Zemberek Kuşu'nun Güncesi ve İmkansızın Şarkısı Kitapları - Haruki Murakami

| On
Cumartesi, Ekim 05, 2013

Haruki Murakamiye bayılıyorum, adam gerçekten yazıyor. Kitaplarında hep böyle gerçekten bunları yaşamış görmüş geçirmiş hissi var. Bir insan bu duyguları gerçekten yaşamadan kesin olarak ortaya koyamaz. Bazen kendimden parçalar buluyorum, kızlara verdiğim değer konusunda... Ne kadar hep sapık erkek karakterlerine yer versede ana karakter hep bir o kadar da kızların duygularından anlayan aslında hep sevdiği kişilerin iyi olmasını amaçlayan ama kendisine hakim olamayan bireyi yansıtıyor. Henüz daha iki çevrilmiş kitabını okuyabildim, ikisindede hep zemberek kuşundan bahsediyor. Onun için bu olay, zamanı durdurmak veya geriye almak galiba. Hayatta yaşadığı şeylerden hep bir üzüntü var.. Tek sevmediğim olayıysa hep böyle Japonyada ki pahallı arabalardan, yemeklerden ve ortamlarından bahsetmesi hani ben bunları bunları yaptım ona göre seviyem bu aklında olsun enerjisini hisettiriyor hoşuma gitmiyo ama kitaplarını okumama engel değil. :" Birde bildiğimiz sapıklık boyutu var tabi bu yüzden yaşı küçük arkadaşlarımın okumasını istemem her 10 sayfa da bir sapıklık göreceksiniz.

Zemberek Kuşu'nun Güncesi: Çeşitli yoğunluğumdan dolayı belkide aylardır kitap okumuyordum. Japon hayranlığımın arttığı dönemde animelerde sağolsun kendime vakit ayırabilir oldum ve birden Japon yazar merakı sardı beni, hem en azından oranın ruhunu hissederim hemde kitaplarını okuyarak kendime daha yakın hissettiğim şeyleri görürüm diye aldım okudum. Tek bir pişmanlık duymadan hani.. Tarihi olayları çok severim kitapta ara ara dünya savaşlarından Japonyanın tarihinden arada da kitaptaki baş karakterimizin gerçek hayatından bahsediliyor. Ailesiyle ilişkisi, sevdiği ve herşeyi göze alabileceği eşi için yaptıklarını.. Oturduğu semtte tanıştığı insanlarla geçirdiği şeylerin üzerine kurulmuş bir kitap. Birazda ilgi çeken şey ise bu "kuyu" olayı.. Okada hiç bir işi tam olarak yapamıyor, çalışmadığı içinde ev kadını gibi ev adamı olmaya başlayıp evin işini gücünü yapmaya başlıyor. Eşi Kumiko'da işinde iyi bir yerde olduğu için durum bu hale gelince kendisi çalışmayı Okada'nında eve bakmasını, kafasını toparlayıncada tekrar onun bir iş bakmasını istiyor. Herşey böyle güzel giderken, Okada semtten tanıştığı bir kızla hergün takılmasından sonra bulduğu kuyuyla hayatı değişmeye başlayacak, evden besledikleri kedinin kaçmasıyla eşinin tanıştırdığı yeni kişilerle işler çıkmaz bir hal alıyor. Özellikle kedinin bulunması için Kumikonun çağırdığı medyumdan sonra ben kitapta bir kere bile olaysız geçen yer görmedim.. Ayrıca Kumiko'nun psikopat abisi, Vataya'yıda unutmamak gerek! Ne Okada onu seviyor ne Kumiko Vatayayı seviyor.. Vataya'da zaten kimseyi sevmeyip hep küstüh bir tavırla Japonyada tanınan en ünlü siyaset adamı olma peşinde.. Ama herşey bu kadar kolay değil işte... Olaylar öyle bir hal alacak ki kitabın kaçıncı sayfasında olduğunuzu bile unutacaksınız.. Ve gelelim en çok hoşuma giden kısıma Teğmen Mamiya'ya, onun anlattığı tarihi olaylara bayılıyorum bazen 2-3 defa okuduğum bile oldu. Japonya'nın tarihte neler yaşadığını ne zorluklardan çıktığını çok daha net göreceksiniz.


