Image Slider

Seolhyun & Zico Ayrıldı (Mayıs'dan Temmuz Ayına Uzanan İlişki)

| Tarih:
Salı, Eylül 27, 2016

İkisinide severim. İlişki karşıtı bir insanım, madem oldu ozaman arkasında duracaksın. Zico'nun Seolhyun'a karşı yaptığı tamamen aptalca ve ayıptı! Bir kızın gururunu yere sermekti.

Tekrar ediyorum, seviyorsan arkasında duracaksın, fotoğraflarınız çıkmış, evine geldiği kayıtlar var. Zico kaçmak ve pasif durmaktan başka ne yaptı? Daha kötüsünü yaptı. Hayranları onu itince, verdikleri hediyelere kadar "haram olsuuun" kıvamına getirdiklerinden dolayı korkudan ne yapacağını şaşırıp rap videosu yayınladı.. Sözlerin de neler vardı?

"Korkudan başka hiçbir şey yoktu. Hata yaptım, geçmişimde böyle şeyler var. Hayranlarım siz yanımda olun, desteğinize ihtiyacım var." Peki, Zico gerçekten sevip evine kadar davet ediyorsan bu korku neden? Ünün hayatından önemliyse o halde bu işlere hiç bulaşmamalısın. Hep söylüyorum ünlü olmak kolay değildir. Normal bir hayatım olsun bende insanım diyorsan, kimse seni zorla ünlü yapmıyor ki? İlişki konusun da gerçekten böyle düşünüyorum. Jpop ve Kpop piyasasında ne yazikki böyle. Üyelerin, grupların solo sanatçıların bile çoğunun çok üst ses düzeyi yok. Amerikayla kıyaslarsak %90'ı şarkı söyleyip söz yazabiliyor. Korede sesi olanların oranı %10 Hem sesi iyi, hemde şarkı sözü yazabilen olarak bakarsak %3'lere kadar düşüyor. Zaten bu durum böyle olduğu için tüm medya'ya hayranlar yön veriyor. Programlara bakalım, hep "fan service" kafasında değil mi? Albüm satışları, promosyonlar her şey bu şekilde ilerliyor. Hayranlar sevdiği üyeye platonik kıvama gelir ve para kazanılır. Evet durum böyle. Benim içinde böyle. Bu piyasayı seven büyük çoğunlukta zaten bu yüzden sevmiyor mu... Virallere bakalım, dergi çekimlerine bakalım, sponsorluklara bakalım. Bazen öyle bir hale geliyor ki. Mesela örnek vereceğim geçen ayın Ceci Korea dergisinde DIA grup olarak fotoğraf çekimine katılmadı, sadece Chayeon var. Neden? Tabiki de söylediğim sebeplerden ötürü.

Zico & Seolhyun ikilisini gerçekten seviyorum bu ilişkinin olması gerekiyorsa erkek tarafı bu denli pasif ve geri adım atarcasına hareket etmemeli. Büyük şok etkisi yarattı. Seol tarafından bakınca çok küçük düşürücü duruyor.

Mayıs ayından Temmuz ayına kadar ilişkiden şüphelenip sonuna kadar kovalayan ve ortaya çıkartan Dispatch yayın grubunu da tebrik etmek gerek. Adamlar işini iyi yapıyor.




Hiç Bir Fotoğrafımı Beğenmiyorum? Dismorfobi'miyiz Konuşalım

| Tarih:
Pazar, Eylül 18, 2016


Ne zaman fotoğraf çekilsem sonu hep silinmekle biter. Arkadaşlarımla mekana gittiğimde fotoğraf çekilmeye karşı çıkmam, ama çekildiğim fotoğraflarda hep söylediğim söz vardır; "Beni etiketleme" "Dur tekrar çekelim" bunları neden yaşıyoruz diye düşünmeye başladım. Çünkü biliyorum ki benim gibi yaşayan kişi sayısı çok.

Bu işin derecesi varmış. Genelde fotoğraf çekilmeye karşı olup, toplumdan kopmak son seviyesi diyebiliriz. Aslında kendimi tam olarak bu hastalığa ait hissetmiyorum. Niyeyse bulunduğum -sanal sosyal- çevreye karşı çekingenliğim var benim. Yoksa sokakta birebir tanıdığım insanlarda veya aileden birine karşı böyle olmuyor. Ama ne zaman ben internetten birileriyle, görüşmediğim insanlarla ortak bir yerde bulunayım bu sefer başlıyor bende sorunlar olmaya. Fotoğraf atamama, kendini gösterememe hatta bazen kendini beğenememeye kadar gidiyor.

