Image Slider

The Batman 2022 Hakkında (Ağır Eleştiri - Spoiler İçerebilir)

| Tarih:
Çarşamba, Mart 09, 2022

DC'nin yıkılmaz kalesi, Batman fanboi'si beni, delirttiler. Buradan Matt Reeves'e.. 

En sevdiğim karakteri en sevmediğim oyuncunun oynayacağını öğrendiğimde kıpkırmızı olmuştum. Tıpkı afiş rengi gibi.. Önyargılı olmamalıyım Batman'e bunu yapamam bir şans vermeliyim.

Benim için olması gereken Batman; Hafif yaşlı, dik duran ve karizma biridir. Bu yapı dışındaki Batman'in benden puan alması çok zor. Örneğin George Clooney tam bir Batmandir. Her neyse sinirlerimi bıraktım filme geçelim.

Karanlık bir atmosfer eşliğinde Gotham City'nin tıkır tıkır işlenmesini izliyoruz. Ortam güzel yaratılmış. Mutsuz kasvetli insanlar, karanlık ve yağmurlu güzel şehrimiz. Herkes patlamaya hazır bomba gibi. Ana karakter ordumuz "Polisler"i de gördükten sonra Batman'le karşılaşıyoruz. Giriş güzel fakat konu çok yavaş işlenmeye başlayınca sıkıcı bir hal alıyor. The Riddler tam bu noktada devreye girerek yönetmeni kurtarmış. Kötü yanları konuşacağımız kadar iyi yanlarıda söylemem gerek. The Riddler karakteri çok iyi. Joker gibi psikopat fakat daha sakin ve biraz daha zeki. Peki Gotham City'den neden hep Joker tarzı kötüler çıkıyor? Merak konusu. 

Film aynı şekilde devam ederken 5-10 dakika boyunca odaklanmanızı sağlayacak Penguen reis ile bir kovalamaca sahnesi karşımıza çıkıyor. Övdüğüm Riddler artık baymaya başlıyor. Kendimi gazete ekinde sudoku çözüyormuş gibi hissetmeye başladım. Batman filmine geldiğimi sanıyordum. Gotham City'de Bir Hafta yada The Riddler Ve Bulmacaları olmalıydı. Batman'in önüne çok fazla geçiliyor. Belki diyeceksiniz ki Batman'in başlangıç yılları olduğu için amatör bir şekilde. Ozaman böyle bir film yapmayalım. İnsanların kafasındaki Batman yapısına zarar veren hatta düşüren bir senaryo. Değişiklik yapacağız diye bir karakteri öldürmeye gerek var mı? Joker filminde ne dediler, farklı işleyeceğiz psikolojisi olacak dediler. Efsane bir film yapmışlardı. Farklı bir konu işlenmek zorunda değil 2022 yılına göre uyarla. İyi bir müzisyenle anlaş, çok iyi dövüş sahneleri ekle, efektler koy oradan keyif alalım. Süper kahraman filmi izliyoruz çok dehşet değişik bir şey yapılmayacaksa seyircinin beklediği de bu zaten. Düz mantık vb. yorumlar gelecekse takmayacağım. Böyle kötü BATMAN filmi izlemek istemiyordum.


Batman tecrübe kazanıyor. Kazandıkça içten içe bir gülme krizi tutuyor. Gülmeye başladım çünkü Batman'in düştüğü hale gülüyorum. Taktığı maske resmen boya bırakıyor. Sanki dandik bir markadan siyah pantalon almışta boyası akmış gibi. Böyle bir şey olabilir mi? Gözlerine taktıkları lens hem yayın hem de kayıt alabilsin ama masken boya izi bıraksın. Öyle bir film yapmış ki yenilik kattığı her şey güzel ama gerisi vasat. Sen Bruce Wayne'sin şehrin en zenginisin. Kaldıramıyorum gerçekten. Hadi Wayne tecrübesiz diyelim, geçelim. Oradaki Alfred ne için para alıyor?? Sen o ailenin en tecrübeli en fedakarı değil misin. Ucuz işçi bakıcısı değilsin ALFRED'sin. Umarım o boya izi sandığım görüntü Batman'in ışığa karşı duyarlılığından ötürü göz altlarının morarması falan değildir. Yoksa daha da güleceğim.

