Image Slider

[Random Post] Tavsiyelerim (09 Ekim 2019)

| Tarih:
Çarşamba, Ekim 09, 2019

7SEEDS: Netflix'in yapımına yardım ettiği bir anime dizisi. (Mangası mevcut.)

Japon hükümeti göktaşı yağmurunun dünyaya çarpacağını fark eder ancak ellerindeki teknoloji göktaşı yağmurunu durdurmaya yeterli değildir. İnsanlığın yok olmaması için DNA dondurma yöntemini geliştirerek belirledikleri bazı gençleri dondurarak insanlığın tekrar yaşamasını sağlayacaklardır.

Dondurma işleminden önce, dondurulacak kişilerin neye göre seçileceği konusu ortaya çıkar. Bu kişilerin eğitilebilmesi ve çözüldüklerinde hayatta kalabilmeleri için de bir ana grubun oluşturulması gerektiğine karar verirler. Ana grup için seçilen kişiler küçük yaşlarda ailelerinden ayırılarak yurtlarda özel eğitim alırlar. Dünya'nın yenilenme sürecinde tüm grupların ölebileceğini düşündükleri içinde her grubu aynı anda çözmek yerine belirli zaman dilimlerine ayırırlar. Sonbahar grubu, yaz grubu gibi.


Planlamalar esnasında çok ilginç durumlar ile karşılacaksınız. Mesela projeyi başlatan kişinin süreçte yaptığı bazı gerçekler, grupların arasında geçen diyaloglar, doğa'nın değişimi gibi. Fakat anime içerisinde ciddi saçma mantık hataları bulunuyor. Japon senaristleri geçtim Netflix'de mi görmedi? Erkek karakterin ağzında fener ile denizde dakikalarca boğulmadan yüzmesini mi söyleyeyim yoksa planör tarzı uçurtmalar ile ayakları yere sarkmadan uçuyorlarmış gibi görünmelerini mi söyleyeyim.. Ağzı açıkken suyun içinde nasıl boğulmadan yüzebilir veya uçan planör kullanırken tulum benzeri gereci takmadan nasıl ayakları dümdüz durabilir. (C'mon!)

Kimsenin ana karakter olmaması, her karakterin kendine has bir konumu olmasından dolayı izlenme açısından bir çekiciliği var.


League of Wonderland: Sega şirketi tarafından mobil platform için Ekim 2019 tarihinde çıkmıştır.

Oyun işleyiş mantığı olarak "Clash Royale" sistemine benzer bir oyun. Online olarak diğer oyuncularla 'versus' olarak; "kapışabileceğiniz" sisteme ve görevler yapabileceğinz modlara sahip. Kazanılan her oyunun sonunda bir sandık kazanır ve belirli bir süre bekleyerek açabilirsiniz.

Clash royale veya onun gibi oyunları bırakıp neden Wonderland oyununa geçeyim diye soracak olursanız, bu oyunun daha stratejik ve düşündürücü olduğunu söyleyebilirim. Her oyunda olduğu gibi League Of Wonderland oyununda da 'parayı veren düdüğü çalar' ödeme sistemi olsada iyi bir strateji ile de üst konumlara gelebilirsiniz. Nasıl olacak? = 1vs1 kale kapışması tarzında değil tam tamına üç adet kaleye sahip olarak oyuna başlıyorsunuz. Oyunlar ortalama iki dakika sürüyor. Eğer maçlar uzatmaya kalırsa (2 dakika içinde beraberlik bozulmaz ise) her iki takım için haritada bazı noktalarda işaret belirir. O noktalara karakter bırakılırsa mana dolum hızı artar. Eğer hala eşitlik bozulmadıysa iki kaleyi düşüren taraf oyunu kazanıyor. Oyunun işleyişi; 3 kalenin 2'sini yıkan taraf maçı kazanır şeklinde.


Yazıyı paylaştığım tarihe göre oyunun boyutu 91MB, güncellemeler ile 550MB'a ulaşıyor.

Bilerek oyun küçükmüş gibi gösterip içerisinde tonlarca veri indirmesini bekleme kandırmacasından nefret ediyorum. Click bait'den farkı yok. Neden bu yola başvurduklarını biliyor da olsam gerçekten marka değeri düşürücü bir olay. Oyunun boyutu yüksek olunca "aman çokmuş indirmeyeceğim" deyip insanların vazgeçmesi istenmiyor.