Peki wiki'den aradığım da neden "obsesif kompulsif" hastalığı çıkıyor? Henüz çözemedim çünkü ikisi birbirlerine bağlı da olsa aynı şey değiller. Birinde kendine güvenememe durumları var. Dismorfobi anladığım kadarıyla tamamen görsel sorun, yani bizim bahsettiğimiz. O yüzden başka kaynaklardan yararlanmak zorunda kalıyorum.

Dismorfobi: Kişinin görünümünde gerçek olmayan, imgesel bir kusur ile sürekli meşgul olması olarak tanımlanan “beden dismorfobik bozukluğu” hastaların kendilerini günlük yaşamdan soyutlaması. Kısaca kendini beğenmeme hastalığı.
Hepimiz bu kadar üst derecemiyiz? Açıkcası normal yaşantımda ben bu sorunu yaşamıyorum. Ne derler, beni dışlarlar mı gibi sorunum yok. Görüyorum ki bu boyutta yaşayan insanlar varmış. Gerçekten çok zor olur böyle bir yaşam. Benim gibi daha düşük ve sadece sanal alemde bunu yaşayan arkadaşlar var mı? Bence bu hastalığın adı daha farklıdır ama dismorfobi daha yakın olduğu için başka birşey demek istemedim.

Dismorfobi'nin oluşma sürecine indiğimizde; Uzun süre bekar kalmış kişiler, boşanmış kişiler, utangaç ve çekingen kişilerde daha sık olduğunu görüyoruz. Başkalarıyla kendilerini kıyaslar, küçük görürlermiş. Sürekli kendimle kapışan biriyimdir yani hatalarımı, kusurlarımı söylemekten göstermekten kaçınmam. Bunun benzerini yıllar önce yaşıyordum, belkide sadece sosyal ortamda yaşamamın sebebi budur. Daha ergen olduğum yaşlarda özellikle 15-16-17 dönemlerinde sosyal çevrede sakalla bile gezmeye utanırdım. Ama gene sanal sosyal çevrede. Hayran buluşmalarında, Kore-Japonya etkinliklerinde sakallı göremezdi kimse beni. Bu demek oluyor ki ben bilinçsizce kendimi ünlü olan kişilerle kıyaslamış, karşılaştırmışım bu yüzden de kendimde sorun yaşamışım gibi. (Başka ülke vatandaşı insanlarla) Şuan bunu tartışınca daha iyi anladım.Yaşım ilerledikçe bunun saçma olduğunun farkına vardım, daha doğrusu yapabileceğim birşey yoktu çünkü ben böyleydim. Bunu fark edebildim. Hala kendime göre tipim orta derecesinin üstünde değil ama belki ileride bunuda aşarım.

Aşırı derecede sorun yaşayan arkadaşlar lütfen içinizi dökün, isterseniz yorumda atabilirsiniz. Eğer yapamıyorsanız da ailenizle konuşup psikolog bulmalarını isteyin. İlaç falan kullanıp kendinizi uyutturmayın ama mutlaka içinizi dökebileceğiniz birisi olsun. Hiçbir şey yapamıyorsanız gelin burada konuşalım. Bu tarz kişilerin arkadaş çevresinde azalmalar, intihar denemeleri, toplumdan uzaklaşma gibi sorunları giderek artıyormuş.

Kendi adıma sevindim ki bu kadar ileri uçta değilmişim. Acaba benim hastalığımın adı varsa nedir. Belki bunu bilende çıkar. Gerçi konuşuyorum da hala böyle fotoğraf eklerken 100 tane'den bir tanesini seçerim. Arkadaşlarımla buluştuğumda bana hiç etiket yapılmaz kendimi gizlerim. Bazen fotoğraf çekilmem, ben çekeyim sizi sonra çekilirim diyip kaçıyorum... İleride ki hedefim bunu aşmak.

Obesesif Kompulsif: OKB kişinin istemediği ve tekrarlanan düşünceler, hisler, fikirler, takıntılar veya bir davranışı yapmaya doğru sürülmek. Sıklıkla kişi, obsesif (saplantılı) düşüncelerinden kurtulmak için bir kompulsif (zorlayıcı) davranışı uygulamak durumundadır. 

Dismorfobi'den bu yüzden farklı ama ikisi arasındaki bağ şu şekilde oluyor. Kendinizi beğenmeme durumunuz arttıkça özgüveniniz, sosyal olmanız, kısaca toplumun içinde olmanız azaldıkça saplantılı düşüncelerimiz artıyor.