Bitmedi. Bitemiyor. Bruce Wayne olarak gezdiği sahneleri çok iyi izleyin. Alacakaranlık filminin devamı mı çekiliyor düşüncesi aklımdan çıkmadı. Emo bir karakterin dertli dertli yürümesi, boynu bükük, saçları iki taraftan önüne düşüyor. Pardon? Bana kimse biz farklı bir şey denedik onun psikolojine indik, tecrübe kazanıyor demesin. Burada resmen Robert'ın eski dönemine mesaj verilerek genç kızları filme çekmeye çalışmış yönetmen abimiz. Film bittiğinde kendinizi sorgulayın daha net anlayacaksınız. Aklınızda kalan dövüş sahnesi oldu mu, off ne sahneydi dediğiniz bir olay oldu mu, uçtu kaçtı efsaneydi dediğiniz bir sahne gerçekleşti mi? Batman'in bir tane diyaloğu aklınız da kaldı mı? Konuşma sahnelerinden sadece bulmaca çözdüğü yerler aklımda. Onlarda "adalet" gibi kelimeler. Bunun sebebide Amerikan hukuğuna karşı bir eleştirinin olması. The Riddler'ın yalancılar olarak gösterdiği kesimin büyük çoğunluğu hukukçular, yargıçlar, bu tarz konumdaki kişiler. (ya da uyuşturucu kullananlar) Yönetmen güzel mesajlar vermiş fakat bu detaylar Amerika halkı dışında kimseyi ilgilendirmiyor. Ben süper kahraman filmi izlemek istiyordum.. 


Batman sağolsun tecrübe ettiği dönemlerde zekiymiş. Tecrübe yılları amatörlüklerle dolu fakat sivri dili ve zekası 50 yıllık Batman gibi. Teşekkürler. Çözemeseydi bare infilak ettirseydin. The Riddler ile devam edip filmin adını başka koysaydın.... 

Aksiyon desen 1/2 var yok arası. Dövüş desen öyle, efektler desen öyle, her şey 1/2. Ne laftı ama diyeceğim bir sahne var; kötü adamların "kominizm neden bitti biliyor musun, çok tutumcu oldukları için" demesi. The Riddler da iyiydi fakat bulmaca işinin sürekli katlanarak abartı bir şekilde büyümesi CSI: New York dizisine döndürdü. Batman ve DC hayranlığım olmasaydı belki daha kötü şeyler söyleyebilirdim. Kafadan 10 senemiz gitti. Bir daha yeni Batman filmi ne zaman çekilir kim bilir.. (Devam filmi olmassa. Umarım olmaz.) 

Büyük bir eleştiri yazısına döndüğü için kusura bakmayın.

Bir Şeyler Ters Gidiyor:

| Tarih:
Cumartesi, Şubat 12, 2022

Depresyonda veya herhangi bir psikolojik sorunum olmadığını vurgulayarak başlamak istiyorum.

Etrafıma bakıyorum, anılara bakıyorum hayata bakıyorum. Gerçekten bir şeyler ters gitmiyor mu? Sıkıcılık arttı yaptığımız her şey sıradanlaştı. Örneğin ben yılbaşını çok severim. Küçükken Amerikanvari yılbaşı kutlamalarını yaşadım. Çam ağacı alınır aileler toplanır hediyeler koyulur güzel bir yemek masası gece yarısına kadar sohbet muhabbet. Belirli bir yaştan sonra kendi evim olsun eşimle çocuğumla bunu yaşayayım hediye alayım, yılbaşı müzikleri dekorları çok istiyordum. İçimde kalmıştır hep. Belki 90'larda hem aileden görmem hem de Amerikan yapımı yılbaşı filmlerden etkilenme durumum olabilir. Çok istiyorduk işte. Fakat son 2 yıldır bunu bile istemez "amaan" moduna girdim. Ya bu kadar mı zevk alamaz sıkıcı bir hayata geçtik anlamıyorum. Kar yağıyor gezelim edelim değil de, akşam her yer çamur olacak bir ton rezillik diye kafamda canlanıyor. Özellikle bunları son 4-5 senedir yoğun bir şekilde yaşıyor gibiyim. Yazarken de bir yandan düşünüyorum yaşla alakası var mı yok mu diye. Sanki yaşsal bir sıkıntı değil, hala oyuncak dükkanları gezen oyunlar oynayan garip biriyim. Değişen bir şey yok o tarafta.