League of Wonderland'ın tanıtım fotoğraflarında fazlası ile kız karakter kullandığı için oyundaki tüm karakterleri öyle sanmıştım. Ama merak etmeyin bir o kadar da erkek karakter mevcut. Karakterlerin büyük bir kısımına da mitolojik ya da ünlü kişilerin isimleri verilmiş.

[Random Post] Telefon Bağımlılığı / Neden Youtuber Olmak İstiyoruz?

| Tarih:
Perşembe, Mart 21, 2019

Bazılarının şöyle dediğini duyarsınız; "Gençlerin elinde telefon, tıktıktık basıyorlar beyinleri boş oldu artık. Sadece onlarda değil aileleri de böyle."

İnsanlar neden telefona yada internete gömülüyor? Aradığımız ulaşmak istediğimiz ve hatta olmak istediğimiz herşey çok yakın gibi görünen kocaman bir uzaklıkta işte orada duruyor. Açılan yeni sosyal platformlar, uygulamalar bizleri başka bir hevese doğru götürürken hem yönetiyor hemde hayatımızı şekillendirmemize yardımcı oluyor. -yada biz öyle sanıyoruz- Düşündürücü bir bilgi: Facebook döneminin başlangıcında akraba ilişkilerinin arttığını fark ettiniz mi. O dönemde 'akraba' kısımına aile bireylerimizi ekler ve hatta dostlarımızıda koyardık. Bekletilen akraba istekleri tepkiyle karşılanırdı. Akraba ilişkileri eski yüzyıllardaki gibi mi oluyor derken -kinaayeee- Instagram insanları 'elit' bir hale soktu. Yersen! Bu dönemde meşhur yemek paylaşım furyasının çıktığını da unutmamak lazım. Aynı süreç içerisinde insanların özel hayatlarını daha fazla paylaşmasıyla, konum bildirimlerini paylaştıklarınıda görüyoruz.

Neden internete gömüldüğümüzü sorgularken, yeni çıkan herşeyi ne kadar hızlı sömürüp tükettiğimizide görüyorum. Çılgın gibi 'vine' çeken akım ne oldu? -hani şu belirli saniye içerisinde kendimizi yada olayları yorumladığımız yer- Sömürülen araçlar bir sonrakine değişim ve yenilik sağlayarak yol açıyor. İşte bu noktada diyoruz ki eskiden bu imkanların hiçbiri yoktu. Sadece etrafımızdan duyduklarımızla, bildiklerimizle geçiniyorduk. Benden önceki nesil daha iyi bilir ama bende kıyısından köşesinden yetişmiş biri olarak söyleyeyim 10-15 sene önce bilgilere ulaşırken bile ansiklopedilere bakardık. Hey gidi gazetelerin hediyeler vermek için kapıştığı dönemler. En son bir gazete delirip araba hediyesi vermişti de ondan sonra altından kalkamadılar.

Bu noktada herkesin görebileceği milyonlarca farklı düşünce ve fikirler çıkmaya başladı. -1.5tl ile gün geçirmek konu başlığına sahip youtube videoları kadar dahice değil tabiki- Hislerimize yakın kişiler arıyoruz. Hissettiğimiz bu müthiş benzer duygulara sahip kişiler bizim ortağımız oluyor ve onların birer takipçisi belkide özentisi + bağımlısı oluyoruz. Ve bunların hepsi ellerimizin altındaki telefon yada siz ne demek isterseniz işte oradalar. Bana kalırsa bağımlı yaşamak bir hata. Önemli olan gördüklerimizle beraber bizimde birşeyler yapabiliyor olma çabamız. Hangimiz yapıyoruz dersek kendimide örnek vereyim, yapmıyoruz. Zaten o baktıklarımız, takip ettiklerimiz ve hatta olmak istediğimiz şey ne ise onlarda bu 'ne yapıyoruz' olgusunu başarabilenler.