En büyük obsesif kompulsif takıntı nedir biliyormusunuz? Evden çıktığınız da fişte birşey unuttuğunuzu sanmak veya ocağı açık sanmak. Başlangıcı böyle. Bu dozu yaşamayan kimse yoktur heralde ama üstüne çıkmamak lazım.

İstemiyorum

| Tarih:
Cumartesi, Eylül 10, 2016


Herkes işini gücünü bırakıp uzak yerlere, akrabalarına, ailelerinin yanına dönüyor. O gün anlamsız bir şekilde mutlu numarası yapılarak geçirilecek. Çocuklar zorla getirilecek. Geçen saatler yerini ailelerin ego tatmin saatlerine bırakacak. Senin çocuğun ne yaptı? Bizim ki şurada okuyor, şurada çalışıyor. Sizin ki kazanamadı mı.. Ahh çok üzüldüm..

Kavgalı aile bireyleri o gün gene birbirlerinin yüzlerine gülüp akşam eve döndüklerinde eşlerine o kişilerden daha fazla nefret ettiklerinden bahsedecekler. Bütün gün erkekler koltuklarında oturup kadınların çalışması için emirler verecekler. Amcalar, babalar, abiler sohbet ederken eşleri kızları bütün gün hizmet ederek ter dökecekler. Çünkü bugün bayram. Yapay mutlu aile ortamı geleneklere göre oluşturulmak zorunda. Oradaki kadınlar yorgun mu kimsenin umrunda değil, çocuklar diğer aile bireyleri tarafından eziklik hissiyle karşılacaklar mı? Kimin umrunda. Yapay aile ortamı oluşturulduktan sonra o gün artık değerli birgündür. Yarın herkes evine döndüğündeyse yerini iğrenç dedikodulara, muhabbetlere bırakacak. 

Unutmadan, o günden sonra kimse kimseyi gene aramayacak. Taa ki bu döngünün tekrar devam edeceği bir sonraki bayram gelene kadar.

Unutmadan dedim ama, unuttuğum ve bilerek rol kesip bahsetmediğim o kadar çok şey var ki.

Herkese iyi bayramlar biz 30 tonluk inek kesmeyi ve tüm akrabalara hava atmayı planlıyoruz :)

Polonyalı Tasarımcı 100 Yıllık Evi Örgüyle Kapladı

| Tarih:
Çarşamba, Eylül 07, 2016

Profesyonel tığ, heykeltraş sokak tasarımcısı olan Polonyalı Agata Oleksiak yeni maskeleme sanatıyla 100 yıllık bir evi tığ (örgü) ile kapladı.

Binayı kaplarken aynı zamanda bir yardıma da el uzatmış oldu. Bu işi yaparken ona yardımcı olan Suriyeli ve Ukraynalı mülteci kadınlarla birlikte iki katlı evi kısa sırada kapladılar. 100 yıllık bina Soğuk savaşlar döneminde (1939-1940) bombalanmış ve zarar görmüştü.

Bu tarz çalışmalarına devam edeceğini söyleyen Oleksiak "Pembeyle kapladığımız bina bizim sembolümüz olacak, geleceğe umut taşıyacağız. Bu tarz tasarımlar toplumuda bir araya getiriyor" şeklinde ekleme yaptı.


Hergün, Her Dakika.

| Tarih:
Perşembe, Eylül 01, 2016




Biliyorum ki ağladığında geçmişine laf ediyorsun,
Ama bilmiyorsun ki her gece yatağımda senin için göz yaşı döküyorum
Daha fazla, her geçen gün daha da ağır şekilde
**
Bir daha sahip olamayacağım en değerli günlerimi, saatlerimi,
Sadece senin için, bakışların için harcamak istiyorum
Gözlerine bakmak, yüzünü izlemek istiyorum
Ya, ben izlerken sana zarar verirsem
Ya, ben seni mutsuz edersem
**
Gözlerine bakıp zarar vereceğim korkusundan
Sadece yatağımda hayaller kuruyorum
Birşey olmasın diye, sensiz ben yokum diye
**
Gözlerine baktığımdaysa her saniye kendimi başka yerde buluyorum
Korkuyorum zarar vereceğim diye
Bir parça daha görebilsem seni
Anılarım doluyor, daha güzel hayaller kurabiliyorum
Ya sana zarar verirsem
Her hareketini görmek istiyorum
**
Nolur bitmesin hiçbir zaman, dursun her hareketimiz her saniyemiz
Bir dakika daha bakabileyim gözlerine. Hayallerimin ötesine geçebileyim
Cennetimi bulabileyim seninle
Ne olur,
Ağlama..