Image Slider

İnsanlar Değişimi Kendileri Başlattı / Medya İnsanları Değiştiriyor.

| Tarih:
Pazar, Aralık 10, 2017

Yıllar önce erkek arkadaşımla kafede oturmuş hayat hakkında muhabbet ederken akşam olduğunu fark ettiğimizde aniden zengin kalkışı yaparak sokağa fırlamıştık. Sokakta bunaltılı dönemlerimizden olsa gerek insanları eleştirip inceleyerek yürüyorduk. Tam o sırada yanında sevgilisi olan bir kızın sokaktan giden başka bir erkeğe baktığını fark ettim ve arkadaşıma sesli bir şekilde; Sence insanlar tek eşli midir, yoksa hayvanlar gibi mi? diye sormuştum.

Gene ne oldu da kafayı yedin bakışı atarak, aslında bunu bende düşündüm hatta yakın zamanda hayvandan farkımızın olmadığını anladım demişti. Bir daha mı geleceğiz dünyaya diyip başka kafeye gidip tekrar muhabbete başladık. Gördüğümü eklemeler yaparak anlatmaya başladım. İnsan hayatı boyunca kişisel zevk ve tatminlerin yanı sıra karşı cinsten birini bulma derdinde'dir fakat bu kişiyi bulmuşken neden başkasına bakanlar olur? (baksada baktığını kabul etmeyenleride ekleyebiliriz.)

İnsan; Karaktersiz, doyumsuz, bencil bir varlıktır. Birine aşık olur yetersiz geldiğinde onu kovar ve daha iyisinin peşine düşer. Yada birini bulur ama aramaya devam eder çünkü kafasında ki o "üst" kişiye ulaşamamıştır. İnsanlar neden sevgilisi varken veya evliyken başka birine bakma eğiliminde olur.. Daha doğrusu neden hala elektrik olguları açıktır. Evet bunları sormuştum. O da benim gibi düşünüyordu, insanlar kendi pisliklerinin içinde dahada yukarıyı pisletmek isteyen varlık diye.. Hep bakacaklardı çünkü yanındakinden daha üst özellikleri vardı, belki sahip olamayacaktı ama genede bakacaktı. Peki ya bakmak aldatmak mıdır? Sorusu geliyor mu aklınıza. Bana sorarsanız evet..

Yeni yaratılan sistemler insanın ruhunu daima aktif ve bencil tutarak olduğundan farklı hale getirdi.

Farkında değilsiniz belki ama okuduğunuz kitaptan izlediğiniz haberlere kadar beyniniz sürekli uyarılıyor. Onların vermek ve oluşturmak istediği düzende yaşamaya başlıyorsunuz.

Eve geldiniz çok yorgunsunuz bilgisayar açmaya bile üşenecek kıvamdasınız. Televizyonu açtınız, sayısız tv kanalınız var ve istediğinizi seçeceğinizi sanıyorsunuz. Üzgünüm öyle değil. Medya sizin neyi izleyeceğinize karar veremez fakat izlediğinizden ne alacağınıza çok iyi karar verir. Bir kaç yıl önceye gidelim. Evlilik programlarından geçilmiyordu değil mi? Ama yüzlerce kanal elinizin altındaydı. Hangi kanalı açarsanız açın o prime time denen zaman diliminde evlilik programını görecektiniz. İçerikler aynı, sunucu, dekorlar ve birazda işleyişi farklı. Kimisi daha ciddi, kimisi daha halktan, kimisi daha üst tabakaya hitap ediyordu. Bunu dediğimde birşey fark etmeniz gerek. Medya sizin sınıfınızı belirledi. Zenginler bunu, fakirler bunu izler dedi. Bir sistemin içine dahil oldunuz. Hiçbir zenginin flash tv izlediğini düşündünüz mü. Gülüyorsunuz. Bunu ben yapmadım medya yaptı. Bitmedi, evlilik programı aynı zamanda güzel - çirkin olgusunuda yarattı. Talip olan kişiye "aa bakın çok yakışıklı" "aaa bakın çok güzel" denildi. O kişilerin tipleri nasıldı? Çoğu spor yapmış, belirli markalardan giyinmiş, saçları boyalı, özel bakım uygulamış kişiler. Şimdi farklı birşey daha öğrendiniz, evet medya size nasıl tüketim yapacağınızı da göstermiş oldu. Güzel kız olmak istiyorsam saçlarımı böyle boyatıp para harcamalıyım, kızlar beni beğensin istiyorsam spora gitmeliyim. Bitti sandınız ama bitmedi. Gene bu programlar üzerinden romantik erkek nasıl olur, inatçı kız nasıl olur gibi birçok duygusal yönden de ileti aldınız. Erkeğin diz çöküp güller döktüğü kızı görünce bende böyle yapmalıyım işin doğrusu bu dediniz. Bir kızda bunu gördüğünde; Bana böyle teklif etmedin. diye konuşmaya başladı bile... Farkında olmadan hepinizin beynine bunları teker teker işliyorlar, farkında olsanız bile devam ediyorsunuz çünkü.. Artık sadece medya değil... Kitap, dergi, ve 'sosyal' medyayı da sayabiliriz. Kitap almaya gidiyorsunuz direkt gözünüze 'en çok satılanlar' reyonu çarpıyor. Kendi istediğinizi değil oluşmuş olgunun istediklerini seçiyorsunuz.