İmkansızın Şarkısı: Bu kitabımız sandığınızdan dahada ünlü. Kitabın filmide mevcut.. Hatta size biraz daha sır vereyim mi? G-Dragon'u tanıyorsunuzdur, onunla ilgili Kiko adında bir bayanı duymuşsunuzdur? İşte bu filmin ana karakterlerinden birisini oynuyor.. Yakın zamanda bende izlemek istiyorum. Neyse biz kitaba geçelim.

Hoşuma gitmeyen birşey oldu. Kitapta ana karakter Watanabe, neredeyse tanıştığı her kıza aşık oluyor ve onlarla sapık şeyler yapma derdinde. (Kibarca söylüyorum u.u) Ama her zamanda sevdiği insana sadık.. Kitap genelde okul ve sosyal yaşam çevresinde geçiyor, karakterlerin yaşları daha genç. Watanabe, okul zamanından beri Naokoya aşık.. O dönemde üniversitede zorluklar geçirsede sonlarına doğru alışmaya başlıyor, hayat tarzı benim hoşuma gitti hep. Böyle üniversitede kimseyi takmayan arada çok iyi kız arkadaşları olan, hafta içi 2-3 gün işte çalışan bunun dışında da hep arkadaşlarıyla takılıp yemek yiyen birisi resmen, kim onun gibi olmak istemez ki? (Üniversite giriş ve o dönemdeki yaşadıklarını atlıyorum bunu kitabı okuyarak daha iyi hissedebilirsiniz) En yakın erkek arkadaşı okuduğu üniversite mesleği doğrultusunda sevgilisi ölünce o şehirden gitmeye karar verir ve herşeyini Watanabeye verir, zaten gittiği yerde fazlasını alacak.. Ama Watanabe bu saatten sonra iyice yanlız kaldı. Naokoya olan aşkı devamda ediyor tabiki ama Naoko iyi değil.. Psikolojik sorunları var (Bunun sebeplerini okursanız anlarsınız spoiler vermeyeyim) ve hastanede yatmak yerine daha çok böyle iyileştirme yeri olan kendilerine iyi değiliz diyen insanların yaşadığı herkesin giremeyeceği sessiz, sakin, ağaçlarla dolu olan yerde tedavi olmayı seçiyor. Orada Naokonun eğitmeni olacak ve onun adıda Reiko. Herşey bu haldeyken, Watanabe, ona sürekli yanında olduğunu hissettirmek için ve tedavisi hızlansın diye mektup yolluyor. Ama yazdıkları mektuplar gerçekten çok hoş.. Bu dönemde okulda, Midori diye bir kızla tanışacak (Lanet olsunn şimdi filmde midoriyi kim oynuyor diye baktım o kikoymuş :D acayip merak ediyorum nasıl oynamış diye, kitap da ben bile aşık oldum çünkü!) Onunda ailesi biraz sorunlu ve rahat yaşayan bir kız, ama Watanabe kadar kültürlü ve bilgili babasının eskiden işlettiği bir kitap evi var ve okul dışında orada takılıyor. Watanabeyle tanıştıktan sonra araları hep iyi oluyor ve beraber yemeklere çıkıp okulda takılmaya başlıyorlar.. Ama işte olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki Midori, Watanabeyle çok ilgilenince onada aşık oluyor.. Naokoyada aşık ne yapacağını bilemeden çaresizce hayatını yaşamaya devam etmeye çalışıyor. Bu dönemlerde Reiko, Watanabaye Naokoyu ziyarete gelmesini ve bunun tedavide hızlı bir sürece sokacağını düşündüğünü belirten bir mektup atıyor Watanabede kırmadan gidiyor tabiki.. Sonuçta Naoko onun ilk ve en sevdiği aşkı herşeyi onda buluyor kimsede bulamadığı şeyler hepsi Naoko'da... Oralarda neler yaptığı kısmını atlıyorum koca bir kitabı anlatmak saçma olur heralde.. Zaman geçtikçe Midoriyle, Watanabenin arası artık çok iyi olmaya başlıyor ama Naoko'nun tedaviside kötü gitmeye başlıyor, gerçek bir hastaneye gitme zamanı geliyor.. Bu dönemlerde Midori, Watanabeyi anlasada onu çok sevdiği için hep birşeyler yapmak istiyor içip içip kafayı bulup Watanabenin ona sarılmasını kolları arasına almasını istiyor. Anlatmadan geçemiycem Watanabe bir dönem yanında olsada onu dinlemediği zaman çok uzun süre görüşememiş ve buluşmuşlardı Midoriyle ama Midoriyi orada çok üzdü ve aynen şunu dedi Midori.. (Gitmeden bi şekilde mesaj bırakıyor okursanız görürsünüz kitabı.)

