Image Slider

Dünyanın Düzenini, Moderniteyi Oluşturduk -Olmayan Topluluk.

| Tarih:
Salı, Mayıs 01, 2018

Topluluk kendi içinde; inanmalısın, giymelisin, şunu yapacaksın gibi hiç bir yaptırımda bulunmuyor. İnsanlar yemek, sevgi ve temel ihtiyaçları için çalışıp yaşam mücadelesi veriyorlardı. Bir grup olgusu vardı fakat herkesin ortak amaçlarla açlık adına yaşam mücadelesi verme isteğiyle. Böyle bir toplumda kim yobaz, kim dinci, kim "yollu" olacak.

Herhangi bir sapkınlık yok. Herkes istediği eşi, tamamıyla hür iradesiyle karşlıklı olarak seçebiliyor. Yemek yerken kimse izin almıyor. Sembolize ettiğim"üçlü" etikete maruz kalmıyordu. Elbette çok çalışanın, güçlü olanın daha iyi seviyede olacağı gerçeği ne o zaman nede bugün değişmedi fakat birçok şeyi ellerimizle değiştirdik. Herkesden daha zeki 'birisi' dünya ya geldi ve güçlerine, yeteneklerine göre onları ayırdı. Bunu yapabilirsin, sense hiçbir şey. Ama diğerlerinden daha güzelsin. Yeni ürünler yapılmaya, keşfedilmeye başladı ve "kıyafet" gerekliydi. Kültürler oluşuyordu. Kalıba uymazsan başkasıydın, az yemek yersen cılız çok yersen obezdin. Seni bir sınıfa sokan kişiye cevap verirsen isyankardın. Fikirler oluşmaya, yeni ülkeler ve yeni yasalar çıkmaya başladı. İnsanlar sürekli bilgi akışına maruz kalarak "yenilik" olgusuna kapıldı. Tekrar tekrar programlandılar. Sonra ne mi oldu?
Etiksel (ahlaki) egoizm: Bireylerin her zaman kendi çıkarlarına uyan şeyi yapmalarının doğru olduğunu savunan doktrin.
Psikolojik egoizm: Bireylerin her zaman kendi çıkarları için hareket ettiği savunan doktrin.
Rasyonel egoizm: İnsanların kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesinin rasyonel olduğunu savunan doktrin.
Fordizm'in doğuşu ve sosyal devletin ön plana çıkışına baktığımızda da insanları programlama amaçlarını görüyoruz. Saydığım toplumdan sonra oluşan orta toplum yani 'modern kitle toplumları' homojen, standart ve ölçek ekonomisiyle şekillenirken fordizmin oluşturmaya çalıştığı toplumdaysa; Yavaş yavaş, toplumların parçalandığını kalıcı gruplaşmaya gittiklerini görüyoruz. Toplulukları -grupları- kontrol edilebileceğini fark eden en büyük isim Henry Ford'dur. -günümüzde mark zuckerberg, steve jobs demek istiyorum ve dedim- Fakat bu toplulukların öncekilerden farkı kapitalizme geçecek olmaları ve bu zemininin hazırlandığını fark etmemeleri çok ilginçtir. İnsanlara iş olanakları sağlanır, mutlu olmaları para kazanmaları hedeflenir. Aynı zamanda kadın ve çocuklarında yaşam haklarında gelişmeler olur. -iş bulma olanaklarına kadar-

Toplulukların aşırı gruplaşmaya gitmemesi için büyük fabrikaların kurulduğunu düşünün ve içlerinde binlerce işçi çalışıyor. Yanlarında da yeni çıkmaya başlayan teknolojik robotlar, fakat o robotlar sadece binlerce çalışan işçiye bağlı birer 'yardımcılar'. Yani şuanki teknolojik üretim araçları gibi zeki değiller. Binlerce işçi aynı fabrikada aynı parayı kazanıyor, aynı saatlerde çalışıyor ve aynı yaşam standartlarına sahipler. Kadınlar erkek işçilerin yanında çalışabiliyor evlerine para götürüyorlardı. Mesela ford fabrikasında erkekler araç, motor ile uğraşırken kadınlarda koltuklarını dikip kılıflarını yerleştiriyorlardı. Peki bu dönemde üretilen herşeyin tek-tip olduğunu biliyor muydunuz? Araba üretiliyordu; Hepsi aynıydı, renginden içerisinde barındırdığı koltuklara kadar. Ürünler çıkıyordu ama herkesin aynıydı, aynı fiyattaydı ve her evde aynı ürünler vardı.

İşçilerin tüm hakları ellerindeydi. Bir sürü sendika işçilerin haklarını savunuyordu. Olumsuz durum gerçekleştiğinde iş durdurmaya kadar büyük grevler oluyor ve 'şirket sahipleri' olayların büyümemesi için herşeyi yapıyorlardı. Peki başka seçeneği olmayan seri üretimde ki amaç neydi?
Post-Fordizm; tüketim taleplerini karşılayabilmek için üretimin esnek bir modelde yerine getirildiği, işgücü ve makineleşmede esnek uzmanlaşmanın sağlandığı, bilgi ve iletişim teknolojilerinin üretimde yaygın olarak kullanıldığı bir üretim ve birikim rejimidir.
Herkes birer birer bölündü, ömürlerini verdikleri emeklerini yok pahasına sattıkları tüm işler değişti. Hazırlanan zemini fark edenler ya şirket kurabildiler yada hayatlarını başka çalışma alanlarına çevirdiler. Ama artık yeni oluşumda niteliksiz hiçbir işçinin yeri yoktu. Emeklerini tercih edip hayatını eğitim üzerine kuramayan, para dışında kendisine bir şey katamamış herkesin yok oluşunu izlediler. Zaten o günden sonra sosyalizm oluşumunun 'neden' çıktığını herkes kara kara düşünerek 70'ler sonrasına koşar adımlarla geçmek istedi.

Piyasa insana ve ürünlere doyunca sistem krize girdi. Fakat bu kriz kapitalizmi isteyen büyük patronlar için değil çalışanlar için oluşacak krizdi. Okuyup hayatını eline alanlar için sorun yoktu. Nitelikli bir işçi olarak küçük işletmelerde iyi tasarımcılar, teknolojik uzmanlarla birlikte çalışarak hayatlarına devam ettiler. Buda ürünlerde çeşitliliğin artmasına sebep oldu. İşletmelerde ve üretimde değişiklikler gerçekleşince teknolojik alanda da gelişmeler sağlandı. Fakat çalışan işçi sayısındaki azalma ve robotların 'akıllanması' insanlar arasındaki dayanışmayı kırdı. Buda büyük patronların para kazanma güdüleriyle çıktıkları yolda yaptıkları ilk hatadan kurtulmalarını sağladı. Bir daha asla o hatayı yapmadılar. Sosyalizm'le oluşan toplumların sonuda bu şekilde gelmiş oldu. Bundan sonra oluşan toplum ve toplulukları tek tek anlatmak gereksiz olacaktır. Zira günümüzde birlikte görünen, aslında tamamen ayrışmış olan toplum'cuk'ları konuşmak daha gerçekçi olur.