Ülkenin sıkıntılı durumu bunu tetikliyor olabilir mi diye düşünürken tam bu sıkıntıların başlangıcı ile iş hayatına atılmam yorucu dönemlerin başlaması ve yaşımın büyümesi de denk geldiği için hangisinden olduğunu kestiremiyorum. Belki de hiç biri, tüm dünya aynı hisleri yaşıyor. Özellikle 2000-2012 yılları hayatımın en "doruk" yılları. Acayip keyifli muhteşemdi. İşte tam bu yaşlarda aslında benim ergenliğimin yılları. Maddi düşüncem yok. Kafa karışıklığının başladığı noktada şu; bu yıllar benim en eğlenceli yıllarım fakat yaşça benden büyük kişilerin bir çoğunun da keyifli olduğu yıllar arasına aynı yıllar denk geliyor.

İki; Dünyada ki ekonomik ve yönetimsel sistemlerin insanları dümdüz yapmasından kaynaklanıyor olabileceği. Kapitalist sistem çok işlevsel ve sonu kolay kolay gelmeyecek bir yapı. Ancak çarkın tıkanması gördüğüm kadarıyla sonu getirebiliyor. Mesela ikinci dünya savaşı sonunda kapitalizmin artması insanları ne kadar parasal sıkıntıya itse de mutlu ediyordu. Çamaşır makinesi çıkıyor onu aldıktan sonra, bulaşık makinesi çıkıyor onu alıyor başka markalar giriyor onlardan alıyor sonra ilk aldığı bozuluyor rekabet var derken çalış çalış kendine bir şeyler al, çalış çalış eve bunu yap, şunu yap diye kendini revize ediyordu. Ama artık herkes doyum noktasına ulaştı. Yeni bir şeyler yok. 1970'lerden beri ufak yenilikler dışında büyük gelişme gösteren teknoloji hayatımıza girmedi. Ozaman da araba var bu zamanda var değişen tek şey fiziksel özellikleri ve uyumlulukları. Ev eskiden tahtadan ise şimdi daha yenilikçi fakat ikisi de = EV. Metaverse vb oluşumların çıkmasını da buna bağlıyorum. İnsan sürekli yeni şeyler isteyen, öğrenme kabiliyeti çok yüksek bir canlı. Yeni görünen her şey sadece bir öncekinin kopyası. Eskiden olan tahtadan ev ile metaverse içindeki ev benim için aynı. Kafam onu değiştirmiyor, kısa süreli oyalanma fırsatı yaratıyor.

2022 yılında 15 seans süren kıl lazer tedavisinin olması bile bana komik geliyor. Marsa gitmeyi konuşuyoruz ama hala kellik için bir çözüm yok. Çok mantıksız değil mi. En mutlu olunan yıllar belli ki birçok insan için benzer. Nedenleri de belli. Kendi kendime cevap almış oldum bu da ilginç olmadı mı. Bakın mesela Youtube 2005 yılında kuruldu. Onun keşfedilmesi tam stabil çalışması, yayılması derken 2008 - 2010'larını buldu ve onu da hızlıca tüketip yavaştan rafa kaldıracağız. Sanırım sistemin tıkanması asıl bu sıkılmanın başlangıcı.

Artık sistem bende kendime doydum diyor. Feedback'i bizi etkiliyor. Canım mont almak istemiyor montum var. Parasal olarakta eskisi gibi ücrette değil. 1 sene daha almam başka birşey alırım. Ama o başka bir şey çıkmıyor. Bu sefer elimdekilere dönüyorum. Elimdekiler de diyor ki; Yahu yeter artık 10 yıldır dönüp dönüp bana sarıyorsun 25 yıldır karın yağmasıyla eğleniyorsun ama yeter artık kar yağsın eğlen ama karda yeni bir şeyler yapmalısın baydı diyor. Kendi kendime konuşup kendi sorunumu anladım.. Maddiyat düzelirse bizim yaşamadığımız kapitalist sistemin güzellikleri var onları yaşarsak bir 20 yıl daha sıkılmayız. Hadi bize onları yaşat. İnsan olarak ne garibiz. Görüşüm sistemin çöküşü geldiği noktasına yaklaştı. Belkide bundan 50-60 yıl sonra çok farklı yeni sistemleri konuşuyor olacağız.

Vejetaryen X Veganların Firmalar Tarafından Kullanılıyor Olması

| Tarih:
Cuma, Ocak 14, 2022

 



Kullanılan kişiler durumun farkında mı değil yoksa kapitalist sistemin "aracı" olmayı mı kabul ettiler.