"Bana bugün korkunç birşey yaptığını biliyormusun? Binbir güçlükle uzattığım saçlarımı ve geçen haftanın sonuna doğru, nihayet yeniden bir kız saçı biçimine kavuşabildi. Ama sen, ayırdına bile varamadın, değil mi? Bana çok yakışınca seni uzun zamandır görmediğim için, sana bir sürpriz yapmak istedim. Ayırdına bile varmış olamaman, sence de pek kolay yutulur birşey değil, öyle değil mi? Hatta ne giydiğimi bile anımsayamassın. Ben bir kızım, biliyorsun. Düşüncelerine ne denli dalıp gitmiş olursan ol, ara sıra hiç olmassa bir kez  bana bakabilirsin, değil mi? Bana sadece: "Saçların güzel olmuş" demen yeterliydi, sonra düşüncelerine dalıp gitsen de seni bağışlardım.. İşte bu yüzdendirki şimdi sana yalan söylüyorum. Ablamla buluşacak olmam doğru değil. Bugün senin evinde kalmam için pijamamı bile yanımda getirmiştim. Ah ne aptalmışım meğer! Beni evine bile davet etmedin ki! (Watanabe burada yeni eve taşınmıştı ve üniversite için gittiği yurttan ayrılmıştı.) Ama önemli değil, bana aldırış etmediğine göre ve yanlız kalmak istediğine göre, seni yanlız bırakıyorum işte. Düşüncelerinle, gırtlağına dek boğulabilirsin artık.. Ay bu söz beni nasıl etkiledi varya bunu okuduktan sonra ben 2 gün kitap falan okumadım orada sanki bu kitabın yazarı kızmış gibi hissettim ya bu nasıl bir duygudur gözlerim doldu gerçekten. Bu olaylardan sonra Midoriyle, Watanabenin arası biraz bozuluyor.. Watanabe hatasını fark etsede Midori ciddi anlamda burnundan getiriyor onun (oh iyi yaptı herkese aşık olursan) Bundan sonra Watanabenin hayatı iyice garip bir hal almaya devam ediyor ve sonlara doğru kötü şeyler oluyor.. Daha fazla spoiler vermek istemiyorum isterseniz okuyabilirsiniz. Ancak kesinlikle söylüyorum bu kitapda ciddi anlamda çok sapık şeyler var sonra Eren sen ne okuyorsun böylee yuhh falan yapmayın.


İki kitapta gerçekten çok güzel İmkansızın şarkısını daha uzun anlatmamın sebebi kitabı şimdi bitirmem oldu (Yazıyı geç atıcam ama bu yüzden bitirdiğim günü bulamassınız :P) Yani daha fazla aklımda.. Ama benim kitaplarda tek üzüldüğüm şey ikisininde sonu tamamen bize bırakılmış hayalimizdeki sonu kendimiz yaratalım istenmiş.. Bu yazara bayılıyorum ya! Kitabın filminide kısa zamanda izlemeliyim özellikle Midori için tavırları hayallerimdeki gibi çok içten ya.. Ahh birde aklıma geldi Zemberek kuşunun güncesinde kulak ve kahkülle ilgili şeyler var acayip bayılmıştım okurken.
2 yorum on "Zemberek Kuşu'nun Güncesi ve İmkansızın Şarkısı Kitapları - Haruki Murakami"
  1. Haruki Murakami'nin Türkçeye çevrilmiş bütün kitaplarını okumuş biri olarak, yazarı daha çok insana duyurmak için çabalayıp duruyorum. Okuru olmana çok sevindim.
    Bu akşam eski yazılarını okuyorum ikide bir yorum yazıyorum kusura bakma...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni tekrar kitap okumaya iten kişi oldu diyebilirim mükemmel bir insan.. Ay yok abla olurmu öyle şey istediğine atabilirsin. :"

      Sil

EMOTICON
Klik the button below to show emoticons and the its code
Hide Emoticon
Show Emoticon
:D
 
:)
 
:h
 
:a
 
:e
 
:f
 
:p
 
:v
 
:i
 
:j
 
:k
 
:(
 
:c
 
:n
 
:z
 
:g
 
:q
 
:r
 
:s
:t
 
:o
 
:x
 
:w
 
:m
 
:y
 
:b
 
:1
 
:2
 
:3
 
:4
 
:5
:6
 
:7
 
:8
 
:9