~
Eskiden herkes ünlülere laf söyler içten içe ünlü olmak isterdi. Yattığı yerden para kazanıyor iki oyuna çıkıp milyonları götürüyor! Bir dönemde de çocuk kitlesi iddia bahisleri çıkmadan önce futbolun 'futbol' olduğu yıllarda futbolcu olmak için hayatlarını feda ederdi. (bahislerden sonrası)

Son dönemde de meşhur Youtuber kelimesi hepimizin zihnine yerleşti. Değişmeyen tek şey çoğumuzun onlara laf diyerek 'içten içe' Youtuber olmak istemesi. Çünkü o kadar iğrenç bir düzen yaratmışız ki bu düzenden ne kurtulabiliyoruz nede birşey yapabiliyoruz. Elimiz kolumuz bağlı. Fakat Youtuber olarak görülen kitle herkesin gözünde rahat yaşam süren, havadan para kazanan, tatil günü bol, istediği saatte uyanan bir kitle. Bu yüzden imreniyoruz. "Havadan para kazanmak" dışındaki tüm sözlere katılıyorum. Ne söylerseniz söyleyin kimse parayı havadan kazanamıyor. Zeka seviyesi düşük hareketlerde yapsa süreç, kurgulama, işin alt metni yani senaryosu ve bunu sunmak bir emektir. Tabi bir madencinin veya uzağa gitmeye gerek yok asgari ücretle çalışan kadar bir emek var mı? Yok. Daha uzun süre çalışıp saatlerce kurgu yapıp kafa patlatsa bile yok. Ama emek var. Yeterliliği sorgulanabilir. Konudan çokta uzaklaşmadan neden Youtuber olmak istiyoruz? sorusuna cevap aramaya devam edelim. Yaratılan tek düzeylilik insanları bıktırdı. Kimse sabah 8:00 Akşam 18-19:00'lara kadar çalışmak istemiyor. Artık yaşamak istiyoruz, gezmek istiyoruz, araştırmak, bilmek, dokunmak, adımızdan bahsedilmesini ve herşeye ulaşmak istiyoruz! Nasıl güzel yukarıda bahsettiğim "internet" ile bütünleşti fark ettiniz mi. Dünyanın teknolojik olarak gelişimi, insanların kültürlenmesi, tüketim bakışının değişmesi, ekonomik sorunlar, yaşam koşulları birbirine kenetlenmiş büyük bir olgu olmaya başladı ve herşeyi değiştirmek istiyoruz. Aradan sıyrılabilenler ya Youtuber oluyor yada bundan 10 sene sonra hiç düşünmediğimiz başka birşey adına istediğinizi dersiniz. -neden her Youtuber ya aptal saptal davranıp kitle toplamak zorunda yada özel hayatını paylaşıp kendisini etiket etmek durumunda kalıyor? bunlar olmadan tutulmaz mı, elbette tutulur ama bir potansiyel sayısı oluyor. yani asla aşamayacağı bir nokta var ondan sonrası için iki maddeden birisini yapmak zorunda kalmış, acaba diyorum sanal dünya, internet ortamı yada biraz daha daraltalım youtube ortamınada mı istemeden de olsa yavaş yavaş yazılı olmayan kurallar koyuyoruz. ne kadar çok düşünecek şey var-

[Random Post] 'Değişen Fiyatlar, Telefon Ekran Koruyucusu, Lakerda Ve Dahası.

| Tarih:
Perşembe, Kasım 22, 2018
Günlük olarak araştırdığım, karşıma çıkan, duyduğum, aklıma takılan ve daha birçok olayın paylaşımını 'Random Post' altında yapmaya karar verdim. Bundan sonra kafaları karıştıracak herşey burada!




Telefon sadece aramaya yarar demiyorsanız ve hayatınızın bir parçasıysa siz siz olun ekran koruyucusu olarak fiyatları 5-20TL arasında gezen tek yararı çantanızda, cebinizde dururken çizilmesini engellemek olan dandik koruyucuları takmayın.

İlk defa telefonumu yere düşürerek ekranını parçaladım ve o günden beri telefonumdan soğudum. İşkenceye dönüştü. Ekran kırılmalarında bildiğiniz üzere garanti dışı kalırlar ve genelde kendi garantileri yüksek fiyat ister. Bende isim yapmış başka bir telefoncuya ekranı yaptırdım. Yaptırmaz olaydım telefon mundar hale geldi.

Yaklaşık dört hafta sonra ekranda mavi lekeler çıktı. Fakat iyi niyetli olduklarını düşünerek ekranı yaptırdıktan sonra bana verdikleri garantiyle tekrar götürdüm. İkinci defa yaptıklarında telefonun titreşimi bozuldu, hoparlör kısımına hiç değinmiyorum bile. Ona verilen zararı kim yaptı o bile belli değil, en ufak bir test etme çabasında olmadıkları için.

