Image Slider

Hayatınız Elinizde Olsun.

| Tarih:
Çarşamba, Ağustos 15, 2018

Yirmili yaşlardan sonra hayatın üzerinize geldiğini fark ettiğinizde pişman olmamanız için bu yaşlara kadar kendinize tecrübe, deneyim katarak yaşayın. Bense bu şekilde yaşamayıp hatayı yapanlardanım. Eğitim hayatına daha fazla önem verip nasıl olsa okul için ailemden harçlık alır öyle yaşarım diyordum ama o yaşlarda insan düşünemiyor ki, acaba büyüdükçe sıkıntılar oluşacak mı diye.

Lise dönemi bir daha mı geleceğiz hayata diyerek insan dışı şekilde hayatınızı yaşayın. Aldığınız tüm parayı harcayın gezin, tozun. -hata yapmadan!- Ne zamanki liseniz biter yazın üniversite sınavlarına girersiniz işte o yaz mutlaka ne iş olursa olsun bütün yaz çalışın. Tecrübeniz olsun, sigortanız bir kere girilmiş olsun ve hayatın tam olarak size karşı nasıl gelişeceğini görün. Ne yazikki hiç çalışmadım. Elime geçen parayla şımarıklık yaptım, sağa sola harcadım üniversiteye geçtim. Ama 22 yaşımda gördüm ki ben gerçekten hatalıyım. Hayat üstünüze geliyor ve artık bunu yapmalıyım diyemiyorsunuz çünkü ekonomik ve tecrübe olarak ailenize bağımlı bir sülüğe dönüşmüşsünüz.

Yabancı ülkedeki adamlar işi biliyor çocuk ergenliğini tamamladığında ailesi yavaştan hadi çocuğum işe gir kafasına bürünüyor.

Eve geliyorum: Evdekiler ailem olabilir ama ailem oldukları için hatasız insanlar değiller. Bir şeye sinirleniyorum, atar yapıyorum, dertleniyorum sonunda uzatmamam lazım çünkü ekonomik olarak hala onlara bağımlıyım diyorum. Aykut elmas gibi vine moduna girmeden -ağğğğ aptal ailem beni neden doğurdunuz nefret ediyorum sizden gibi değil- Oluyor gerçekten böyle oluyor. Kültürünüz, gelişiminiz çok farklı ilerliyor. Aileniz okumuşta olsa çok kültürlüde olsa farklı yetişiyorsunuz. Uyuşamadığınız konular oluyor, ehh ekonomik olarak bağlılığı bildikleri içinde üzerinize daha çok titriyorlar. (Herşey para mı? Tabiki değil ama bunu sorabiliyorsanız size yaşayacaklarınızla görmenizi bekleyelim diyorum.)

22 yaşından sonra çok sıkıntı yaşamaya başladım. İçinizden yeter gerçekten çekip gidesim var diyorsunuz ama bu sözler içinizde patlayıp atomlarına ayrılıp kayboluyor. Benim yaptığım hatayı yapmayın. Hani para alma utançlığından bahsetmiyorum kafasal uyuşmamak tamamıyla. 24 yaşına geldim, ikinci üniversitemi okuyorum hala ekonomik olarak onlara bağlıyım kendi hayatımı kuramadığım için çok pişmanım. Sağa dönüyorum şunu yapsam diyorum ama para yok nasıl yapacaksın ki, sola dönüyorsun başarmak istediğin şeyler oluyor imkan yok. Bir olay olsa hala ailene bağlısın. Yatıyorsun gece kafanda bir ton aile para okul eğitim karmaşası. Bitse ne yapacağız. 