İfadem kapitalist sistemle başlayınca sistemi eleştirdiğim konusunda bir hava veriyor olabilir. Sistemle işim yok sadece vejetaryen yada veganların durumu fark etmemesini garipsiyorum. -bundan sonraki süreçte kullanılan kişileri VV olarak yazacağım.-

Haberlerde ünlü bir hamburger firmasının vegan/vejetaryen alanına yatırım yaptığını duyuyorum. İlk olarak vejetaryen menüsünün çıkışı, daha sonra %0 et içeriği olan (en çok bilinen menüsünün) vejetaryen versiyonunun çıkışı. Bu yatırımların tutması diğer firmalarında dikkatini çekiyor. Uzaktan baktığımızda hoş görünse de içine indiğimizde bir absürtlük yok mu?

VV'lerin gözünden bakacak olursak hayvan içerikli gıdalara karşılar. Hayvan haklarını savunuyorlar. Size firmaların hayvan içerikli gıdalar üretip yanında VV kitlesini çekmek için bu hamleleri yapması normal mi geliyor?

Genel üretimlerinin %99'unda hayvan içeriği var. VV ürünleri de üretti diye onları yemek doğru mu. Bana kalırsa değil. Yakın zamanda kız arkadaşımla gezerken bir markette ünlü bir çikolata markasının 50 tane çikolatasında süt ve süt ürünleri kullanırken sadece VV olan kişilerin dikkatini çekmek için %100 vejetaryen çikolata çıkarttığını gördük. Ne anladık bu işten? Adamlar işi fırsata çevirmiş. Her kesimin dikkatini çekip güzel paralar kazanıyorlar. Kimsenin parasında gözüm yok, hatta vejetaryen yada vegan da değilim. Ama kapitalizmin doruğu yaşanıyor ve buna VV kitlesinin "aaa ne kadar güzel", "böyle firmalar lazım bize işte!" gibi görüşlerinin olduğunu bilmek bana ilginç ve komik geliyor. -marka isimlerini oluşabilecek sorunlar yüzünden vermiyorum.-

X bir firma sadece vejetaryen - vegan ürünler üretse ozaman sisteme dahil olmuyor mu. Evet belki oda oluyor fakat eleştirim sisteme değil. Eleştirim sistemin bu kadar kolay tıkır tıkır işleyip, VV kitlesini resmen alaya almaları ve kitlenin farkında olmayışı. Ayrıca isteyen herkes kapitalist sisteme ayak uydurabilir bunda sorun yok. Adam sadece bunu üreteceğim demiş. Sorunsuz.

İkinci olayım; Bana göre vejetaryen ve veganların hatasıdır.

VV kitlesi için köfte, et, sucuk gibi şekillerde ürünlerin üretilmesi hatta reklamlarının "et tadına çok yakın" şeklinde olması kafa karıştırıcı. Kitlenin de bu propagandayı devam ettirmesi über hatta üp über bir hata. Kitle neden vejetaryen yada vegan olduğunu mu unuttu. Yada neden yaptıklarını bilmeden mi yapıyorlar? Sadece hayvan vb korumalar için olmadığını biliyorum bilimsel olarak tezlerde mevcut, tamam. Sağlığımız için doğal ürünlerin kullanılması yeterli. Bu açıdan bakarsak bile mantığa oturtamıyorum. Sağlıksız ve önemsiz olan yemeklerin şekline ve tadına benzetme aşkı neden? Bu kadar kopamıyorsanız ne gerek var?

Bir yandan et pişireyim. Bir yandan VV'lere özel menüler çıkartıp azıcık onlardan para kazanayım. Ohh VV olayım yalandan mekan açayım şappır şuppur benim yaptığım ürünlerin tipleri sucuk tadı da öyle benziyor. Buyrun mekanıma hoşgeldiniz!

Cadılar Bayramında: Keiō Hattında Joker Kıyafetli Kişi Metroyu Ateşe Verdi

| Tarih:
Pazartesi, Kasım 01, 2021

Joker kıyafeti giyinmiş bir adam Keiō (Tokyo) Tren İstasyonunda 17 kişiyi yaralayıp metroyu ateşe verdi. Yakalandıktan sonra idam edilmek istediğini söyledi.

Saldırganın 24 yaşındaki Kyota Hattori olduğu tespit edildi. Görgü tanıkları saldırganın 10 kişiyi bıçakla yaraladığını ve 7 kişinin de alevler sonucunda yaralandığını söyledi. Yaralılardan bir kişinin 70 yaşında olduğu ve bıçak darbesinin göğsüne geldiği bildirildi.

Japonya'nın işlek istasyonlarından biri olan Keiō ekspress hattında meydana gelen saldırıda hidroklorik asit kullanıldığı da söylenenler arasında.

Tokyo İtfaiyesi: Saldırının özellikle Cadılar bayramına denk getirilmesi konusunda uyarılarda bulundu. Hattori hakkında soruşturma başlatıldı.