İki kere sorun yaşayınca kendim bile şüphe ettim kıytırık bir telefoncuya mı verdim diye, yani dükkanın içerisinde ekmek kuyruğu gibi sıra olan bu işletme de nasıl olur da böyle sorunlu tamir edilir anlayamadım. Ucuz falanda değiller. Pişman mıyım? Sonuna kadar.. Fakat telefoncu da yaptırdığıma değil hepimizin yaptığı gibi bu kadar para harcayıp ekranı korumak için yaptığım cimrilikten ötürü pişmanım. 15TL'lik ekran koruyucuyu utanmadan taktığıma pişmanım. Reklam yapmak istemiyorum bu yüzden birkaç tane marka önereyim: TTec, Buff, Spigen. Belki bu markalardan takıp telefonu düşürdüğünüzde 100-150TL paranız çöpe gidecek gibi hissediyorsunuz ama o ekran değişimi sonrasında çekeceğiniz dertler ve harcadığınız para yanında hiç kalacak emin olabilirsiniz.


Lakerda; Özellikle palamut gibi birçok balık türünü istediğiniz her mevsimde yiyebilmeniz için ömrünü uzatmak adına yapılan saklama işlemidir. İşlemin yapılabilmesi için balık dış yağları, sinirleri ve pullarından tamamen ayrılıp bolca suyla yıkanmalıdır.

Balığın ayrıştırma işlemi bittikten sonra kaya tuzuyla -normal tuzla değil- salamura edilerek saklanması gerekir. (Balıklar tek tek tuzlanmış yağlı kağıtlara sarılarakta bekletilebilir.) Bekletme ortalama 20 gün sürer.

*Balığı pullarından iyice ayrıştırmak için diş fırçası kullanabilirsiniz.
*Genelde yuvarlak şekilde kesilerek saklanma yöntemi tercih edilir.

Lakerda yenmeden önce: Sıklıkla yapılan hatalardan biri de salamura edildikten sonra direkt olarak yenmesidir. Yiyeceğiniz miktarda çıkarttığınız lakerda'yı su dolu bir kaba koyarak 2-3 saat bekletip tuzlarından ayrışmasıyla daha lezzetli bir hale getirebilirsiniz.

****

[Random Post] Doların Durumu / Eğitim Ve Sonuçlar / Nintendo Ülkemizde

| Tarih:
Çarşamba, Eylül 12, 2018

Dolar yükseliyor, dış güçler bizi sevmiyor. Amerikanın oyunu bunlar! 
Euro, pound, yen hatta Suudi arabistan riyali'nin bile karşısında eriyoruz.

Belkide bu yükselişin rahip Brunson olayıyla alakası var fakat olay sadece bu dersek haksızlık etmiş oluruz. Asıl olay çağa ayak uyduramamış olmak. Vestel? THY? Beko? Çoğunun %49 yada %51 hisseleri yurt dışına satılmış. Satılmamış olanlarında üretimleri "Türk Malı" değil. Vestel kullanalım, iphonelarımızı kıralım atalım. Sistem içeriklerinde Qualcomm, Snapdragonlar uçuşuyor, kim bu sistemlerin üreticisi.. Yoksa Amerikamı. Çözmemiz gereken sorunda tam olarak bu. Ha, demiyorum ki işlemci üretelim qualcomm'a rakip olalım başkaları da kullansın. Elbette kolay değil ama başlayalım üretelim alternatif olsun. İsteyen istediğini kullansın. Yerimiz de saymadığımız sürece ister 10 ister 30 sene, birgün mutlaka qualcomm seviyesine gelecektir.

Televizyonda denk geldim el yapımı binilebilen arabaların yarış turnuvaları oluyormuş Türkiye olarak katılıyoruz. Röportaj da tamamen yerli üretimi yapıyoruz diyor; gülüyorum biz motor mu üretiyoruz derken, konuşan kişide kendini kaptırdığını fark edip %100 yerli üretimi hedefliyoruz diyor. Hani biz yapmıştık? Parçaları burada birleştirmek ile üretici olmayı karıştırmayalım lütfen.

Algı karmaşası yaratmaya çalışan reklamlarda var. Program arasında ürün yerleştirme modellerinden bir reklam çıkıyor, YÜZDE YÜZ YERLİ TÜRKÇE OYUN. Sanarsın oyunu biz yaptık oyunun ismini alaycı bir tavırla söyleyeyim Hükümdar Mobil.

