Image Slider

Hasta: 2

| Tarih:
Perşembe, Kasım 01, 2018

Bir süre sonra herkes yalan söylüyor (gibi.) Görüyorsun, görüyorsun... Ve tekrar görüyorsun. Farklı düşündüğünü sanıp eleştirerek sende yalan söylüyorsun. Birçoğu da çıkarların için. Onlarla biraz daha durabilmek için yalan söylüyorsun. Elbet işine yararlar değil mi. Neden ben doğru olmaya çalışıyorum ki. Nefesimi tutup tüm yalanları içime çekerek yaşayabilecekken. Gerçekten nefesimi tutarsam buradakiler beni engeller mi. Muhtemelen evet. Yalancı oldukları gibi başka özellikleri de taşıyorlar.

Düzelecek mi?
Sanmıyorum. Ama söylemek isterim ki üç kere 'hiç sanmıyorum' yazıp sildiğimi biliyorum. Herkes gibi ben bilirim diyerek yalan söylemeye başla sende. Hemde ilk yalanı kendine söyleyerek. 

Gerçekten sakince konuşalım; Nasıl hiçbir cümlenin bir öncekiyle bağlantısı yoksa da hepsi temelinde 'yalanı' eleştiriyor (gibi.) Bu yazıyı yazarken bende yalan söylüyor olabilirim. Belkide dikkatini çekebilmek için iki kere (gibi.) kelimesini parantez içine aldım. 

Artık söylediklerini dikkate alarak penceremi açıp tekrar sokağı izlemeliyim. Daha önce söylemişmiydim bilmiyorum ama karşı odada ki insanları hiç sevmiyorum. Bütün gün horlayıp konuşacaklarımı unutmamı sağlıyorlar. Buda bana kocaman kaldırımda üç arkadaşın yan yana yürüyerek arkalarından gelen bütün insan yığınının geçmesini engelleyip, öfkesini toplamalarını hatırlatıyor.

Hasta:olduğum süre boyunca bütün rahatsızlıklarımın ben dahilinde değilde karşı taraflı olduğunu hissettim. İyi bir antrenör olabilmek için koçluğunu yaptığınız spor dalında başarılı bir sporcu olmanız gerektiğini söylüyorlar. Ozaman iyi doktor olabilmem içinde tam bir deli olmak zorundayım. Yani bugün hastayı değilde doktoru oynayabilirim.

Hep birşeyler açmak zorundaymışım gibi açtığım pencereye geri dönüp bu sefer onu kapatmak istedim, çünkü gereksiz dolabımın kapaklarını da açmak istiyorum. Gördüğüm tek şey; İnsanların yüzlerindeki anlamsız ifadeyle 'aman siz okuyun bizim gibi olmayın' demeleri. İki çift muhabbet etmek zorunda kalıyorsun onda da karşındaki yalancı soytarının konuşmalarında ki abestliği dinlemek zorundasın (gibi). Okuyun bizim gibi olmayın nâraları. Hep bir memnuniyetsizlik, küstahlık ama kazandığı parayı sorsak ekmek parasına çalışıyordur. Kapağı kafasına sertçe kapayıp girişteki lobiye doğru yuvarlanasım geliyor. Tabi bu esnada tüm hastaların kafalarını kapı kirişlerinden meraklı ifadelerle uzatmalarına maruz kalmamalıyım. Sonuçta bugün tam bir deli doktoruz. En iyisi suratlarındaki yalancı ifadeleri görmekten kaçınayım. Neden kaçınıyorsam.

Haruki Murakami'nin 'Yeraltı' Kitabı Japonyaya Soğuk Bir Ders Vermeye Devam Ediyor

| Tarih:
Cuma, Ekim 12, 2018

20 Mart 1995 Sabah: Haruki Murakami Oiso Kanagawa eyaletinde kitap raflarını düzenlemekteydi.

Aynı saatlerde Tokyo metrosunda hareketli anlar yaşanıyordu. Aum Shinrikyo üyesi üç kişi şemsiyelerinin sivri uçlarıyla, taşıdıkları poşetleri delerek sarin gazı saldırısını düzenledi.

13 kişiyi öldüren bu saldırı, sözde barış ortamı arayan örgütün verdiği sonuçtu.

Murakami saldırıyı haberden öğrendikten sonra büyük bir şok yaşadı fakat onun açısından Japonya'ya bakacak olursak ülkenin yaşadığı doğal afetler ve geçmişten gelen sorunlar çerçevesinde bu saldırının basit bir "kötülükden" ibaret olmadığını hissediyordu. Yabancıların kendileri hakkında başarısız bir toplum olduğunu düşüneceklerini, aum olgusunun Japon benliğiyle bir bütün olarak bakılacağını daha fazla düşünmek istemedi. Olayın mağdurlarını, aum'u savunan, düşünen tüm insanları araştırarak sonuçları resmetmek istedi. Sonuç: 'Yeraltı: Tokyo Gazı ve Japon Ruhu' oldu.