Daha uygulamalara gelmeden siz bıktınız hissediyorum. Sosyal medyayı kullanan ezici çoğunluk 14-27 yaş aralığı olarak hangimiz büyük işler başardıkta 'story' denilen teknolojiyi kullanıyoruz. Yediğimiz yemekten, gittiğimiz sinemadan, yürüdüğümüz adımdan kime ne? Kimsenin umrunda değil, izlediğinizde sizinde değil! Neden izliyorsunuz? Ondan etkileniyor takip etmek istiyorsunuz çünkü takip ettiğiniz kişi size "deneyimlerin paylaşılma" etkisini sunuyor. Ulaşamadığınız, olamadığınız bir yerde ve sürekli onunla kendinizdeki eksikleri dolduruyorsunuz. Yada gerçekten o kadar kıskançsınız ki çekemediğinizden takip ettiğinizin farkında değilsiniz.

Gerçekten, bu paylaşımlar kimin umrunda, ne'siniz ki?

Hayatınızı nasıl değiştirdiklerini, sömürdüklerini gerçekten görememeniz.. Çılgınlar gibi bu paylaşımları yapıyorsunuz, herkesin sorguladığı şey şu; Snapchat bunu başlattı ve diğerleri çaldı aman tanrım! Takılacağınız nokta bu değildi. Facebook, Instagram, WhatsApp neden bu etkinliği çaldı ve size sundu? En çok tartışmanız gereken noktayı tartışmadan atladınız. (Çoğu kişi Facebook ve WhatsApp'ın artık ortak olduğunu bile bilmiyordur ya neyse..) Öyle bir etkileşim alanına maruz kalıyoruz ki, yaptığımız birçok şeyden haberdar bile değiliz. Günlük rutin haline dönüşmüş. Biri sizi tutup bunu neden yaptın dediğinde verecek cevabınızın olmadığı zamanlar bile oluyor.

Bunlar olmaya devam ettikçe "ben neslinin" gerçekliği daha fazla gün yüzüne çıkacak. Başlarda anlattığım şeyler sıradanlaşacak yerine daha farklı olgular gelecek. Her gelenle insanlar kendi benliğinden çıkmaya, parçalanmaya anlamsız bir yaşama sürüklenmeye devam edecek. Eskiden hep dile getirirdim. İnsanın cennetide, cehennemide dünyada. 

 AMA BUNUN FARKINA VARDIĞINIZDA HERŞEY SİZİN İÇİN ÇOK GEÇ OLMUŞ OLACAK.
BUZ DAĞININ ALT TABAKASINA YAKLAŞACAK KADAR BİLE BİLGİ YOK BURADA.
O KADAR ÇOK HATALI BİR YAŞAM SEÇTİK Kİ. BUNLARIN HEPSİNİ
KENDİ ELLERİMİZLE
BİZ BAŞLATTIK..


Tesadüf mü, yaşanması mı gerekir?

| Tarih:
Pazar, Nisan 07, 2013

Düşünüyorum, ama sadece ben düşünmüyorum tabiki. Hayatta, bazı şeyler var kaçırıyoruz ama bir şekilde farkına varınca şaşırıyor insan. Klasik şartlanma veya koşullanma ile karıştırılabilir ama değil işte..

