Çok Farklı Açıdan Düşündüm Galiba

| On
Perşembe, Şubat 27, 2014
Bugün mecbur olarak demeyeyimde, izlemem gereken bir film vardı. "Her" adın da..  İzledim. Bu yılın bomba filmlerinden ve bir çok ödül alacağı konuşulmakta. Konusu da bana yakın. İleri teknoloji çağı ve bilgisayarların hayatı yönlendirdiği ama güzel bir yaşam. Tek kötülüğü belkide insanların daha "tek" ve "asosyal" olmaya gidiyor olması belki de? Ama ben bu filmi, teknoloji çağıydı böyle mi olacağız yoksa, hayat bu kadar basit mi? Sevgilimiz yok ya asosyalin tekiyim saçmalamışlar. Vakit kaybı film böyle dünya mı olur. Şeklinde değerlendirmedim. Eminde değilim belkide doğru değerlendirdim. Sorunda değil ya.

İzlerken adamın tipi ilginç derecede bana yakın geldi. Bana yakından kastım saç, ve gözlük takması beni andırıyor. Benim saçımda uzarken dalgalı öyle. Gözlük takıyorum. Sonra karakterine indiğimizde çok fazla nazik, bayanlara karşı iyi, duygusal ve titiz olan birisi. Bende öyleyim o.O Ne oluyor yaaa? Oldum izlerken. Diğer yakınlıksa tabi ki tipsiz olması :) Belki +2 puan daha tipli olabilirim. En azından yüzüm birazcık daha tatlı hehe! Sonra bir düşündüm. Adam bu kadar iyi olmasına rağmen neden yanlız? Bana kendi bunu seçiyor gibi geldi.

Bilgisayarına aşık oluyor. Bilgisayar dediğim konuşan, araştıran herşeyi insan gibi düşünen davranan, duyguları olan ama bedeni olmayan birşey sadece. (Seside var) Gayet doğal bu yüzden aşık olması. İstediği herşeyi buluyor çünkü. Kendime sordum, bedene mi aşık oluyoruz yoksa düşüncelere hareketlere mi? Adam bu bilgisayarla tanışmadan önce o kadar güzel ve iyi bir kadınla evliydi ki.. Bir sebepten ayrılıyorlar. En azından bizim adamımız bedene değil düşüncelere aşık oluyor. Olması gereken bu diyorum kendi kendime sonra bakıyorum beden olmadan nereye kadar peki? Kendimizi koyup düşündüğümüzde beden yok kavramını bilgisayar olarak düşünmeyelim. Uzağa çok uzaklarda olan birine aşık olduğunuzu düşünün. Veya hayalinizde ki birine. Ama en azından olabilecek birine yani. Şuanda bedenen size yakın değil değil mi? Aynı şey böyle düşünün işte. Sonra yanımızda olanları düşünelim, en azından ben düşünüyorum. Belki de çok fırsat kaçırıyoruz, kırılıyoruz, üzülüyoruz. Bizim için en iyisi olanı kaybediyoruz? Birşeye bağlı kalıp gittiğimizden dolayı. Kendimin çok kırılgan ve 20 yaşıma gelmiş olsamda çok sert şekilde dostlukları bitiren, ilişkiyi bitiren herşeyi silen biri olarak görüyorum. Ailemde sık sık yüzüme vuruyor. Bu adamda da aynısını gördüm ya! O kadınla yaşadıkları şeyler çok tatlıydı (evli olduğuyla) ve adam da aslında hala da ona aşıktı. Sadece duygu karmaşı yaşıyordu. En azından bana öyle geldi.