Murakami derinlemesine yaptığı araştırmayla gazeteciliğe de adım attı. -Yaptığı bu araştırma geçtiğimiz mart ayında 20. yılına girdi. Aum lideri Shoko Asahara ve saldırıda yardımı dokunan 12 örgüt üyesi Temmuz 2018'de idam edildi. Buda Yeraltı kitabının tekrar değerlenmesini sağladı.

Tokyo üniversitesinde sosyo-kültürel çevre çalışmaları konusunda araştırmada bulunan Mayumi Fukunaga "Saldırıdan önce bile Aum üyelerinin neden bu tarz davranışlar sergiledikleri konusunda çok az bilgiye sahiptik." Aynı zamanda 'Yeraltı' kitabının 1990 yılındaki Japon toplumuna karşı bir bakış açısı getirdiğini ifade etti. Fukunaga konuşmasına devam ederek "Bu tarz felaketleri tekrar yaşamamamız için kendimi konuşmak zorunda hissediyorum. Aum Shinrikyo olgusu bir sapkınlık değildi. Toplumumuzun yapısal patolojik bir durumu." dedi.

Kitabın ilk yarısı hayatta kalanlar, aile üyeleleri, tren çalışanları ve ismi gizlenen kişilerden alınan bilgilerden oluşuyor. 
Tokyoda sabah saatinde tren istasyonu: Japonya'nın bütün homojenliğini ve inançlarını ortaya sermektedir.

Murakami; Sarin gazıyla bütünleşmiş gazeteleri çıplak el ile toplayan istasyon çalışanından, zehirli gaz salınımlarına alışmış bir kadın öğretmene, boşanmak üzere davaya giden bir karides satıcısına kadar bir çok insandan çok değişik cevaplar alıyordu. Bazı cevapları okuyucular tarafından dinlemek zor olabilir özellikle sarin gazının insan vücuduna temasıyla verdiği tepkileri mide bulandırıcı ayrıntılarla duyduktan sonra. Aslında Murakami hariç hayatta kalanların büyük bir çoğunluğu olayları geride bırakmaya özlem duyuyorlar.

Pokemon Nişan Yüzükleri

| Tarih:
Pazar, Eylül 30, 2018

Popüler kültürü yakından takip eden aksesuar markası U-TREASURE, Pokemon temalı üç yüzük çıkartacağını duyurdu.

Nişan yüzüğünde kullanılan detaylar Pikachu'nun elektrik kıvılcımlarından esinlenip 'aşk'ın birlikteliğiyle oluşan kıvılcımları olarak vurgulanıyor. (K18 Sarı altın versiyonu 135.000 Yen, K18 beyaz altın versiyonu ise 128.000 Yen fiyatından satışa sunulacak. TL Fiyatı olarak: 7200 ve 6665.) Hangi versiyonunu seçerseniz seçin Pikachu çiftlere tam desteğini verecek gibi görünüyor!

Ek olarak: Satılacak yüzüklerin saklanması için özel olarak Pokeball (Pokemon Topu) şeklinde tasarlanan aksesuar çantası bulunuyor. Yüzüklerin yanında bu özel çantaya da sahip olmak isteyenlerin 12.960 yen gibi bir fiyat ödemesi gerekiyor.



Doların Durumu / Eğitim Ve Sonuçlar / Nintendo Ülkemizde

| Tarih:
Çarşamba, Eylül 12, 2018

Dolar yükseliyor, dış güçler bizi sevmiyor. Amerikanın oyunu bunlar! 
Euro, pound, yen hatta Suudi arabistan riyali'nin bile karşısında eriyoruz.

Belkide bu yükselişin rahip Brunson olayıyla alakası var fakat olay sadece bu dersek haksızlık etmiş oluruz. Asıl olay çağa ayak uyduramamış olmak. Vestel? THY? Beko? Çoğunun %49 yada %51 hisseleri yurt dışına satılmış. Satılmamış olanlarında üretimleri "Türk Malı" değil. Vestel kullanalım, iphonelarımızı kıralım atalım. Sistem içeriklerinde Qualcomm, Snapdragonlar uçuşuyor, kim bu sistemlerin üreticisi.. Yoksa Amerikamı. Çözmemiz gereken sorunda tam olarak bu. Ha, demiyorum ki işlemci üretelim qualcomm'a rakip olalım başkaları da kullansın. Elbette kolay değil ama başlayalım üretelim alternatif olsun. İsteyen istediğini kullansın. Yerimiz de saymadığımız sürece ister 10 ister 30 sene, birgün mutlaka qualcomm seviyesine gelecektir.