***

Sınav sonuçları geliyor istatistiklere bakıyoruz;
2 milyon 381 bin 412 kişi sınavlara girmiş.
2 milyon 260 bin 273 kişinin sınavı geçerli sayılmış.

Türkçe 40 soruda 16,179 ortalama,
Sosyal bilimler 20 soruda 6,003 ortalama,
Temel matematik 40 soruda 5,642 ortalama,
Fen bilimleri 20 soruda 2,828 ortalama.

En az bir sene sınava hazırlanılıyor. Ana dilimiz Türkçeden: 40 sorudan 16 doğru ortalamayla geçilmiş sınav sonucuyla karşılaşıyoruz.
Bir çok kişinin kaçırdığı sonuçları da paylaşmak istiyorum.
2017 Sonuçları: 40 soruda 17,278 (YGS)
2016 Sonuçları: 40 soruda 19.101 (YGS)

Başarı kaybı istatistiksel olarak karşımızda. Adım adım geliyorum demiş, ne kadar çözüm yoluna gidildi neler yapıldı bilemiyorum fakat en doğru çözüm imam hatiplerin azaltılarak tekrar fen ve başarılı liselerin geri gelmesi.

[Random Post] Toplumun Psikolojisi / Üniversite / Sınavlar & Hayat

| Tarih:
Cuma, Kasım 17, 2017

Toplumun garipleştiğinin farkında mısınız? İnsanlar herşeye karışır, her olaya el atar herşeyden anladığını sanar bir yapıya büründü. Bunun en büyük etkisi sosyal medya > ülkenin yönetimi > kötü yaşam koşulları.

Birşeyi de bilmeseniz ne olur?

O kadar alışmışlar ki internette, sosyal medyada herşeye atlamaya her ağzına geleni söylemeye ve bilumum konuda fikir sahibi olduklarını sanmaya.. Yemek istemezsin yanındakiler atlar; Aman ne yiyorsun ki zaten... Sokağa çıkmak istersin; Hergün dışarıda iyice şey oldun sende... Bir ton iş yaparsın tam oturursun tembel uyuşuk görülürsün. Size ne? Karışmayı bırakın artık. Kendinize göre "bir insan nasıl olmalı?" sorusuna cevap verip o şekilde yaşayın. Başkasıda kendine göre..

İstediklerini yapmazsın bu seferde aykırı olan sen olursun. Ne saçma iş.
Tabi bunlar neden oluyor sanıyorsunuz, saydıklarımdan. Atıyor yorum internette, cevap görüyor onada atlıyor sen böylesin, şöylesin.. Yavaş yavaş sosyal hayattada bu şekilde yaşayabileceğini düşünüyor. Bittimi? Hayııır.. Siyasiler, halkı yönlendiren kişiler ekranlarda benzer fikirleri poh pohluyorlar. Bunları duyan o "akıllı" kişilerde sokakta böyle davranmaya başlıyorlar.


İnsanlar propagandaları sünger gibi çekmeye, dışarıda da bunları boşaltmaya başladı. 

Kötü yaşam koşullarına, kıskançlık, çekememezlik, ekonomik sıkıntılarıda ekleyin alın size insanları yönlendirmeye çalışma, etki altına alma sebepleri. EN DOĞRU BENİM, SENSE TAM BİR VASIFSIZ HİÇ BİR İŞE YARAMAZ VARLIKSIN, HAADİİİİ EYV.

**

Üniversitelerin gereksiz şekilde uzun olduğunu düşünüyorum. Hatta meslek yüksek okulları dışındaki üniversite sisteminin değişmesi gerektiğini de savunuyorum. Sadece teorik olan okullar insanları yeterli şekilde eğitemiyor. Aylarca okula gidiyoruz, ne dersleri tam dinliyoruz ne ders çalışıyoruz (büyük çoğunluk böyle) Sınav haftası geliyor, herkes bir hafta öncesinden sınav sonuna kadar  kadar ders çalışıp sınavlarından geçiyor yada kalıyor. Haksız mıyım?

