Sessizlik / Şusaku Endo Hakkında

| On
Cuma, Nisan 10, 2020
Tanrı neden hala sessizdir?
Japonya dışarıya kapalı, ürkek bir halde Edo dönemini yaşarken birçok batılı bu fırsattan yararlanmak istercesine Hristiyanlığı Japonya'da yaymaktadır. Yüzlerce ticaret gemisi Hristiyanlığın köklerini yerleştirecek rahipleri teker teker adaya taşımaktadır. Sessizliğin sonunda Japonya her zamankinden farklı yeni bir dine kavuşmak üzeredir.

Hristiyanlık inancı yayılsa bile Japonların düşündüğü Tanrı ya farklıysa. Kökleri sağlam olduğu düşünülen adada ki yeni din herkesce aynı mı anlaşılıyordu. Japon hükümeti sonuca varmayı beklemek istemedi. Yayılan dinin önüne geçme vakti. Duyurular hızlıca başlamalı. Artık Avrupalı ticaret gemileri denetlenecektir. Özellikle Portekiz ve Hollanda gemileri çok daha sıkı takip edilecek. İlerleyen süreçte ne olacağını az çok tahmin edebiliyorum. İrtibatları bile olmayacak, Japonyada yaşayan bütün Rahipler geri dönmek zorundadır! Bütün Samuraylar, halk, herkes kendi yönetimi ve dinine bağlı yaşayacak. Başka hiçbir dine geçmeyecektir.

Rodrigues ve Garrpe din düşmanlığına karşı gelmek için okyanusları feth edip, herşeyi eski hale döndürmek istemektedir. Rahipler bunca yıldır tüm bilgilerini yayarken hükümetin ani kararıyla dejenere oldular. Rodrigues ve Garrpe nasıl olurda bunca işi kendi başlarına, basitçe halledebileceklerini düşünürler? Kimseyi dinlemeden bütün güçleri ve birikmişleriyle yoldalar. Yanlarında Avrupa'nın gücü sayesinde gelen paraları ve paranın peşinden koşabilecek bazı yoksul insanlarda bulunuyor. Kuçijiro da onlardan biri. Japonca bilmesi ve ada hakkında fikri olmayan ikiliye yardım edebilecek olması Kuçijiroyu diğerlerinden farklı kılmaktadır. Kuçijiro gibi asil bir Japon nasıl olurda bu kadar korkak olabilir? Söyleyebilir misiniz muhteşem güçlü Avrupalılar. Nasıl olurda Kuçijiro Japonya'ya dönememiştir. Japon hükümeti başarılı bir şekilde Hristiyan öğretilerini kırdı ve özlerine kavuşan yoksul halkına tekrar sahip oldu. Fakat farkında olmadıkları bazı şeyler var. Vergi ödemekten bıkmış, ezilen halk Hristiyanlıktan gördüğü iyi niyet ve fikirlerle mutlu olmayı başarmıştı. Kırılan cesaretlerini Rodrigues ve Garrpe tekrar güçlendirdi. Eğer yoksulluk içinde 300 gümüş para için satacak birileri yoksa tabi...

Hristiyanlığın "kökünü" adaya taşımaya çalışan iki rahip çok farklı ihanetlerle karşılacaklar. Bu yolda değişik olaylar, tek kalmışlık, açlık, ölümler de peşlerini bırakmayacak. Fakat bir rahip için ne kadar zor olabilir ki? Rahibin asıl görevi dini yaymak mı olmalıdır yoksa kendisini 'dinen kurtarmak için' yaşananları görmezden gelerek fikirlerini sunmaya devam mı etmelidir. Sorunun cevabını birçok betimlemeyle göreceksiniz.

Garrpe.. Eğer biz ölürsek bütün Hristiyanlık ve kilise de bizimle birlikte ölür! 

Japon bir yazar için son derece cesur kitap. Kuçijironun betimlemeleri tamamen Japon halkının tasviri iken Samurayların gücü, fikirleri de 'tamamıyla' Japon hükümetinin tasviridir. Bütün eleştiriler ve ihanetler birleşerek karşınıza çıkacak. İhtişamlı bir Samuray tüm köyü dize getirmiş halde sizi de köşeye sıkıştırıp dizlerinizin üzerine çökmenizi bekleyecek ve sonrasında; "Bunca insan sizin kararlarınız yüzünden ölüyor, ne zaman son vereceksiniz. Bu kötülükler de mi sizin Tanrınızın işi?" diyecek. Belkide tir tir titreyerek tek bir cevap dahi veremeyeceksiniz. Halk ile içten kurduğunuz bağ, din, düşünceler değişebilir mi. Din öne geçebilir mi. Yoksullar size inanacaklar, fikirlerinizin peşinden gelecekler. Yemeğinizi verip bakımınızı sağlayacaklar ve size ait fikirleriniz yüzünden idam edilecekler. Rodrigues yada onun gibi rahipler; Hristiyanlık için ölümlere sessiz kalabilecek mi?

Hadi şu Fumie'lere basın ve bu işe son verelim artık. Bütün gün karnınızı doyurup bedavadan bakacak değilim.

Kuçijiro'nun her defasında yaptığı alçak hareketler beni gerçekten bunaltıyor. Ama ben nede olsa sadece bir Pederim. Ve sürekli istediğin günah çıkarma isteğini de geri çeviremem. Bakışların, insanların arkasına sığınarak takip etmelerin gerçekten rahatsız ediyor. Çünkü ben artık Peder değilim. Peki ya eğer tanrı yoksa insanoğlu tekdüzeliğe nasıl nasıl katlanabilir ki? Diyelim ki Tanrı yok... Kapatıldığım mahzene gelen horlama seslerinden bıktım. Gerçekten horlama sesi ise. Ya değilse? O sesler benim yüzümden idam edilen Hristiyanların acı çeken sesleriyse. Budist tapınağının etrafında oturduğumuz 'o gün' söylediklerimi hatırlıyor musun. Hani şu merdivenlerde arkamdan beni gizlice dinleyen çevirmenin olduğu an, Ferreira ile olan sohbetimde. İşte o gün sana şunları demek istemiştim. Biz Japonlara Hristiyanlığı yayıyoruz ama yüzyıllardır onların inandığı Güneş, doğa sembolik olan tüm düşünceleri. Ya bizim İsa'mızdan, Tanrımızdan farklıysa? Hristiyanlığı bizim gibi düşünmüyorlarsa? Bunca tutsaklığı, çekmişliği. Ne için çektik?

Budist tapınağında konuştuğumuzu söylemiştim değil mi. Herşey..
İlk Yorumu Sen Yap !
Yorum Gönderme

EMOTICON
Klik the button below to show emoticons and the its code
Hide Emoticon
Show Emoticon
:D
 
:)
 
:h
 
:a
 
:e
 
:f
 
:p
 
:v
 
:i
 
:j
 
:k
 
:(
 
:c
 
:n
 
:z
 
:g
 
:q
 
:r
 
:s
:t
 
:o
 
:x
 
:w
 
:m
 
:y
 
:b
 
:1
 
:2
 
:3
 
:4
 
:5
:6
 
:7
 
:8
 
:9