Birgün olur mesela bilmiyorum, canım çilek yemek istiyordu, evet çilek şuanda satılıyor alabilirimde üşendim işte almadım, bundan bir kaç gün sonra yanlışlıkla çilekli meyve suyu almam ve bunu kendime ödüllendirmem? Canımın çektiği zamanla aynı enerjiyi duyguyu yaşamam, tesadüf mü? Değil bence.. Peki ya gene günler önce mc donalsda yediğim aynı menünün benzeri veya yakını hatta aynılarını yeni aldığım bir kitapda söz olarak görmem? Buda mı tesadüf, işte bu noktada koşullanma mı acaba diyorum.. İnsan birşey yapmak istediğinde veya yaptığın aklında kalırsa o andan itibaren gördüğü herşeyi ona çekermiş.. Şunun gibi hani biz Asya fanıyız ya, birşeyler üst seviyeye çıkınca gördüğünüz herşey sanki üstünüze geliyormuş gibi aa nasıl ya deriz, yani TV de Korece kurslar görürüz, gezeriz sokakta afişler görürüz Asyayla ilgili.. Yemek yemeğe gideriz birden gittiğiniz yerde Asya tarzı logolar özel bir menu olur ooh yok artık Asyayla ilgilide herşey beni buluyor ya ! deriz.. İşte bunun gibi bir koşullanma mı acaba demektende kendimi alamıyorum ama iyice düşünüldüğünde aynı yerde değillar ya bunlar. Zaten bu his bana önceden olmuyordu nedense son 1 aydır olmaya başladı hayatımda birşeylermi değişiyor yada yok, büyüyormuyum anlayamadım diyorum kendime. Yazmak istedim bu yüzden gene, yazınca rahatlıyorum ben, bu yüzdende kitap okumayada başladım artık biliyorum ki yakında kitaplardanda farklı mesajlar almaya başlayacağım, çok garip geliyor bazen hayat ama hayatın güzelliğide burada işte. Bunu depresif olarak yazmıyorum, şaşkınlığımla beğenimle yazıyorum hoşuma gitti, gerçekten bu durum hoşuma gitti ne kadar da saçma olsada..

Şunuda biliyorum ki bu Eren gene kafayı yedi diyorsunuz okurken, yemedim yoksa yedimmi? Hayatta çok eğlenceli çok gizli ama aklımızın bilgilerimizin fark edemediği şeyler var. Bunları bir iki kere fark ettikden sonra hayattan alınan zevk ve bunun arayışı gerçekten artıyor, son bir haftadır olduğumdan daha mutluyum.. Şimdi düşündümde bahardanda olabilir mi hep kış kış derken biraz neşelendik ya hani ? (Tabiki bu mutlu olmamdan dolayı diyorum) Neyse benim kendi garip yazılarımdan işte gene. :)

Count Duckula ?? İlk Çizgi filmim !!

| Tarih:
Perşembe, Mart 07, 2013

Sonunda çocukluğumun ilk yıllarına döndüm. Uzun süredir kendi kendime sorduğum hep hatıralarımda olan Count Duckula !!

Çok iyi hatırlamıyorum ama aklımda hep şu vardı ve onu düşünürdüm, yaklaşık olarak 5-6 yaşlarındayım sabahları gene şuanki gibi psikopatça 05.00'da uyandığım dönemler. Ailem televizyonu açmayı öğretip neler yapacağımı öğretmişti zaten izleyip izleyip uyuyordum, arada da yemek yerdim böyle yaşıyoruz o yaşlarda. Ama öyle birşey vardı ki, hep aklıma gelirdi.. Ben açar izlemeye başlardım sonlarına doğru babam beni görür sarılır işe giderdi bende kocaman o televizyon koltuklarında izlemeye devam edip uyuya kalırdım sonra annem uyandırıp yemek yedirir kendi kendime ne yaptığımı bilmeden oyunlar oynardım. Nedense bu dönemle ilgili çok hatırlamayıp bu yaptıklarımı ve çizgi filmde "Fotoğrafdaki karakterin vejeteryan olduğunu hatırlıyorum kan içemezdi ketçap gibi bişey içiyordu bilerek  yanındada olan birileri vardı onlarda çok aşırı güçlüydü ve fazlasıyla sertlerdi çizgi filme göre.." evet bunları hatırlıyorum hatta bu dönemde vampirli resimler falan çizerdim kağıtlara (küçük çizgi filmsi yarasalar falan) bunların hepsinin Count Duckula'dan kaynaklandığını düşünüyorum. Küçüklüğümün ilk çizgi filminden olan psikolojik bilinç altı sorunlarımıda bulmuş oldum.

Bir ilginç başka konusu ise bu dönemlerde gene benim gibi izleyenlerin hep küçük vampirli sert yarasalı ama o dönemin güzel olan bir çizgi filmi vardı adı neydi? Şeklinde aradığıydı herkesde aynı tepkiyi, düşünceleri yaratmış ilgicime gitti.. Eğer benim gibi o dönemden kalma ve hatırlamaya çalışıp bulamayan varsa yardımcı olacağına eminim. !! N-N (Şimdi izle deseler izlemem o ayrı tabiki ama 90ların başında ve 1999lara kadar damgasını vurmuş bayağı tanınan bir çizgi filmmiş...)