Sınav döneminde okulun hademesiyle muhabbet ediyorum; Bıkmış artık sıra üstlerini, duvarları silmekten. "Heryer kopya, ne ders çalıştığınız var ne okula geldiğiniz, sınav zamanı geliyorsunuz. Biraz çalışıp kopya yazıyorsunuz ondan sonra dersi geçip diplomanızı elinize alıyorsunuz" diyor. Evet doğru. Bende böyleyim. Sende böylesin ve eminimki en az %85 üniversite öğrenciside böyle. ÇÜNKÜ ÇOK GEREKSİZ!

Üniversite 2 yıl olmalı. İlk yıl bölümün teorik bilgileri öğrencilere alt yapı hazırlayacak. -belki hazırlık sınıfı olabilir- Sınavlarda şuanda olduğu gibi ilk sene teorik bilgi sınavları gerçekleşecek. Sene bittiğindeyse, gelecek seneye okul her öğrencisine staj imkanları, mesleğini, öğretimini yapabileceği iş alanları konusunda yatırım yaparak iş hayatına yaklaştıracak.




"Bingöl'de Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
öğrencileri, okulda yaptıkları işlerle okullarına yaklaşık 300 bin lira gelir sağladı."

Bu haftanın haberi. (13.11.2017) Bakın, bu işler böyle oluyor işte. Zamanında köy enstitülerini kaldıran güçler kimmiş neden yapılmış herkes biliyor. Neden tekrar gelmiyor çünkü yapılırsa başka rejimin başlangıcı olacağı düşünülüyor. Neden olsun ki. -Sanki ozaman öyleymişiz gibi.- Haberle ilgili site linkide vermiyorum. Yanlı konuştu oluyor. Alın başlığı kendi kaynaklarınızdan bakın gerçek mi değil mi. Öğrencilerin otomotivden, mobilyacılığa kadar yaptıklarını göreceksiniz.

Fakaat demiyorum ki öğrencilere zorla, ne istediğini bilmeden alan seçtirip öğretmenler kafasına göre okutsun. Öylede olmaz. Üniversite kısmını anlattım. Liseden itibaren konuşursam günler sürer sadece diyebilirimki, öğrenciler iş alanlarını, yapabileceklerini, meslekleri iyice bilip seçtikten sonra eğitimlerini alacaklar. Meslek diyince aklınıza sadece marangozluk, otomotiv, inşaat gibi alanlar gelmesin, grafik tasarım, sinema, çizim, edebiyat gibi alanlarda dediklerimi kapsıyor. Öğrenciler önce kendi yeteneklerini bilip tanıyacaklar. Meslekler hakkında bilgileri olacak ve yavaş yavaş hayatlarına karar verecekler.


Son sitemim: Üniversite öğretmenlerine. 20 yaşından büyük insanları zorla yoklama alma egonuz için sınıfta toplarsınız gelmeyeni yoklamadan bırakırsınız.. Sanki üniversite okumak zorunluymuş veya okuyan herkesin işsiz, güçsüz, amaçsız olduğunu sanarak. Ama sınav döneminden sonra akademik takvimde yazan "sınav açıklama" tarihini sarkıtarak geç okursunuz ozaman size kimse laf diyemez. Hep siz haklısınızdır. Sınıfa geç gelmeleri saymıyorum bile. Gerçekten üniversitedeki yoklama olayını hiçbir zaman anlayamayacağım.

[Random Post] Uzun Zamandır Konuşmuyoruz, Benle İlgili Gelişmeler Ve Hayat

| Tarih:
Pazar, Ekim 30, 2016

Uzun zamandır Free Melon yapmıyorduk özlediniz mi? Ben yazmayı çok özledim. Ancak bu günlerde o kadar doluyum ki boş günlerimi aramam sanıyordum, tamamıyla arıyorum.

Boş geçen senemde sınava hazırlandığımı biliyorsunuzdur. Sınav darbeden oluşan ertelenmeler, geç açıklanan sınav sonuçları derken nihayet bir kaç hafta önce bitti. İstediğim bölüme de geçişimi yapabildim. Geçen hafta okuluma gittim, her zaman olduğu gibi hala alışamadım. İlk üniversitemde daha kötüydüm o yüzden geliştiğimi görüyorum. Orada 5-6 ay geçmişti ciddi olarak muhabbet ettiğim insan yoktu, sınavdan iyi not alıp hoca artık kim ooo? Yapınca millet tanımaya geliyordu -not alırız sınav çalıştırır kafasıyla gelen insanlar olduğu için onlarada pek pas vermemiştim- İkinci sınıfta sınıfın gözdesi olduk, tam zirvede bıraktım yani. Burada öyle olacakmış gibi hissetmiyorum milyon tane alttan dersim var. Belli bir sınıfım hiçbir zaman olmayacak. Diğer kötülüğü boş günüm yok. Benle aynı sınıfta olanlar haftada iki gün gelirse iyi sayılıyor, başka türlü bakarsakta hergün okulda olacağım için arkadaşım çok olabilir de diyebilir miyiz?