Samimi olarak söylüyorum ben bu hatayı yaptım belki istediğim ne varsa aldılar, kültürsüz insanlar değillerdi ama bu böylede olsa uyuşamadığımız, çekemediğim o kadar konu oluyor ki. Sizinde olacak. Gerçekten tam olarak göğsünüze büyük bir ağırlık oturmuşcasına ağrı veriyor. Birde bunun ailenizin sizin yanınızda olmadığı versiyonu var belki benim kadar şanslı bile olmayabilirsiniz. Yani aldığınız kararlara saygı duymayan ve istediklerini yaptırmak için zorlayan aile türü, ozaman hayat sizin için zindan olabilir. Hiç kimsenin ailesi düşmanı değildir hatta sizi anlayabilecek en yakın kişilerde ailenizdir fakat aile olmak demek çocuklarının üzerinde her türlü egemenliği kuracakları anlamına gelmez. Evet hayat sadece para demekte değildir bende sizlere gidin milyarlar kazanın demiyorum, hoşunuza giden en iyi işi yapın ve kendinize tecrübe katın.

Sony Yaz Festivalinde Japon Teknolojisini Deneyimleyin (Shibuya)

| Tarih:
Pazar, Temmuz 15, 2018
Sony Shibuya projesi: Modi binasının birinci katında ziyaretçilerine açıldı. Binanın girişi ürünlerin ve paylaşılan içeriklerin bilgi merkezi işlevini görüyor. Etkinliğin adı Sony De Asobu "Natsumatsuri" (Sony ile Oynayalım – Yaz Festivali) Ziyaretçiler aibo robotuyla oyunlar oynayabilir, VR teknolojisini yakından inceleyebilir ve Sony ürünleriyle ilgili çıkan tüm haberleri en doğru şekilde buradan alabilirler.

Eğlence Alanında: Sporu Hisset
Ayarlanmış atmosfer içerisinde nefesinizi daha iyi hissedecek, bineceğiniz fitness bisikletinde görsel olarak verilmiş büyük kubbe şeklindeki binaların arasında sporunuzu yaparken interaktif bir deneyim yaşayacaksınız. 22 Temmuza kadar geçerli olacak bu uygulamayla aynı yerde 23 Temmuzdan itibaren"KLEIN" adında bir uzay macera hikayesine de tanık olabilirsiniz.



Omatsuri Festivali: Unutmak Mümkün Mü?
Etkinlik alanında gezerken Sony, Japonlar için çok fazla önemi olan 'Omatsuri' festivalini es geçmemiş. Festivalin içindeymişsiniz hissi veren özel alanda fotoğraflar çekebilirsiniz.

Shibuya Yaz Festivali
"Sony Vision Shibuya" planıyla Modi önünde 500 inçlik bir dijital pano kuruldu. Burada ziyaretçiler için oluşturulmuş Taiko davulları, Takabue flütleri ve diğer geleneksel enstürmanlar arasından geçerken Sony kamerasına dokunmayı unutmayın.

VR – AIBO – OMATSURI

Etkinlik;
Yerleşke: Shibuya Modi 1.Kat -1-21-3 Jinnan, Shibuya, Tokyo-
Açılış-Kapanış: 11:00 - 21:00 *23 Ağustosta kapalı.

dxyz markası neler yapıyor? Amaçları nedir. (Kore - Viral Olacak.)

| Tarih:
Çarşamba, Temmuz 04, 2018

dxyz son zamanlarda Güney Korede meşhur olmaya başlamış kendi içeriklerini yapan/üreten bir markadır.

Çalışmalarına; Moda, sanat, tasarım, baskıyla başlamış son zamanlarda da eğlence içerikleri üreterek devam ediyor. Firma videolarında viral olmayı hedeflerken içeriklerindeki kıyafetleri satıyor olmaları dikkatimi çekti. Böylece ürünlerini çok iyi şekilde pazarlıyorlar.

Ürün tanıtımlarında "Eğlence ve düzensizliğin kombinasyonu" sloganıyla hareket ederek yeni başladıkları video içeriklerinde de tahmin edilemeyecek değişik hikayeler paylaşmak istediklerini söylüyorlar. Yaratıcı buldum.

Videolarda 'CC' üzerine tıklayarak ingilizce alt yazı ekleyebilirsiniz.


dxyz bölüm 3: İki Kadın Ve Bir Hamburger.
dxyz EP3. 두여자와 햄버거


Üniversiteler (Lisans) Eleştiri.

| Tarih:
Cuma, Haziran 22, 2018

Üniversite hayatına geldiğimde, özellikle 4 yıllık lisans üniversitelerin bizlere tecrübe ve bilgi katmadığını gördüm.