Yolcular saldırganın görüntü ve hareket olarak Jokere benzediğini saldırırken hiçbir duygu ifadesi bulunmadan gerçekleştirdiğini söyledi. 

Hattori'nin ilk ifadeleri; "Kızartma yağını döktüm. İyi yanmadığını fark ettiğimde yanımda getirdiğim 2 litrelik şişeye koyduğum benzini kullandım." Polisler Hattori'nin Haziran ayından beri birçok kişiyi öldürme arzusunda olduğunu ve öldüremediği için pişmanlık duyduğunu aktardı.

Ulaştırma bakanlığı istasyonlarda çıkan bu olaylar için yeni bir nesne tespit etme sistemi geliştirdiklerini açıkladı.



Psikolojide Ufak Bir Manipülasyon

| Tarih:
Salı, Haziran 29, 2021

Psikolojik olarak yenilgiyi kabul etmek karşıdakine karşı "sen kazandın" demenin en ağır yoludur.
Hayatımızın her alanında sayısal olgular karşımıza çıksa da neticelendirme aşaması tamamen psikolojiden geçiyor. Ne kadar güçlü olursanız olun psikolojik olarak gelişmediğiniz sürece her an yenilgiyi tadacaksınız.

Yenilgi sadece kuvvetle, güçle olan bir durum değildir. Tam bu noktada psikolojinin gücünü görüyoruz.
Yenilseniz bile psikolojik olarak bu bildiriyi karşıya yapmadığınız sürece yenilmiş, kaybetmiş sayılmazsınız. Fakat ne yazik ki gözlemlerim, bu durumu kontrol edebilen sayısının çok az olduğunu gösteriyor.

İstediğiniz her alanı düşünebiliriz. İş yerinde yükselme savaşları, spor, oyun ne isterseniz. 
Yükselmek istiyorsunuz fakat rakipleriniz var ve bu sizin modunuzu gücünüzü düşürüyor. Böyle durumlarda çocuksal bilinç altınızı tamamen kapatın. Kariyeriniz kimin elindeyse ona karşı her zaman güçlü durun. Rakiplerinize karşı her zaman "düşmanını yakın tut" mottosuyla yaklaşın. Güçlü durabildiğinizde nasıl açıkların olacağını ve o zor zamanlarda neler yapabileceğinizi iyi göreceksiniz. 

Çok basit, oyunlarda bile görüyorum yenilmeye başlayınca karşı takımın görebileceği şekilde kendi arkadaşlarına hakaretler eden, ben iyiyim ama yanımdakiler kötü havasını rakibe taşıyan kişileri. İlla oyun olmak zorunda değil spor konularında da bu geçerli. Takım oyununu lider sıfatında olsanız bile hissettirmelisiniz. Bireysel olmayan oyun ve sporlarda kimse tek başına büyük işler yapamaz. Rakip sizin güçlü olduğunuzu ama arkadaşlarınızın kötü olmasını ne yapsın? Umrunda olur mu? Şahsen bu hale gelen bir rakip gördüğümde daha da büyük psikolojik savaş vererek ayrışmalarını sağlıyorum. Örneğin bu kişi bana veya yakınımda bunu hissettirirse onları iyice bölmek için o kişinin haklı olduğu mesajını verir ve iyice bölünmelerini sağlarım. Bu sayede sakin kalabilenlerde olayı çıkaran "lider" ile kavga etmeye başlayacaktır. Belkide kaybedecektim ama bu sayede kaybetme şansım çok daha düştü.

Aşırıya kaçan psikolojik savaş ve manipülasyonunda zararlarını göstermek istiyorum. Hitler ve arkadaşları yenilmelerine rağmen halka karşı çok büyük bir manipülasyon yürütüyorlardı. Alman halkı Rus tanklarının Berline girdiğini gördüğünde yenildiklerini yeni anlamışlardı. Abartı hale getirmekte bu tarz geri tepmelere sebep olabiliyor. Denge başarıya ulaştıracaktır.

Psikolojiyi en iyi yöneten olgu manipülasyondur. Odağı manipüle edeceksiniz. Oyun örneğinde verdiğim gibi. Lider olmak zayıf halka olmayacağı anlamına gelmez. Liderlerin gruba olan gücü çok daha kolay manipüle edilmesiyle büyük yıkımları getirebilir. Psikolojik olarak güçlü olun. Nelerin değişeceğini göreceksiniz. Birazcık baharat olarak HIRS koymayı unutmayın.