Peki bazı şeyler işimize mi gelmiyor? Boşanırken bile yanyana geldiler kadın ağlar ifadeyle geldi. Adam imza atılırken dondu.. Kadın biriyle aran varmı falan yapınca, bilgisayarıyla çıktığını anlattı. Tam hatırlamıyorum ama, kadının dediği bazı şeyler hoşuma gitti. Buna benziyordu; "Ben hayatta herşeye güler yüzlü olamadım, herşeye olumlu bakamadım bunu beğenmedin değil mi? Oyun yapamadım kandıramadım" vs vs buna benzer laflar söylüyordu. Gerçekten bizi zorlayan yoran şeylerle mi uğraşamıyoruz yoksa? Kendime çok kibarım iyiyim öyleyim böyleyim diyorum sonra düşününce, gerçekten tek hatasından sildiğim hatta yerin dibine soktuğum insanları hatırlıyorum. Ben böyle mi iyiyim? Kendimi mi çok seviyorum yoksa? Madem iyiyim neden bazı zorlukların üstesinden gelmeye çalışmadım. Buna böyle bakınca mantıklı ama sonra ben bu kadar sevgi dolu ve güvenirken yaşadığım şeylerde tek bir karşılığını alamamak bana koyuyor. Ha ben hata yapsam bunu yaşasam kabullenebilirmiydim. İnsanlar hata yapmadan yaşayabilir mi. Bilmiyorum ama hep saçma sapan hatalara mağruz kalan benim gibi geliyor işte sonra. Neden ben buna katlanmaya çalışayım ki? Sanki adam da bunu düşünüyor, bu yüzden tıpkı benim gibi bedenle işi yok ve sadece düşünceyi umursuyor. Üzülmek kırılmak yorulmak istemiyor belkide. Aslında buda çok bencilce işte. Herşeyi hakettiği gibi alan birisi varmıdır ki 4/4 lük yaşayan herşeyi...

Adam bu yüzden işte bilgisayarına aşık oluyor. Onun işlerine yardım ediyor. Yaptığı şeylere destek çıkıyor. Akşamları, boş anlarında hemen yanında oluyor. Onu üzmüyor. Ama "bedenen yanyana değiller.." Sonra bi hisse kapıldım. Gelecekte bunun olması imkansız değil. Hani belki ben göremem ama olacak birşey. Zaten ne hayal edilirse olur bunu unutmayın. Çok tatlı bir kız hayal ettim. Kahkülleri olan minik çok tatlı sesi olan ciddi cute, yeri geldiğinde trip atan yeri geldiğinde benle ilgilenen ama ne güzel beni hiç yormayan. O robot gibi cutesini düşündüm. Bende aşık olurdum gibi geliyor. Çünkü ben biriyle özellikle "cinsel ilişki" yaşamak için olmak istemiyorum. Hatta benim için olmasa bile olur. Ben istiyorum ki, tek bir yalan olmasın. Beni ben olduğum için sevsin. Bende onu seveyim. Ne bedeni için ne güzelliği için. Sadece hayatı mutlu ve güzel yaşamak istiyorum. Üzüldüğümde yanımda olabilecek. Tek kaldığımda korktuğumda yanımda olabilecek. Herşeyiyle sevebilecek ama mentalite olarakta "aşık" olabileceğim birisi. Aşk dünyanın en saf ve en güzel duygularını yaşatan birşey. Aşık olmakta delilik olarak gösteriliyor zaten filmimizde. Bende deli olmak istiyorum. Ama sanki herkesde hata varmış kendimde en az hata var gibi hissediyorum umarım bundan kurtulabilirim bu çok bencilce. Ama yaşadığım o kadar çok şey varki ilişkilerde. Burada anlatmak istemiyorum anlatamayacağım şeylerde yaşadım. Bu yaşta bu kadar çok saçma sapan yalanlar garip ilişkiler yaşadığım içinde çok şaşırıyorum. 20 yaşında birisi ne kadar şey yaşayabilir ki? Belkide daha hiç birşey yaşamadım. Ben ne güzelliğin nede başka şeylerin peşindeyim işte anlamıyorum dandik dunduk insanların sokakta bir yerlere gelmesini kaldıramıyorum. Sinirim bozuluyor, giderek daha fazla asosyal oluyorum bu yüzden. Üniversitede okuldan eve yapan kaç kişi vardır yahu?