Teorik bilgi diye tutturuyorlar, kimse sormuyor: 4 yıl teorik bilgi vermek birşey katıyor mu? Katmıyor işte. Teorik bilgi öğrenilmeden bazı işlerin yapılamayacağı doğru, zaten bende teorik bilgi verilmesin demiyorum. 1-1,5 yıl boyunca verilecek teorik bilginin yeterli hatta fazla olduğuna inanıyorum. 2 yıllık üniversite okuduğumda bize 1. sınıfın ilk döneminde hızlandırılmış teorik bilgi verildi. İkinci dönemdeyse hoca her hafta sizlerden yaptıklarınızla ilgili sunumlar, içerikler neler yaptıysanız dinleyeceğim, artık sahaya inin şeklinde yaklaşarak bir nevi 'suya' attı.

Her alan için böyle olması mümkün değil, ama mümkün hale getirilebilir. Puanlar bu kadar düşük olup herkesin üniversite okuması yerine sınıfların mevcudu düşürülerek devlet her öğrenciye, staj hakkı yada imkanı tanıyabilir.

Sınıfların mevcudu devamlı olmayanları da eklersek 200-240'ları buluyor. Neden 50 devamlı öğrenci daha donanımlı olabilecekken herkesin hiçbir şey öğrenmeden okulu bitirmesini sağlıyoruz.

Bu sene üniversitemizde kolaylık olması için final tarihlerini 2 haftaya yaydılar. Normalde 8-9 gün içerisinde tüm sınavlarımız bitiyordu. Sınavdan önceki hafta çalışıp giriyordum, iki haftaya yayınca daha geç çalışmaya başladım. Sonuç olarak aynı notları alıyorum. Demekki bizi tembelliğe itti ve değişen tek şey zamanın uzaması oldu. Hangimiz her hafta ders çalışıp vizelere, finallere dolu dolu giriyoruz. 200 kişilik sınıfta 15-20 den fazla yapan öğrenci varsa yazımı direkt iptal ederim, ama yok. O kadar kişi olduğuna bile inanmıyorum. Okul 1 ayda olsa 5 ayda olsa, sınavlar 8 günde sürse 2 ayda sürse herşey aynı olacak. Sistemin değişmesi lazım.

Hoca 5 hafta boyunca her hafta 1 kez olmak üzere derslerde ödev yaptı, kimse yetiştiremiyordu getirmiyordu. -bende dahil- Sınav zamanı geldi 2 günde ödevi komple bitirdim. Yanlış birşeyler var demekki değil mi?

Teorik bilgiye bu şekilde maruz kalmamızın faydası yok. Sınavlardan sonra ne hatırlıyoruz. Sadece ilgimizi çeken konuları yada sınavda üst üste bir iki benzer soruyu yapamazsak araştırıyoruz. Merakımız yoksa aklımızda kalan tek şey hiçbir şey.

Teorik bilginin öğretim yılı azalacak ve;
Üniversitelerin sayısı azaltılacak = Giriş puanları artacak.
İkisinin sonucu = Daha kaliteli eğitim, iyi öğretmenler, her üniversitede verimli eğitim.
Okuyan öğrenci azaldığında = Üniversitede okumanın anlamı olacak eğitimli iş açığı oluşacak.
Okuyan öğrenci azaldığında = Burslar karşılıksız daha rahat verilebilecek.
Okuyan öğrenci azaldığında x3 = Staj, koşul, kütüphane imkanları kolaylaşacak.

Okumanın değeri tekrar artıp öğrenciler daha bilgi dolu tecrübeli, hemde vasıfsız eğitimsiz çalışanlarında kendilerine çeki düzen verdiği yeni bir sistem oluşabilir. 

Sokaklara bakıyorum insanların dükkanları var, o kadar şirket açmışlar, para ödüyorlar vergi veriyorlar, bir emek harcanıyor: Dükkanın tabelası bozulmuş, düşmüş, harfleri eksik, ışıkları yanmıyor, içerisi kir içinde. Uzaktan dükkanı çeken bir albenisi yok. Hiç düşünmüyorlar mı anlamıyorum. Sonra iş yok, iş yok.. Olmaz tabi...