Okul muhabbetini bıraksam iyi olacak hepimizin sorunları var birde burada kafa dağıtmaya gelip okuyan insanıda sıkmanın alemi yok.

Liseden arkadaşlarımla bir süredir youtube kanalı açalım birşeylere kafa patlatalım diye konuşurduk. Geçen hafta bir bölge bulup orada ki cin olaylarını çözelim diye kafayı yiyerek yola çıktık. Bölgede 1,5 gün boyunca araştırmamızı yaparak videolarımızı çektik. Yakında ekleyip buradan da paylaşacağım, çok iyi bilgilere ulaştık. Köydeki olayı çözdüğümüzü düşünüyorum. BİTİRİŞİ BİZ YAPACAĞIZ. Uzun zaman gerilimli olay yaşamayıp böyle olaylara girince heyecan yaptım! Bahsetmeden geçemiyorum, o kadar çok ciddi iş yaptıkki insanlarla röportajlardan tutun sabah-gece çekimlerine kadar girdik. Aslında köyle ilgili başka şeyler düşünüyorum, yani gitme amacımızdan çok başka şeyler olmuş gibi de asılsız bir iddia olduğu için ne buradan, ne de video içinden anlatamayacağım. Başıma sorun açılsın istemem ayrıca doğruluk payıda yok. İzlerken epey eğleneceksiniz..

Hayat konusunda ne yapıyorsunuz bakalım. Değişen görüşleriniz yeni eklediğiniz fikirleriniz oldu mu hiç bugünlerde? Kendimi hiç sevmesemde, sevgilimin -eşimin- kendimi sevmem için yanımda olmasının gerektiğini düşünmeye başladım. Gerçekten sevmeli, o kadar çok sevmeli ki kendimi bile sevmemi sağlamalı. Ben kendimi sevdikçe daha iyi bir insan olacakmışım gibi hissediyorum, sizede oluyor mu. Ayrıca, tanrım lütfen beni sevecek kişi bugün seni seviyorum diyip yarın başka birine aşık olan bir tip olmasın olur mu? Artık o tarz kişileri 500km öteden tanıyıp ona göre davranıyorum sorun yokta insan üzülüyor, hiç mi o derece sevilemeyeceğim diye. Sevilmeyeceksem hiç sevilmeyeyim, öyleside olmasın.

Gerçekten üzüldüğüm o kadar çok şey var ki tatlı yaşayabileceğim olayları neden yaşayamıyorum hergün bunları sorguluyorum. Sevdiğimi mutlu etmek istiyorum sürekli, hergün, daha fazla.. "O" Mutlu oldukça mutlu olacağımı da biliyorum onun mutluluğuyla hayatımı sürdürmek istiyorum ama sonra bir bakıyorum beni gerçekten seven birisi neden çıkmıyor karşıma. Çok mu abartarak seviyorum benim gibi olmayınca geri mi çekiliyorum acaba, düşünüyorum... Öyle olsamda bir kişi bile mi çıkmaz benim gibi? Hayır yani istediğim şeyde beni gerçekten sevmesi sonuna kadar kıskanması ne kadar zaman geçerse geçsin sevgimizin azalmaması. İlişkimize karşı sıkılgan olmaması. Hep beraber olmayı istemek. İnsanların davranışlarından öyle bir hale geldim ki kendimin anormal olduğunu düşünmeye başladım. Neyse artık bir arayış içinde de değilim, arayış içinde olunca hep daha kötüsü oluyor İÇİM DARALDI ASDGSDG.

Havalar soğuduğundan mı acaba bilmiyorum, sürekli yorgunluk, uykulu haldeyim ve yemek yiyesim geliyor. Kiloda aldım. Mevsimsel geçişlerde böyle ters durumlar olur kendinizi kontrol altına almayı unutmayın. Ben alamadım, siz dikkat edin. Geceleri yemek yemeyin, sıkı giyinmeye başlayın.