Çok samimi arkadaş olduğum veya beni sevdiğini söyleyip, acayip derecede şaşırtan insanlarlada tanıştım. Hatta buluştum bile. Benim bir huyum vardır. "belli etmemek" gibi. Bu yazıyı onların okumayacağını biliyorum o yüzden gönül rahatlığıyla isim vermeden birşeyleri anlatabilirim. Bir kaç kişi var yaklaşık 4 yıldır tanıyorum net. Her ne kadar çok konuşmasakta ayda 5-7 kere iyi muhabbetlerimiz olur bazı özel şeyler bilinir ama son zamanlarda (5 ay içinde) buluştuğum bir çok kişiyle şaşırdım ve belli etmedim. Beni o kadar iyi tanıdığını düşündüğüm birisiydi ki bir tanesi özellikle. Yemek yerken bir muhabbet sırasında, müslümanlıkla ilgili konu açılmıştı. Kendisi görsel olarak dinci birisi olmasada düşüncesel olarak öyle birisi olduğunu biliyordum. Ben ahtopot yemeği çok severim belki 1 aydır beni tanıyan kişiler bile bilir bunu. Müslümanlıkta bu haram mış bir konusu açılmıştı şansa, bende yerim dediğimde onun surat ifadesinde ki şaşkınlığı anlatamam. O kadar samimi şeyleri paylaştığım biri beni şaşırttı neyseki ben bunu yüzüme vurmadım duygularımı anlamadı. Ve ben o kişiyle buluşuyorum, bir kız nasıl bu kadar duygusuz ve araştırmadan gezen olur? Ben onun neredeyse tüm özelini bilirim ve oda benim meğerse ikimizde birbirimize çok uzakmışız sanırım bu olaydan sonra internette bir daha samimi olamadım yazasım gelmedi çünkü zaten yazdığım ve beni biliyor sandığım çoğu şeyi bilmiyormuş bile. (Arkadaşımdı) Bir kaç tanede bunun sevgili olma potansiyelinde buluştuğum veya buluşmaya yakın yere kadar gelen kişilerlede ilginç şeyler yaşadım. Ama bunları anlatmak istemiyorum. Çünkü bu sefer tüm yaşadığım duygusal şeyleri dökmem gerekir ve karşı cevap hakkı da doğacaktır. Kimseyi kırmak istemiyorum kendimin kırıldığı kadar bu yüzden sadece arkadaşlı olanı anlatmak istedim nedendir bilmesemde.

Böyle olunca diyorum ki ben mi çook ince düşünüyorum? İnsanlar mı ne yaptığını bilmiyor anlam veremiyorum. Filme geri dönüp bitireyim. Orada ki adamda çok duygusaldı kız arkadaşları vardı çok kendine dikkat eden ve işi de neydi biliyormusunuz? O ileri teknoloji dönemde bir mektup firmasında çalışıyordu. İnsanlar yazamadıkları duygusal şeyleri ona yazdırıp eşlerine dostlarına yolluyorlardı. Tam bir mektup yazıcısıydı. Orada çalışan birisi de sürekli ona bir yanın bayan bir yanın erkek gibi diyordu. :" Ne diyeyim nedense sürekli bu filmden kendime birşeyler çıkarttım hoşuma gitti film. İzlerseniz birşey kaybedeceğinizi düşünmüyorum. Ya yaşamak istediğim çok tatlı şeyler ve gerçekten korkuyorum. Korktuğum şey bu durum geldiğinde yapamayacak olmam değil. İstediğim çoğu saf şeyin sadece belli yaşlarda olabileceğini düşünmemden kaynaklanıyor. Kahkülle olan duygularım. Sevgilimle yapmak istediğim şeyler. Çok tatlı düşüncelerim var ve ben bunları +35 den sonra yapabileceğime inanamıyorum. Ve bunları yaşayamayacak olmamdan korkuyorum. Gerçekten ölmekten korkmuyorum ama bundan korkuyorum. (Şimdi ölmekten korkmuyor ya ne saçmalıyor diyecek olanlara cevabım ölmekten bir insanın korkması için kötü şeyler yapmış ve faydasız biri olmuş olması gerekir diyerek ince bir mesaj veriyorum.) Ve benim sadece 15 senem kaldı bunları yaşamak için. Belki bu çok aptalca bir düşüncedir ama şuanda böyle düşünüyorum.