Watanabe Kazan: Edo Dönemine Göre Çok Açık Fikirli

| Tarih:
Cumartesi, Haziran 02, 2018

Kapalı bir ülkede yaşadığınızı hayal edin. Japonya iki yüzyıldan uzun süre özellikle 1630'lu yıllarda hristian karşıtı hareketler ve 1850'li yıllarda da Amerika'nın "Kara Gemi" saldırılarıyla uğraştı.

Kapalı, penceresiz, havasız bir ev. Kapının ardında bir yaşam olduğunu biliyorsun. Boğuşuyorsun, kendinle kavga ediyorsun ve sadece yaşamak için besleniyorsun. Ama konfüçyüsçüler artık bunun düzelmesi gerektiğini suçlu birşeylerin olduğunu düşünmeye başladılar.

1838 sonbaharında Shoshikai adında resmi olmayan bir klüp toplantı düzenledi. Üyeleri genelde genç ve endişelilerdi. İsimlerini her zaman gizlediler. Daha sonra öğrenildi ki klübün kurucuları Konfüçyüsçü akademisyenlerdi. İlk yapılan toplantılarda topraklarda sık sık yaşanan kıtlık tartışılıyordu. İlerleyen zamanlarda 'Rangakusha' olarak adlandırılan öğrencilerde klübe katıldı. Bu kişilerin çoğunluğu Nagazakide bir adaya hapsedilmiş öğrencilerdir. Genelde Hollandalı tüccarlar sayesinde yaşamlarını sağlıyorlardı. Yabancılar, dışarıyla iletişimlerini sağlayabildikleri tek pencereleriydi.

*Rangaku:  Edo döneminde Batı ve özellikle Hollandalıların temaslarıyla Japonyayı bilgilendirme olayıdır. Bilgileri alan ve halkı bilinçlendirmeye çalışan kişilerede Rangakusha denmektedir. (Dönemin hükümetinin soyutlama politikasına karşı gelme çabasıdır.)

Shoshikai klübünün gündemi, düşündükleri büyümeye genişlemeye başladı. Söylentiler çıkıyor iddialar atılıyordu. Düşünsenize hiçbir gazete yok, haber yok herşey gizli.

Yeni çıkan söylenti: 1825'lerde Morrison adında bir amerikan gemisi Japonyaya iki adet kasa getiriyordu. Gemi Japonya'ya vardığında 'tahliye yapamaz' dendi ve hemen geri gönderilmesi için hükümet bildiri yayınladı. -yöneticiler gemide misyonerlerin olduğunuda biliyorlardı *Samuel Wells Williams gibi. Aynı zamanda gemi girişini yapabilmek için savaşta esir düşmüş 7 Japon askerinide iade edeceğini bildirmiş-


Amerikan gemilerin geldiğini öğrenen Rusya ve İngiltere uzakdoğu sularına gemilerini göndererek Japonyadan ticari talepte bulundular. Japon hükümetinin sert tavrı karşısında tatlı dil dökerek etkilemeye çalıştılar. Manipülasyonlar ve tehtidler de bulundular. Japon hükümetiyse suların yabancı trafiğine kapatıldığını -yasakladığını- reddettiklerini bildiriyordu. Kesin ve sert bir dil ile 'ikinci bir düşüncenin olmadığını' söylüyorlardı. Bu kararı test etmeye çalışacak kişileri de ağır bir şekilde tehtid ediyorlardı. Fakat sorun şuydu; Japonyanın askeri gücü, özellikle topçuları ilkel haldeydi. Bu ilkel gücü batılılarda biliyordu. Peki Japon hükümeti bunun farkında değil miydi? Shoshikai üyeleri farkındaydı yada hissediyorlardı ki 1838 yılında bu korkularıyla beraber bir araya geldiler. Morrison gemisinin yola çıktığı çok önceden biliniyordu ve barışçıl silahsız bir şekilde yaklaşıyordu. Silah zoruylada geri sürüldü. (Hatta geliş parasını ödediği bile söylenmekte.)