Televizyonda denk geldim el yapımı binilebilen arabaların yarış turnuvaları oluyormuş Türkiye olarak katılıyoruz. Röportaj da tamamen yerli üretimi yapıyoruz diyor; gülüyorum biz motor mu üretiyoruz derken, konuşan kişide kendini kaptırdığını fark edip %100 yerli üretimi hedefliyoruz diyor. Hani biz yapmıştık? Parçaları burada birleştirmek ile üretici olmayı karıştırmayalım lütfen.

Algı karmaşası yaratmaya çalışan reklamlarda var. Program arasında ürün yerleştirme modellerinden bir reklam çıkıyor, YÜZDE YÜZ YERLİ TÜRKÇE OYUN. Sanarsın oyunu biz yaptık oyunun ismini alaycı bir tavırla söyleyeyim Hükümdar Mobil.

***

Sınav sonuçları geliyor istatistiklere bakıyoruz;
2 milyon 381 bin 412 kişi sınavlara girmiş.
2 milyon 260 bin 273 kişinin sınavı geçerli sayılmış.

Türkçe 40 soruda 16,179 ortalama,
Sosyal bilimler 20 soruda 6,003 ortalama,
Temel matematik 40 soruda 5,642 ortalama,
Fen bilimleri 20 soruda 2,828 ortalama.

En az bir sene sınava hazırlanılıyor. Ana dilimiz Türkçeden: 40 sorudan 16 doğru ortalamayla geçilmiş sınav sonucuyla karşılaşıyoruz.
Bir çok kişinin kaçırdığı sonuçları da paylaşmak istiyorum.
2017 Sonuçları: 40 soruda 17,278 (YGS)
2016 Sonuçları: 40 soruda 19.101 (YGS)

Başarı kaybı istatistiksel olarak karşımızda. Adım adım geliyorum demiş, ne kadar çözüm yoluna gidildi neler yapıldı bilemiyorum fakat en doğru çözüm imam hatiplerin azaltılarak tekrar fen ve başarılı liselerin geri gelmesi.

Teleservice Sony Garanti / Verme Süreci

| Tarih:
Pazar, Eylül 02, 2018
Sony XZ Premium model telefonumun yan bölgelerinde kronik şekilde soyulma ve pilin ısınmasıyla beraber ekranda iki adet sarı leke oluşunca garantiye verme yolunu tuttum. Sony cihazlarıyla ilgilenen yetkili servisin maltepe bölgesinde bulunmasıyla dertli yol sürecide başlamış oldu. Maltepeyi bilmediğim için en az 3 saatim yollarda geçti. Ama bilerek giderseniz rahat gidebilirsiniz.

Üsküdar'dan gidecek olanlar için söylüyorum;
-Marmaray otobüs durağının ilerisinde bulunan harem minibüslerine binin ve otogarı geçerken inin.
-Tam karşısında otobüs durağı göreceksiniz.
-16A'ya binin.
-Maltepe köprüsü durağında inip dümdüz ilerleyin, sol tarafınızda Teleservice göreceksiniz.

Yürüme mesafesi duraktan 3 dakika bile değil. Bilerek gittiğinizde ulaşım son derece kolay. Metro ile gidebilirsiniz ama yürüme süreniz artar. Maltepe köprüsünün aşağısında durağı var oradan çıkıp üst taraflara doğru yürümeniz gerekecek. Otobüsle gelmek daha kolay gibi.

Garantiye verip vermeme muhabbetleri sonucunda garantimiz var verelim kurtulalım deyip 13 Ağustos'da telefonu verdim. 21 Ağustos'da kurban bayramı olunca bekleme süresi uzadı. Aslında bekleme süresini yurt dışından yedek parça getirme de arttırmış olabilir. İki sorun birlikte olunca 16 gün telefonu bekledim.


Bildirdiğim tüm hatalar garanti kapsamında düzeltildi. Ama teleservice firmasını sosyal medyadan araştırırsanız haklarında oldukça kötü yorum göreceksiniz. Bu yüzden telefonu verdikten sonra korkmadım da değil. Artık şansımıza mı nedir bilmiyorum garanti dışı bir durum olmadı. Olumsuz kötü yorumlardan korkup firmaya telefonunu veremeyenler varsa maltepe şubesine bırakırsanız iyi bir sonuç alma şansınız var. Oldukça ilgili ve yardımcı oluyorlar.

Ek: Binlerce lira para harcayıp garantiye verdiğiniz aletleriniz de 'ürününüz garanti dışında kalıyor, para verirseniz tamir edebiliriz' şeklinde konuşmayla karşılaşırsanız mutlaka tüketici heyetine gidin. Hakkınızı savunmaktan kaçınmayın.