Tek istediğim çok tatlı bir insanla aslında dışarıda tanışmak. Ve herşeyimizin uyuştuğu ortak şeylerimizin olduğu birisiyle. Neden dışarıda ? Çünkü ben buluşup bazen farklı uzaklaştığım kişilerde oldu, beni farklı düşünüp benden uzaklaşanlarda oldu. Kötü bir tecrübede yaşamak veya yaşatmak istemiyorum. İnternet ortamı çok iyi olduğu kadarda çok saçma garip bir yer. Neyin nasıl olacağı belli olmuyor. Birisini çok seversiniz bağlanırsınız cidden ama tek bir kere bile görmessiniz ve gördüğünüz daha da fazla sevebilirsiniz, dahada uzaklaşıp ne yaptım bende olabilirsiniz. İŞTE NEDEN LANET BEDEN OLAYI GİRİYOR TEKRAR?? Güzel, çirkin den kasıt yok sadece. Gerçekten söylüyorum hayal ettiğiniz kişi çok farklıda olabilir işte! Bunu nasıl daha açık anlatabilirim ama bilmiyorum hayat çok garip film güzel etkilide beni. Umarım herkes hakettiği şeye kavuşabilir. Birde sizi üzüp spoiler yapıyorum sonunda robotumuzda bir yalancı çıkıyor ve adamın aklı başına geliyor. Neden hayat bu kadar yalancı? . Belkide böyle olmuyor.. ???


-Çok Farklı Açıdan Düşündüm Galiba



2 yorum on "Çok Farklı Açıdan Düşündüm Galiba"
  1. Bu postu kaçırmışım bugün okudum çünkü dün Banu bu filmden senin blogda bahsettiğinden dem vurdu. Şimdi ev derin bir sessizlikte ve ben yudumladığım yeşil çay eşliğinde yazdıklarını okudum. İçsel kaygılarını korkuları,anlatmak istediğin ama yazarken anlamını kaybeden ve belki bu yüzden bahsetmediğin şeyleri de hesaba katarsak kendi 20 yaşımın muhasebesine soyunmuş buldum kendimi.
    Yalnız bildiğim bir şey varsa oda şu; Hayat hız trenine binmişsin gibi çabucak bitiveriyor.
    Demişti dersin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abla sende izleyebilirsin, bunu çok etkilenerek yazdım Banu ablaya anlatırkende aslında çok abartılacak birşey değil demiştim sonra çok ezdiğimide fark etmiştim ama filmi, genede izle abla sende. Belkide izlemişsindir ama bilmiyorum. Aslında çok anlatmak istediğim şeylerde varda anlatınca hem okur kitleyi hemde bazı sebeplerden ötürü kendimi filtrelemekde zorunda kalıyorumya, anlamını yitiren öyle şeyler oluyor ki.. Hayatın hızlı geçtiğine eminim. Daha dün 18 yaşıma girdiğimi hatırlıyorum ve 9 ay sonra 21 yaşıma gireceğim..

      Sil

EMOTICON
Klik the button below to show emoticons and the its code
Hide Emoticon
Show Emoticon
:D
 
:)
 
:h
 
:a
 
:e
 
:f
 
:p
 
:v
 
:i
 
:j
 
:k
 
:(
 
:c
 
:n
 
:z
 
:g
 
:q
 
:r
 
:s
:t
 
:o
 
:x
 
:w
 
:m
 
:y
 
:b
 
:1
 
:2
 
:3
 
:4
 
:5
:6
 
:7
 
:8
 
:9