kyoto Valiliği Polis Sözcüsü, beyaz bir sıvı dökülerek binanın ateşe verildiğini onayladı.

Kyoto Stüdyosu'nun (KyoAni) bugüne kadarki önemli işleri: 'K-On', 'Suzumiya Haruhi No Yuutsu', 'A Silent Voice', 'Clannad' ve 'Kobayashi-san Chi No Maid Dragon'


Olayın etkisi azaldıktan sonra KyoAni şirketinin başkanı Hideaki Hatta "Kalbimize büyük bir yara verdi, şiddete başvurmanın sebebi nedir, ne yararı var?" şeklinde konuştu. 

Anime hayranları ve saldırıya uğrayan kişilerin aileleri sosyal medya üzerinden başsağlığı mesajları gönderip #PrayForKyoAni etiketini başlattı. Hayranlar şirkete yardımcı olmak için öğlen 14:00'dan sonra yardım kampanyası başlatarak an itibari ile 950,000$ dolar topladı.

Japon başbakanı Shinzo Abe twitter hesabında "Çok fazla insan öldü ve yaralandı. Bu çok korkunç söyleyecek bir söz bulamıyorum" dedi.

Halk saldırıyı yapan kişinin ölüm cezası ile çarptırılmasını istiyor. (Japon anayasası içerisinde net bir şekilde uygulanmasada kasıtlı olarak ahşap evleri ateşe verip zarar veren kişilerin ölüm cezası ile çarptırılabileceği maddeler bulunuyor. Nitekim 2008 yılında Osaka'da benzer bir olayda 16 kişinin ölmesine sebep olan kişi idam cezası aldı.) 

Yaşanan saldırı yüzünden Japonya, anime ihracatında sponsor desteğinin azalacağını düşünüyor.

Waseda Üniversitesi yangın uzmanı NHK'ya verdiği röportajda, binanın içerisinde döner bir merdiven olduğunu bu sebeple yangının hemen yayıldığından bahsetti. 

~ ~


19 Temmuz 2019 - Binanın yakınlarında iki benzin tenekesi, bir sırt çantası, bir el arabası, 5 adet uzun bıçak bulundu.

Saldırganın polis ile geçen diyaloğunda bağırarak kendisinden birşey çalındığından bahsettiği söylendi. Bugünkü görüşmelere göre KyoAni stüdyosu saldırganın mangalarını çalmış. Soruşturma devam ediyor.